
Esas No: 2018/7364
Karar No: 2019/8517
Karar Tarihi: 13.11.2019
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2018/7364 Esas 2019/8517 Karar Sayılı İlamı
"İçtihat Metni"
Bölge Adliye
Mahkemesi : ...Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Dava, yaşlılık aylığının iptali ve ödenmeyen aylıkların geri ödenmesine ilişkin Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine,... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davacının istinaf başvurunun kabulüne, davalı Kurumun istinaf başvurusun reddine, davanın kabulüne karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacıya 01.07.2011 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasadan yaşlılık aylığı bağlandığını, yaşlılık aylığından sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılmasının durdurularak kesintilerin iadesi amacıyla 24.12.2005 tarihinde davalı kuruma dilekçe verdiğini, davalı Kurum tarafından davacıya gönderilen 10.06.2015 tarihli cevabi yazıda vergi dairesi ile yapılan yazışmada vergi kaydının 08.03.2005 tarihinde sona erdiğinin öğrenildiğini, vergi kaydının tahsis talep tarihi 16.06.2011 tarihine kadar devam etmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle yaşlılık aylığının iptal edildiğinin bildirildiğini, davacıya yaşlılık aylığının iptal edilmesi ve ödenen yaşlılık aylıklarının iadesine ilişkin borç bildirimi yazısı gönderildiğini, davacının taşımacılık işinden dolayı vergi mükellefi olduğunu, 13.06.1996 tarihinde başlayan mükellefiyeti tahsis talep tarihine kadar da devam ettiğini, ... ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 08.06.2011 tarih 28511 sayılı yazısında davacının minibüs işletmeciliğinden dolayı 13.06.1996 tarihinde başlayan vergi mükellefiyetinin halen devam ettiğinin belirtildiğini, ... Vergi Dairesinin 04.02.2016 tarihli yazısında davacının vergi kaydının 13.06.1996 - 08.03.2005 tarihleri arası devam ettiğinin bildirildiğini, bu durumun gerçeği yansıtmadığını, davacının 2005 sonrasına ait vergisel işlemleri sebebiyle vergi cezasına maruz kalması ve bu cezaların kaldırılması için mükellefiyetinin bu döneminin terkini sebebiyle olduğunu yoksa davacının önceki döneme ilişkin çalışma koşullarında bir değişiklik olmadığını, davacının vergi kaydının olmadığı değerlendirilse bile yaşlılık aylığının bağlanmasındaki işlemlerde kusuru olmaması, yapılan yazışmalarda dahlinin bulunmaması, primlerin tahsil edilerek uzun yıllar kullanılması dolayısıyla davacının zorunlu olmasa dahi isteğe bağlı sigortalı kabul edilmesi gerektiğini, davalı Kurumun yanıltılmasının sözkonusu olmaması ve davacının iyiniyetli kabul edilmesi gerektiğini, davacının vergi kaydının 08.03.2005’ten sonra devam etmediği varsayılsa dahi... Şoförler ve Otomobilciler Odası kaydının 16.10.2015 tarihine kadar ve yine... Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Memurluğundaki kaydının 06.06.2016 tarihine kadar devam ettiği belirtilerek 1479 sayılı Yasanın 24. ve 25. maddeleri bağlamında zorunlu sigortalı kabul edilmesi gerektiğini belirterek davacının yaşlılık aylığının kesildiği tarih itibariyle yeniden bağlanması gerektiğinin tespitine, davacıya bugüne kadar ödenen yaşlılık aylıklarının iadesine ilişkin işlemin iptaline, iptal edilen sigortalılık süresinin geçerli kabul edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıya 01.07.2011 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlandığını, davacının 24.12.2015 tarihinde kuruma verdiği SGDP iadesi ile ilgili verdiği dilekçeye istinaden ... Vergi Dairesi ile yapılan yazışma sonucunda davacının vergi kayıtlarının 13.06.1996 ile 08.03.2005 tarihleri arasında olduğunun tespit edildiğini, vergi kaydının 16.06.2011 tarihine kadar devam etmediğinin anlaşıldığından aylık şartlarının mevcut olmaması sebebiyle davacının aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edilip, yersiz ödenen aylıklar ile ilgili borç kaydı oluşturulduğunu, 