13. Hukuk Dairesi 2014/9623 E. , 2015/1259 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, ... İcra Müdürlüğünün 2004/3806 sayılı dosyasında emekli maaşından haciz yoluyla kesinti yapıldığını, .... İcra Hukuk Mahkemesinin 2011/1069 E. 2001/973 sayılı karar ile haczin kaldırılmasına karar verildiğini, haksız tahsil edilen 7.290,00 TL nin ticari faiziyle tahsilini talep etmiş, bilirkişinin hesapladığı 2329,19 TL işlemiş faizi de ıslah ederek talebini artırmıştır.
Davalı, kesintilerin 2004 yılındaki icra takibiyle yapılmaya başlandığını, emekli maaşlarına haciz konulmasına yasal bir engelin olmadığını, İİK m. 72 ye göre istemin zamanaşımına uğradığını, savunmuş olup davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kredi kartı üyelik sözleşmesinin 20. maddesinin haksız şart niteliğinde olduğu sonucuna varılarak davanın kabulüyle 9619,19 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının kredi kartı borcu nedeniyle emekli maaşının bir kısmının icra müdürlüğünce haczedilip bankaya ödenmesinden sonra geri istenip istenemeyeceğine ilişkindir. Bilindiği üzere 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce de 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 121. maddesinde “Bu kanun gereğince bağlanacak gelir ve aylıklar ve sağlanacak yardımlar nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez.” hükmü yer almaktaydı. Kanun koyucu bu hükmü 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı yasanın 56.maddesi ile Değişik 5510 sayılı yasanın 93.maddesinde aynen benimsemiştir. Buna göre “Bu kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler 88. maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez.” İİK.nun 83/a maddesindeki "İİK.nun 82 ve 83. maddelerinde yazılan mal ve hakların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar muteber değildir" hükmüne karşın, 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Kanunun 32.maddesi ile değişik 5510 Sayılı SGK.nun 93/1.maddesinde, "bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun muvafakati yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği" düzenlemesine yer verilmiştir. Bu hükmün İİK.nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği ve takip hukukuna göre icra takibinin kesinleşmiş olması şartıyla haciz sırasında veya hacizden sonra 5510 Sayılı Yasanın 93.maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklerin haczine ilişkin verilen muvafakatin geçerli olacağı, bu durumda borçlunun haciz sırasında veya haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde borçlu haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebileceği, sözleşme hukukuna göre bu yasağın kesin olmadığı, yasanın tarafların iradesine ağırlık vererek muvafakat yoluyla emekli aylıklarına bloke konulmasına, borcun başka teminatlara başvurulmadan ödenmesine imkan sağladığı, böylece tarafların sözleşme ile belirledikleri hükmü ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacı eldeki davayı 26.09.2012 tarihinde açmıştır. Davacı kesintilerin haksız olduğunu İcra Hukuk Mahkemesinin kararıyla öğrendiğini savunmuştur. Oysa bilirkişi incelemesine göre davacının emekli maaşından yapılan kesintilerin 30.11.2005 tarihinde başladığı, 21.07.2011 tarihine kadar devam ettiği, davacının bu tarihe kadar ödemelere itirazda bulunmadığı, nitekim İcra Hukuk Mahkemesine yaptığı itirazın kabulünden sonrada bir kesintinin bulunmadığı tüm kesintilerin icra mahkemesi kararından önce yapıldığı anlaşılmaktadır. Kesintinin başladığı tarihte yürürlükte olan kanuna göre emekli maaşı haczedilemez ise de başka teminat gösteremeyen davacının bu hacze, öğrendiği tarihe kadar ve 2009 yılından sonrada 5838 Sayılı Kanunun 32.maddesi gereğince muvafakat verdiğinin kabulü gerekir. Taraflar arasındaki borcun kaynağı kredi kartı üyelik sözleşmesi olup davacı yaptığı harcamaları ödemekle yükümlüdür. Mahkemece davacı ile banka arasında imzalanan sözleşmesinin 20. maddesinde müşterinin ödenmeyen borcun teminatı olarak bankaya hapis, takas, rehin hakkın tanıması ve bunu kabul etmesi haksız şart olarak nitelendirilmiş ve buna göre dava kabul edilmiş ise de banka sözleşmenin bu maddesine dayanarak kendisi işlem yapmadığı gibi ödenmeyen borcun tahsili için hesabı kat ederek icra takibi başlatmıştır. Sözleşmenin haksız şart kabul edilen maddesine göre icra müdürü haciz işlemi yapmış değildir. Bu nedenle somut olayda haksız şarta ilişkin maddenin uygulanması da sözkonusu değildir.
Davacının icra müdürlüğünün maaş haczine sessiz kalarak kabul ettikten sonra 6 yıl boyunca yaptığı ödemeleri geri istemesi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup iyiniyet kurallarıyla bağdaşmaz.(TMK m.2) Hal böyle olunca; mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA,peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 26.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.