11. Hukuk Dairesi 2016/2074 E. , 2017/987 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada verilen 17/12/2015 tarih ve 2014/183-2015/459 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 21.02.2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, %25 hissesinin müvekkiline ait iken müvekkilinin eşinin işlerinin bozulması ve borçlarının bir hayli fazla olması nedeniyle müvekkilinin %25 hisseni bedelsiz olarak davalıya şeklen devrettiğini, taraflar arasında hisselerin inançlı işlemle devredilmesi ile ilgili 01.04.2013 tarihinde limited şirket hisse devri sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin istediği zaman hissesini geri alabileceğini, müvekkilinin hisselerini geri almak istediğini davalıya ihtaren bildirdiğini, ancak davalının müvekkilinin hissesini iade etmediğini, müvekkilinin bilgisi dışında hisse devir işleminden 16 gün sonra bankadan, muvazaalı hisse devrinde hisse bedeli olarak gösterilen 300.000,00 TL"nin banka hesabına giriş çıkış işleminin yapıldığını ileri sürerek, "nin davalı adına olan %25 hisse kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, bu talep kabul edilmez ise HMK"nın 107.maddesi gereğince şimdilik, 500.000,00 TL"nin 23.04.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiz oranı ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hisse devri sözleşmesinden sonra davacı tarafından para talep edildiğinden davacıya 300.000,00 TL"nin banka aracılığı ile ödendiğini ve sözleşmenin geçersiz hale geldiğini, davacının ödenen bedeli iade etmeden hisseyi talep edemeyeceğini, davacının kendi muvazaasına dayanamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hisse devir bedelinin ödenmesine ilişkin banka dekontlarındaki imzanın davacı tarafa ait olması nedeniyle başlangıçta inançlı bir işlemde şirket hisseleri devredilmiş olsa bile noter sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin banka yoluyla davacının hesabına havale edildiği ve ödeme makbuzlarındaki imzanın da davacıya ait olduğu, davacının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
./..
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, inançlı işlemle davalıya devredilen limited şirket hisselerinin iadesi, olmadığı takdirde hisse bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı, ortağı olduğu şirketin %25 hissesini bedelsiz olarak davalıya inançlı işlemle şeklen devrettiğini, hisselerini geri almak istediğinde davalının hisselerini iade etmediğini, davalı tarafından ödendiği iddia edilen bedeli almadığını, bankada kendisine ödeme yapılmadığını, ödeme makbuzlarının kendisine diğer belgelerle birlikte imzalatılmış olabileceğini, ödendiği belirtilen 203.000 TL"nin davalı hesabına geri döndüğünü, ödemelerin gerçek olmadığını ileri sürmüştür. Davalı hisse devir bedeli ödendiğinden sözleşmenin geçersiz hale geldiğini savunmuştur. Mahkemece, başlangıçta inançlı bir işlemle şirket hisseleri devredilmiş olsa bile noter sözleşmesinde kararlaştırılan bedelin banka yoluyla davacının hesabına havale edildiği, davacının basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 01.04.2013 tarihli başlıklı belgede davacı tarafından şirketin %25 hissesinin davalıya devredildiği, davacının istediği zaman hissesini geri alabileceği, hisseyi devreden, hisseyi devralanın hisseyi geri almaya yönelik iradesini noter ihtarnamesi ya da iadeli taahütlü mektup ile bildirdiği andan itibaren 10 iş günü içinde hissenin iade edileceği, aksi halde şirketin o günkü rayiç bedelinden hisse değerini alma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir.
Davaya konu 01.04.2013 tarihli sözleşme delil sözleşmesi olup sözleşmedeki tanıklar mahkemece dinlenmemiştir. Ayrıca davacının ödemelerin gerçek bir ödeme olmadığı ve ödendiği belirtilen 203.000 TL"nin davalı hesabına geri döndüğüne ilişkin iddiası üzerinde yeterince durulmamıştır. Bu durumda mahkemece, 01.04.2013 tarihli sözleşmedeki tanıklar dinlenip sözleşme hükümleri değerlendirilmek ve ödemelerin gerçek olup olmadığı, 203.000,00 TL"nin davalının hesabına geri dönüp dönmediği konusunda gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.