01.10.2008 tarihinden önceki dönemler yönünden davanın yasal dayanağının 1479 sayılı Yasa 24. ve devamı maddeleri olduğunu, 01.10.2008 sonrası yönünden ise 5510 sayılı Yasa 4 ve devamı maddeleri olduğunu, davacının 01.10.2008 sonrası yönünden 5510 sayılı Yasa 4. maddesi ve 7. maddeleri bakımından davacının vergi mükellefi olmadığından bu kanun bağlamında sigortalı kabul edilmesinin mümkün olmadığını, meslek odası ve esnaf sicil memurluğu kayıtlarının ancak vergiden muaf meslekler yapıldığında dikkate alındığını, davacının vergi kaydının 13.06.1996 ile 08.03.2005 tarihleri arasında mevcut olduğunu ve bu tarih sonrası sigortalılığının iptali gerektiğini, sadece iyiniyet kuralları dikkate alınarak yasal hükümlerin gözardı edilemeyeceğini, primlerin ödenmesinin yasal çerçeve ile belirlenmiş sigortalılığa ilişkin mevzuat hükümlerini bertaraf etmesinin mümkün olmadığını, isteğe bağlı sigortalılık talebinin de yerinde olmadığını, isteğe bağlı sigortalılık için yasaca aranan yazılı talep şartının gerçekleşmediğini, fazla ödenen primlerin ise ancak ileriye dönük olarak değerlendirilebileceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“... Davacının 1479 sayılı Yasa bağlamındaki sigortalılığı davalı Kurum... sigorta il müdürlüğüne verdiği 06/11/1996 tarih 64724 sayılı Bağ-Kur"a giriş bildirgesi ile 13/06/1996 tarihi itibariyle başlamıştır. Davacının minibüs işletmeciğili nedeniyle 13/06/1996 itibariyle vergi mükellefiyetliği başlamıştır. Davacı 14/06/1996 - 06/06/2016 tarihleri arasında... Esnaf ve sanatkarlar sicil memurluğunda ve yine 13/06/1996 - 16/10/2015 tarihleri arasında... Şöforler ve otomobilciler odasında kaydı bulunmaktadır. Davacıya 16/06/2011 tarihli tahsis talebi doğrultusunda 01/07/2011 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasadan yaşlılık aylığı bağlanmıştır. Davacının 08/03/2005 tarihinden sonra kendi nam ve hesabına vergisel bir işleminin olmadığı anlaşılmıştır. Davacı 13/06/1996 tarihinde başlayan 1479 sayılı Yasa sigortalılığından sonra ilk prim ödemesini 24/06/1997 tarihinde 6.600,00TL olarak ödedikten sonra 27/01/2007 tarihine kadar 18 adet prim ödemesinde bulunmamış olup, en son prim ödemisinin bulunduğu 27/08/2001 tarihinden 16/06/2011 tarihine kadar olan dönemde prim ödememiştir. Bu dönem için 37.822,00TL prim borcunu 16/06/2011 tarihinde ödemiştir. Davacı tarafından ihtilaf konusu döneme ait prim borçları davalı kurum tarafından ekstra doğrultusunda çıkartılan prim borcu ödenmesi veya tek taraflı prim ödemesi yerine getirilsede dahi isteğe bağlı sigortalılık olarak değerlendirilemeycektir. Davacının 30/04/2008 - 16/06/2011 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasaya tabi isteği bağlı sigortalılık talebi yerinde değildir. Davacının 14/06/1996 - 06/06/2016 tarihleri arasında... Esnaf ve Sanatkarlar sicil memurluğunda ve yine 13/06/1996 - 16/10/2015 tarihleri arasında... Şöforler ve Otomobilciler kaydı bulunmak birlikte vergi kaydı 08/03/2005 tarihinde sona ermiştir. 01/10/2008 tarihi sonrası dönem yönünden 5510 sayılı yasanın 4. maddesinin 7. fıkrasının d bendi kapsamında hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar yönünden zorunlu sigortalılık için gelir vergisi yükümlüsü olma koşulu bulunmakta olup davacının vergi kaydı 08/03/2005 tarihinde sona erdiğinden 01/10/2008 tarihi sonrası 5510 sayılı Yasanın 4/1-b (1479 s.Yasa) sigortalılık kolu bağlamanıda sigortalı olması mümkün değildir. Davacının 01/10/2008 tarihine kadar... Esnaf ve Sanatkarlar sicil Memurluğu ve... Şöforler ve Otomobilciler Odası kaydı devam ettiğinden bu tarihe kadar 1479 sayılı Yasa sigortalısı kabul edilmesi gerekmektedir. Davacının toplam 9497 gün üzerinden aylık bağlanmış olup davacının hizmet süresi yönünden 01/10/2008 - 16/06/2016 tarihleri arası 976 günün iptal edilmesi ile kalan hizmet süresi 8521 güne inmekte olup, davacı 01/07/2011 