13. Hukuk Dairesi 2014/2850 E. , 2015/1134 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalının ...."da yaptıracağı konutlardan satın almak için davalının hesabına 3.000TL para yatırdığını, kendisine açıklama yapılmadan başvuru ve satın alma taahhütnamesi imzalatıldığını, 2009 yılı sonunda kura çekimi yapılarak konut fiyatlarının açıklandığını, ödeme gücünü aşması nedeniyle peşinatı yatıramadığını, bu nedenle hak sahipliğinin düştüğünü, davalının konutu başkasına satışa sunduğunu, hiçbir hizmet almadan ödediği paranın davalı tarafından iade edilmediğini ileri sürerek, 3.000TL"nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının 21.5.2009 tarihinde sözleşmeyi imzalaması gerekirken imzalamadığını, dört kez verilen süre uzatımından yararlanmadığını, davacının imzaladığı taahhütname gereğince verilen bedelin iade edilmeyeceğinin belirlendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taahhütnamede düzenlenen uyuşmazlık konusu koşulun haksız şart niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, taşınmaz satın almak amacıyla davalıya ödediği bedelin taşınmazı satın almaktan vazgeçmesi nedeniyle iadesi istemiyle eldeki davayı açmıştır. davalı, davacının imzaladığı taahhütname gereğince ödenen bedelin iade edilmeyeceğinin belirlendiğini, bu nedenle iade istenemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece taahhütnamede düzenlenen koşulun haksız şart niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının taşınmaz satın almak amacıyla davalının hesabına 3.000TL para yatırdığı ve davacının vekilinin taahhütname imzaladığı hususları dosya kapsamından anlaşılmakta olup bu hususlar çekişmesizdir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, taahhütnamede düzenlenen koşulun haksız şart niteliğinde olup olmadığı ve bu kapsamda davacının ödediği bedelin iadesini isteyip isteyemeyeceği noktasındadır. Davacı vekili olarak cemide koç tarafından imzalanan ve davacı tarafından da kabul edilen 1.6.2006 tarihli taahhütname ile konut satın alma hakkından vazgeçilmesi veya konut peşinat tutarının bankaya yatırılmayarak gayrimenkul satış sözleşmesinin imzalanmaması halinde yatırılan başvuru bedelinin iade edilmeyeceği kabul ve taahhüt edilmiştir.
Haksız şart müessesesi 4077 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanunun 4822 sayılı kanunla değişik 6. maddesinde( 6502 sayılı kanun 5.madde) düzenlenmiş olup anılan kanun maddesinde "satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez..." denilmiştir.
Az yukarda açıklanan yasal düzenleme çerçevesinde uyuşmazlık konusu taahhütname hükmü değerlendirildiğinde, ülke genelinde çok sayıda konut üretimi yapan davalı idarenin uyguladığı talep toplama yöntemi kapsamında bu taahhütnamenin imzalanmış olması ve sözleşme serbestisi ilkesi karşısında tarafların hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olacak nitelikte bir koşul içermediği ve haksız şart niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Öyle olunca mahkemece taahhütnamede düzenlenen kabul ve taahhüdün davacıyı bağlayacağı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 24,30 TL harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-2 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.1.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Haksız Şarta ilişkin yasal düzenlemede “Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden, standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir.” denilmek suretiyle haksız şarta ilişkin ilke ve esaslar belirtilmiştir. Buna göre somut olayda davacı ile henüz asıl satış sözleşmesi dahi imzalanmadan “Başvuru ve Satın Alma Taahhütnamesi” imzalatılmış ve davacının konutu satın almaktan vazgeçmesi ya da peşinatı zamanında ödememesi halinde başvuru yaparken ödediği 3000,00 TL"nin yanacağı ve iade edilmeyeceği belirtilmiştir. Davacının davalıdan her hangi bir hizmet almadan, hiç bir karşılığı bulunmayan bu meblağın iadesini isteyemeyeceğine ilişkin taahhütnamede yer alan bu hükmün, tüketici ile müzakere edilerek kabul edildiğini söylemeye olanak bulunmadığı açıktır. Tek yanlı olarak davalı lehine getirilen bu hükmün, yukarıda açıklanan ilke ve ölçütlere göre haksız şart oluşturduğu, bu nedenle de yerel mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.