2. Hukuk Dairesi 2015/1248 E. , 2015/2396 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Körfez Aile Mahkemesi
TARİHİ :24.10.2014
NUMARASI :Esas no:2014/350 Karar no:2014/240
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (koca) tarafından, her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı (koca)"nın birlik görevlerini yerine getirmediği, birlikte yaşamaktan kaçındığı, davalı-karşı davacı (kadın)"da ise vajinismus (cinsel işlev bozukluğu) saptandığı ve tedavisi için gerekli girişimlerde bulunmadığı, bu sebeple taraflar arasında cinsel ilişkinin kurulamadığı, tarafların evlilik birliğinin temelinden sarılmasına sebep olan olaylarda eşit kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Olayların akışı karşısında her iki taraf da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında tarafları bir arada yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-karşı davalı (koca)"nın boşanma davasının da kabulü ile boşanmaya karar verilecek yerde yetersiz gerekçe ile reddi doğru bulunmamıştır
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple davacı-karşı davalı (koca)"nın reddedilen boşanma davası yönünden BOZULMASINA, bozma sebebine göre yeniden hüküm kurulması gerekli hale gelen davalı-karşı davacı (kadın)"ın boşanma davası ile fer"ilerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 20.02.2015 (Cuma)
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece verilen ilk hüküm, davalı-karşı davacı (kadın)"ın temyizi üzerine bozulmuştur. Bu bozma kararında, “sair temyiz itirazlarının reddine” veya “hükmün bozma kapsamı dışında kalan bölümlerinin onanmasına” denilmemiştir. İlk bozma, “kadın tarafından açılan karşı boşanma davasının da kabulü gerektiğine” ilişkindir. Bu bozmada yer alan, “da” sözcüğü, kocanın boşanma davasının kabulünün Yargıtayca benimsendiği anlamına gelmez. Kocanın boşanma davası yönünden Yargıtayca bir inceleme yapılmamış, bu husus bozma kararının sonuç bölümünde de açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla ilk bozma kararında yer alan “da” bağlacından hareketle artık kocanın boşanma davasının kabulü gerektiği sonucu çıkarılamaz.
.../...
-2-
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, tarafların on bir yıldır evli oldukları halde, bu süre içinde aralarında cinsel ilişkinin kurulamadığı anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davacı (kadın) da, psikolojik sebeplere bağlı olarak “vajinizm” denilen cinsel rahatsızlık bulunduğu da bellidir. Tedavisi mümkün olan bu rahatsızlığından dolayı kadını kusurlu saymak tek başına yeterli olmayıp, tedaviden kaçınmış olması ve bunun da ispatlanması gerekir. Dairemizin istikrar kazanmış kararları bu yöndedir. Davacı-karşı davalı (koca), herhangi bir delil bildirmemiş, eşinin tedaviden kaçındığına ilişkin bir kanıt getirememiştir. Bu halde, sırf “vajinizm” olduğundan dolayı kadın kusurlu sayılamaz. Eşler evlilik birliğinin mutluluğunu el birliğiyle sağlamakla ve birbirlerine yardımcı olmakla yükümlüdürler (TMK m. 185/2-3). Evlilik birliğine ilişkin görevlerin kapsamına “ruhsal ya da fiziksel rahatsızlığın” tedavisi için yardımcı olmak da dahildir (TMK m. 185/2) Dolayısıyla, uyulan ilk bozma kararında yer alan “kocanın evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmediği ve eşiyle birlikte yaşamaktan kaçındığına, bu sebeple kusurlu olduğuna” ilişkin belirleme karşısında, kocanın boşanma davasının reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu sebeple davacı-karşı davalı (koca)"nın bu yöne ilişkin temyiz itirazlar ile aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan hususlara ilişkin temyiz itrazları yersizdir.
Mahkemece, işin esasıyla ilgili bozmaya uyularak 12.11.2013 günü verilen ikinci kararda, davalı-karşı davacı (kadın) yararına 15.000 lira manevi tazminata hükmedilmiş, bu hüküm, davalı-karşı davacı (kadın) tarafından temyiz edilmemiş, davacı-karşı davalı (koca)"nın temyizi üzerine hüküm, başka sebeplerle bozulmuştur. Bu durumda, 15.000 lira manevi tazminata ilişkin hükmü temyiz etmemek suretiyle manevi tazminatın miktarı bakımından, koca lehine müktesep (kazanılmış) hak doğmuştur. Bu itibarla, bozmaya uyularak verilen son hükümde bu miktarın (15.000 lira) aşılmaması gerekir. Bu yön nazara alınmaksızın temyize konu son kararda kadın lehine 50,000 lira manevi tazminata hükmedilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak kanuna uymayan bu husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına da ihtiyaç bulunmamaktadır. Bu sebeple bozma yapılamayarak manevi tazminatın miktarı, oluşan usulü kazanılmış hakka uygun olarak düzeltilmek suretiyle hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.