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasadan yaşlılık aylığı bağlanması şartlarını kaybetmektedir. Tüm bu sebeplerle davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, davacı ..."in 30/04/2008 - 01/10/2008 tarihleri arasındaki sigortalılık süresinin iptaline ilişkin işlemin yerinde olmadığının tespitine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, ...” karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6111 sayılı Yasa uyarınca primini ödeyip aylık bağlandıktan 5 yıl sonra sigortalılık süresinin iptalinin mevzuata uygunluğundan söz edilemeyeceği gibi, süreçten davacının sorumlu tutulamayacağını; prim ödeme aşamasında vergi kaydının geçersiz sayılacağını bilme olanağı bulunmadığını; MK 2. maddesi kapsamında davacının iyi niyetli prim ödemesinin korunması gerektiği; oluşan statünün, geçmişe dönük iptaline yerleşik yargı kararları ışığında olanak bulunmadığını beyanla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
SGK Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; vergi kaydı ve ticari faaliyetinin bulunmadığı 30.04.2008 - 01.10.2008 tarihleri arası dönem sigortalılığının da geçerli sayılması olanağı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.
B-BAM KARARI
“... Geçmişe dönük olarak vergi kaydının iptal edildiği, buna karşın oda ve sicil kaydının sürdüğü dönemde sigortalılık iradesini sona erdirmeyip, bu döneme ilişkin prim borcunu da yapılandırma kapsamında 16.06.2016 tarihinde ödeyen davacının; primleri tahsil edilip aylık hesabında gözetilen primi ödenmiş günlerinin, aylık bağlandıktan yıllar sonra iptalinin, mevzuat hükümleri yanında, objektif iyi niyet ilkesi yanında sosyal güvenlik hakkının vazgeçilmez temel insan hakkı niteliğiyle de bağdaştırılması mümkün olmadığından; sigortalılık süresi ve aylık iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline karar verilmesi gereğini gözetmeyen ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya aykırı bulunduğundan, kanunun olaya uygulanmasındaki hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği de dikkate alınarak; HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerektiği gerekçesiyle;
SGK Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle;Manisa 3. İş Mahkemesi"nin verilen 15/06/2017 tarih, 2016/265 Esas ve 2017/174 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına;
Davanın KABULÜNE,
14423665630 T.C. Kimlik, 740059054 Bağ-Kur sicil numaralı davacı ..."in, sigortalılık süresi ve yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptaliyle; aylıklarının ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği ve yersiz aylık ödemesi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, ...” kararı verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı Kurum vekili, istinaf sebeplerinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Vergi kaydına bağlı olarak 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı 13.061996 tarihi itibariyle başlatılmış olan davacının, 14.06.1996 - 06.06.2016 tarihleri arasında... Esnaf Sicil kaydı, 13.06.1996 - 16.10.2015 tarihleri arasında... Şöforler ve Otomobilciler Odası kaydı mevcut olup; 16.06.2011 tarihli başvurusu üzerine, 01.07.2011 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasaya dayalı olarak yaşlılık aylığı bağlanmış ise de; aylık bağlandıktan sonra 2016 yılı içerisinde yapılan yazışmalar sonucunda, davacının 08.03.2005 tarihi sonrasında vergi kaydı bulunmadığının tespiti üzerine, yaşlılık aylığının başlangıç tarihi itibariyle iptal edildiği anlaşılmıştır. 27.08.2001 tarihine kadar prim ödemesi bulunan davacının, bu tarih sonrasındaki prim ödemesinin ise 16.06.2011 tarihinde gerçekleştiği ve bu tarihte 37.822,00 TL prim borcu ödemesi yaptığı belirlenmiş; 30.04.2008 - 16.06.2011 tarihleri arasındaki döneme ilişkin sigortalılığın iptali, aylık bağlanması için gerekli prim ödeme gün sayısına ilişkin koşulun ortadan kalkmasına yol açmıştır.
