13. Hukuk Dairesi 2014/7772 E. , 2015/1130 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün taraflar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davacılar vekili avukat ... ile davalı ... vekili avukat ..."nun gelmeleriyle duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacılar, murisleri ..."nın 22.8.2007 tarihinde davalı doktorun kontrolünde diğer davalı şirkete ait hastanede sezaryenle doğum yaptığını, doğum yaptıktan sonra davalıların kusuru nedeniyle fenalaşarak vefat ettiğini, bu olay nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek, fazlası saklı kalmak üzere destekten yoksun kalma tazminatı olarak 1.000"er TL, cenaze, defin vb. giderler için 1.000TL, manevi tazminat olarak davacılar ... ve ... için 20.000"er TL, davacı ... için 40.000TL"nin faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemişlerdir.
Davalılar, davanın zamanaşımı ve esastan reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olup, olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı B.K.nun 126/4. maddesi gereğince de 5 2014/7772-2015/1130
Yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki ihtilafa haksız fiil hükümlerinin ve haksız fiil zamanaşımı süresi ile uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı, zarar verici olayın ..."ın vefat ettiği 22.8.2007 tarihinde meydana gelip, zararın bu tarih itibariyle belli ve öğrenilmiş olduğundan zamanaşımı süresinin de bu tarihten itibaren başlayacağı, dava tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, murislerinin davalı şirkete ait hastanede davalı doktorun kontrolünde sezaryenle doğum yaptıktan sonra davalıların kusuru nedeniyle vefat etmiş olması nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle eldeki davayı açmışlardır. Mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin vekalet ilişkisi olup 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacıların murisi ..."nın 22.8.2007 tarihinde davalı şirkete ait hastanede davalı doktorun kontrolünde sezaryenle doğum yaptığı ve akabinde vefat ettiği dosya kapsamından anlaşılmakta olup bu hususlar taraflar arasında da çekişmesizdir. Uyuşmazlık, dava tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı noktasındadır. Yargıtayın yerleşik uygulaması gereğince taraflar arasındaki ilişkinin vekalet sözleşmesinden kaynaklandığı hususunda duraksama yoktur. 818 sayılı B.K.nun 126.(6098 sayılı T.B.K.nun 147.) maddesi gereğince vekalet sözleşmesinde zamanaşımı süresi 5 yıldır. Ne var ki taraflar arasındaki vekalet ilişkisi meydana gelen ölüm olayı sonucu haksız fiili de içermektedir. Bu kapsamda dava konusu olayla ilgili olarak ....Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/177 esas sayılı dosyası üzerinden taksirle ölüme neden olma suçundan ceza davası açılarak yürütülmüştür. 818 sayılı B.K.nun 60/II.maddesinde(6098 sayılı T.B.K.nun 72.m.) "....şu kadar ki, zarar ve ziyan davası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruruzamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa, şahsi davaya da o müruruzaman tatbik olunur...." denilmek suretiyle zamanaşımı süresi için Ceza Kanununa atıfta bulunulmuş olup, anılan hükme göre tazminat davasının, ceza kanunları gereğince süresi daha uzun zamanaşımı süresine tabi cezayı gerektiren bir eylemden doğmuş olması halinde, ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı açıktır. Kaldı ki bu maddenin uygulanması için, ceza davasında tazminat istenmesi gerekmediği gibi, eylemi işleyen hakkında ceza davası açılmış olması ya da mahkumiyet kararı verilmiş olması da gerekli değildir. Sadece eylemin suç niteliğini taşıması yeterlidir. Buna göre somut olay değerlendirildiğinde olayda dava tarihi itibariyle ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Öyle olunca mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, 1100,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan 24,30 TL. temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine, 22.01.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.