12. Ceza Dairesi 2019/5014 E. , 2019/9416 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Sulh Ceza Hâkimliği
Taksirle ölüme neden olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Araban Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 02/01/2019 tarihli ve 2018/879 soruşturma, 2019/2 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Araban 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/02/2019 tarihli ve 2019/286 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Gaziantep 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/02/2019 tarihli karar metninde mahkeme başlığı Araban 6. Sulh Ceza Hâkimliği olarak yazılmış ise de, Araban Cumhuriyet Başsavcılığının itirazın değerlendirilmesi için 25/01/2019 tarihli Gaziantep Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğine hitaben yazılan müzekkereden anlaşılacağı üzere söz konusu yanlışlığın maddi hata kaynaklı yazım hatası olduğu düşünülerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, şüphelinin sevk ve idaresinde bulunan araç ile 29/10/2018 tarihinde saat 23:50 sularında Araban istikametinden Gaziantep istikametine seyrettiği sırada, maktûllerin yaya olarak Dağdancık Mahallesi karşısında yol kenarında bulunan sebze ve meyve satıcısından alış veriş yapmak için geçtikleri anda aracın çarpması neticesinde vefat ettikleri somut olayda, Ankara Adlî Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 25/12/2018 tarihli raporu ile şüphelinin kusursuz olduğunun bildirmesini müteakip, Araban Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Adli Tıp Kurumu Uygulama Yönetmeliği 15/2-b. maddesinin "İlgili mercilerden gönderilmiş trafik kazaları ile ilgili tahkikat dosyaları üzerinde incelemeler yapılarak tarafların kusur oranları, zararları ve gerekli tazminat miktarları tespit edilerek sonucu bir raporla tespit edilir." şeklindeki düzenleme karşısında her ne kadar Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının ölümlü ya da yaralamalı trafik kazaları için kusur tespiti yapması mümkün ise de, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05/09/2013 tarihli ve 2012/19402, esas, 2013/19286 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere taksirle işlenen suçlardan dolayı kusurluluk değerlendirmesinin mahkeme hâkimi tarafından yapılabileceği, bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı değil, delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğu, mahkemelerin gerekçelerini açıklamak suretiyle bilirkişi raporlarına itibar edip etmeme hususunda takdir ve değerlendirme hakkını haiz bulunduğu, bilirkişi tarafından kusurluluk konusunda yapılan değerlendirmenin hâkimi bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı, meydana gelen olay nedeniyle şüphelinin kusur durumlarının mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı"nın 19/04/2019 gün ve 94660652-105-27-5421-2019-KYB sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08/05/2019 gün ve 2019/47761 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Olay günü şüphelinin idaresindeki otomobili ile meskun mahal dışında, yedi metre genişliğinde, bölünmüş, aydınlatması bulunmayan yolda seyri sırasında, seyrine göre yolun solundan sağına doğru karşıya geçmeye çalışan yayalar Eşe Fatma Kopar ve Mine Hösük"e çarparak ölümlerine sebebiyet verdiği, 29/10/2018 tarihli Kaza Tespit Tutanağına göre şüphelinin tali kusurlu, ölenlerin ise asli kusurlu olduğunun belirtildiği, 25/12/2018 tarihli Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı raporuna göre ise şüphelinin kusursuz, ölenlerin ise tam kusurlu olduğunun belirtildiği, 30/10/2018 tarihli otopsi raporu incelendiğinde ölenlerin beden uzuvlarında ampute oluşacak şekilde çarpmaya maruz kaldıkları, tanık Bekir Kayacı"nın "şüphelinin aracının hızlı seyrettiğini ve çarpma sonrası ölenlerin 50 metre sürüklendiğini" belirttiği, ayrıca dosya kapsamında alınan 30/10/2018 tarihli doktor raporuna göre sanığın kanında, sürüş yeteneğini etkilemeyecek olsa dahi düşük oranda alkol tespit edildiği, bu kapsamda meydana gelen netice gözetildiğinde şüphelinin aracının hızının mahal şartlarının üzerinde olduğu hususunda tereddüt oluştuğu, bu husustaki tereddütün giderilmesi ile şüphelinin kusur durumu bakımından çelişkinin giderilmesi bakımdan kusur durumunu bildirir yeni bir bilirkişi raporu aldırılarak sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile sanık hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasında isabet görülmediğinden;
Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden, Gaziantep 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 06/02/2019 tarihli ve 2019/286 değişik iş sayılı kararının CMK"nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25/09/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.