
Esas No: 2021/4319
Karar No: 2022/2706
Karar Tarihi: 11.04.2022
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/4319 Esas 2022/2706 Karar Sayılı İlamı
7. Hukuk Dairesi 2021/4319 E. , 2022/2706 K."İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 23/07/2010 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve kâl istenmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30/06/2020 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkilinin maliki olduğu ... ili, ... ilçesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaza, komşu ... ada ... parsel maliki davalı tarafından ihata duvarı yapmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve kal kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin maliki olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde inşaat yapabilmek için belediyeden 09.08.1978 tarihinde imar çapı aldığını, daha sonra da ruhsat alarak inşaata başladığını, inşaatı bitirip 1987 yılında ise yapı kullanma izin belgesi aldığını, anılan taşınmazın imar parseli olduğunu, 30 yıldan fazla zamandır mevcut haliyle taşınmazı kullandığını, davalının iyiniyetli olduğunu, davanın ilgili belediyeye ihbar edilmesi gerektiğini, temliken tescile ilişkin haklarını saklı tuttuklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 27.11.2014 tarihli 2014/8484 E, 2014/18474 K sayılı ilamına uyularak davanın aktif husumet yokluğundan reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 19.06.2019 günlü ve 2018/3693 E, 2019/6170 K sayılı ilamı ile "... mahkemece dava açıldıktan sonra dava konusu taşınmaz ( en son) dava dışı ...’a devredildiğinden, ...’ın HMK'nin 125/2. maddesi gereği dava açan davacıların yerine geçtiği, aktif dava ehliyeti bulunduğu ve son malike ihbar yapılmak suretiyle davaya kaldığı yerden devam edilmesi gerektiğinden, işin esasına girilip taraf delilleri toplandıktan sonra sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile davanın usulden reddi doğru olmamıştır." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 725. maddesindeki şartların varlığı halinde, taşkın yapı maliki uygun bir bedel ödeyeceğini bildirerek açacağı yenilik doğurucu nitelikteki temliken tescil davası ile taşkın kısmın mülkiyetini veya lehine bir irtifak hakkı kurulmasını isteyebilir. Bunun yanında tescil talebi ayrı bir davaya gerek olmaksızın açılan davada savunma yoluyla da ileri sürülebilir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı vekili 30.11.2010 tarihli cevap dilekçesinde def'i suretiyle temliken tescil talebini saklı tuttuğunu beyan etmiş, 06.03.2013 tarihli dilekçesi ile temliken tescil hususunda talepte bulunmak ve/veya dava ikame etmek üzere mehil verilmesini talep etmiştir. 16.04.2013 tarihli 11. celse davalı vekili TMK'nın 725. maddesi gereğince tescil talebinin bulunduğunu belirterek yazılı beyanda bulunmak için süre verilmesini talep etmiş, davacı vekili bu talebe karşılık davalı yanın isteminin savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğunu ve istemi kabul etmediğini beyan etmesi üzerine mahkemece davalı vekiline duruşmadaki talebi hakkında beyanda bulunmak üzere 1 haftalık kesin süre verilmiş, davalı vekili 22.04.2013 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin cevap dilekçesinde TMK 725. maddeye göre tescil isteminde bulunmuş olduğunu iddia ederek, temliken tescil koşullarının belirlenmesi ve davalı tarafından yatırılması gereken bedelin netleşmesi halinde davayı ıslah ederek TMK'nın 725. maddesi kapsamında taşan kısmın davalıya aidiyetine karar verilmesi talep edileceğinden bu hususta gerekli araştırmanın yapılmasını talep etmiştir. Temyiz incelemesine konu kararın gerekçe kısmında davalı vekilinin TMK'nın 725. maddesi gereğince temliken tescil şartları oluşmadığından bu husustaki talebin kabul edilmediği belirtilmiştir. Davalı, yargılama sırasında usulüne uygun temliken tescil talebinde bulunmadığı gibi karşı dava da açmamıştır. Mahkemece, davalı taraf aleyhine oluşacak şekilde gerekçede temliken tescil şartlarının oluşmadığından davalının bu talebinin kabul görmediği yönündeki belirtme nedeniyle hükmün bozulması gerekmekte ise de, hüküm sonucu esas bakımından usul ve kanuna uygun olduğundan HUMK’nın 438/son maddesi gereğince hükmün gerekçesinin değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; hükmün gerekçesinin yukarıdaki şekilde DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİLMİŞ bu gerekçe ile ONANMASINA, peşin alınan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.04.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.