Davacının, 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığının dayanağını oluşturan vergi kaydı minibüs işletmeciliği faaliyetine dayalı olup; adına tescilli 45 AT 663 plakalı minibüsün arızalı ve vergi borçları nedeniyle 2005 yılından itibarin garajda bekletiliyor olması nedeniyle, bu araçla ticari faaliyetinin bulunmadığının tespiti üzerine, vergi kaydı geçmişe dönük olarak ve 08.03.2005 tarihi itibariyle sona erdirilmiştir. Aracın davacı adına olan tescil kaydı ise, 21.12.2015 tarihinde devirle son bulmuştur.
Davanın yasal dayanağı; 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun"un Geçici 7. maddesindeki; “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20. maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler.” düzenlemesi ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereği 1479 sayılı Yasanın 24 ve 25 maddeleridir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25. maddelerinde “...kendi adına ve hesabına çalışanlar olarak nitelendirilen bağımsız çalışanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına yazılı olan gerçek kişiler...”, “meslek kuruluşuna yazılarak çalışmaya başladıkları tarihten itibaren” zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılmışken, anılan maddelerde 19.04.1979 gün ve 2229 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik ile meslek kuruluş kaydı zorunluluğu kaldırılarak, “kendi adına ve hesabına” çalışma koşulu ve belirtilen nitelikte çalışmaya başlama tarihi sigortalılık niteliğini kazanmak için yeterli kabul edilmiştir. 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemede, kendi adına ve hesabına çalışma koşuluna ek olarak “gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar” için mükellefiyetin başlangıç tarihinden, “kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmakla beraber gelir vergisinden muaf olanlardan kanunla kurulu meslek kuruluşlarına usulüne uygun olarak kayıtlı olanlar” kayıtlı oldukları tarihten itibaren sigortalı sayılmaktadır.
22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte ise, bu kez, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gerçek ve götürü usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan” gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkarlar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılmışlardır.
02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemede de; kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; “gelir vergisi mükellefi olanlar ile, gelir vergisinden muaf olanlardan Esnaf ve Sanatkar Sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıt olanlar” sigortalı sayılmışlardır.
Mahkemece, dava konusu dönemde davacının kendi nam ve hesabına faaliyetinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Bu kapsamda, dosya içerisindeki yoklama fişleri içerikleri irdelenmeli, davacının başka araçlarda çalıştığı iddiası kapsamında bu çalışmanın yevmiye usulü olup olmadığı, kiralama suretiyle başka araçlarda çalışıp çalışmadığı hususu belirlenmeli, bu kapsamda kiralanmış bir aracın bulunup bulunmadığı ya da kendi adına bir aracın bulunup bulunmadığı araştırılmalı, yine davacının vergiden muafiyet kaydının olup olmadığı araştırımalı, tüm bu deliller birlikte değerlendirilerek davacının çalışmasının kendi nam ve hesabına mı, sürekli mi olup olmadığı belirlenmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hukuki ve maddi olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ:İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu alandan sadece bu kararla ilintili POST üretebilirsiniz. Bu karardan bağımsız tamamen kendinize özel POST üretmek için TIKLAYINIZ
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.