12. Ceza Dairesi 2018/8586 E. , 2019/9340 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Bilişim sistemine girme, haberleşmenin gizliliğini ihlal
Hükümler : CMK’nın 223/2-c-e maddeleri gereğince beraat
Bilişim sistemine girme ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından sanığın beraatine ilişkin hükümler, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdur ...’ın yetkilisi olduğu firmada finans müdürü olarak çalışmakta iken istifa eden ve daha sonra iş mahkemesinde işe iade davası açan sanık ...’ın, firmanın muhasebe müdürü olan diğer mağdur ...’e şirket tarafından tahsis edilen elektronik posta hesabına, yetkisiz erişim sağlayıp, mağdurlar arasındaki elektronik iletileri, kendi kullanımındaki elektronik posta hesabına gönderdikten sonra, söz konusu elektronik iletileri, iş mahkemesindeki dava dosyasına sunarak, TCK’nın 243/1. madde ve fıkrasındaki bilişim sistemine girme ile TCK’nın 132/1 ve 132/2. madde ve fıkralarındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
Sanık ...’ın; bedelli askerlik uygulaması için firmadan 30.000,00 TL tutarında avans istediğini, kendisine yapılacak ödemenin kıdem tazminatına mahsuben yapılacağının, bu nedenle işten çıkış ve tekrar işe giriş yapılacağının söylendiğini, bu amaçla 31.08.2012 tarihinde istifa ettiğine dair dilekçeyi ve aynı tarihli ibranameyi imzaladığını, işten çıkarılmasına rağmen işe tekrar girişinin yapılmadığını, 17.09.2012 tarihinde ise hiçbir neden gösterilmeksizin iş akdinin fesh edilip, şirkete ait elektronik posta hesaplarına erişiminin de engellendiğini, 18-19.09.2012 tarihlerinde aynı departmanda beraber çalıştığı mağdur ...’ü telefonla arayıp, firmaya karşı dava açacağını, imzaladığı istifa dilekçesi ile ibranameyi ve konuya ilişkin firma ile arasında geçen elektronik iletileri istediğini, mağdur ...’ün “Beni bu işlere karıştırma, zaten benim elektronik posta adresimi biliyorsun, oradan girip al” dediğini, bunun üzerine 20-22.09.2012 tarihleri arasında mağdur ...’e şirket tarafından tahsis edilen elektronik posta hesabına önceden bildiği şifreyle giriş yapıp, temin ettiği istifa dilekçesi ve ibraname ile iddialarına ilişkin süreci destekler nitelikteki elektronik iletileri, iş mahkemesindeki 27.09.2012 tarihli dava dosyasına sunduğunu beyan etmesi, mağdur ...’ün, “... Murat ... şirketten ayrıldıktan sonra benimle ... irtibat kurarak kendisinin şirketteki görevinden tekrar geri işe alınacağı vaadiyle istifa ettiğini; fakat, işe alınmadığını, bu nedenle istifa dilekçesiyle ibranamesinin bir kopyasını istediğini söyledi, ben şirkette muhasebede personel işlerini takip ettiğim için bu belgelerin asıllarının benim erişimimde olduğunu biliyordu... kendisine bu durum şirketle senin aranda bir sorun, bu belgeleri sana veremem, bu durumu gerekirse patronlarla görüş dedim. Benim bu tavrım üzerine ... talep ettiği bu belgeleri bir şekilde ele geçireceğini ve ele geçirdikten sonra da benden aldığını söylemek suretiyle beni de zor durumda bırakacağını söyleyerek... benimle yaptığı görüşmeyi sonlandırdı. Aradan geçen bir süre sonra... şirket aleyhine açtığı iş mahkemesindeki davada benim şirket içerisinde kullandığım e-posta hesabıma yine şirket içerisindeki diğer kişilerle yaptığım özellikle şüpheliyi ilgilendiren e-posta ileti çıktılarının delil olarak sunulduğunu öğrendim. Ben şüpheliye hiçbir şekilde kullandığım e-posta hesabıma ait şifreleri vermedim. Nasıl öğrendiği konusunda da bilgim yoktur. Benim e-posta hesabıma ait şifrelerim kolay tahmin edilebilecek nitelikte de değildi; fakat, şüpheli belki benimle birlikte bulunduğu ortamlarda bu şifremi yazarken tespit etmiş olabilir. Benim e-posta hesabıma erişim sağladıktan sonra herhangi bir değişiklik yapmamış, ben bu şekilde kullanmaya devam ettim, olaydan haberdar olunca şifremi değiştirerek güncelledim...”; “...sanığın üçüncü kişilerle yaptığım görüşmelere girip girmediğini tespit edemedim...” ve mağdur ...’ın “...Şirket dışından elektronik posta hesaplarına erişim yapabilmesi için öncelikle şirketimizin web sayfasına daha önceden tanımlanmış kullanıcı adı ve şifre kullanılarak giriş yapılması gerekmektedir. Soruşturma konusu elektronik posta yazışmaları ile ilgili şüpheli tarafından ne şekilde erişim sağlandığı araştırıldığında web sayfasına kendi kullanıcı adı ve şifresi ile giriş yaptıktan sonra Özgür’ün e-posta hesabına erişim sağladığını tespit ettik...” biçimindeki ifadelerinden, sanığın mağdur ...’ü telefonla arayıp öncelikle belge örneklerini ondan talep ettiğinin ve telefonda yaşanan tartışmaya rağmen mağdur ...’ün şifresini değiştirmemesinden dolayı onun şifresini bildiği elektronik posta hesabına girdiğinin anlaşılması, sanık tarafından açılan iş davasının reddine ilişkin yerel mahkeme kararının, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 22.05.2014 tarihli, 2014/3243 esas, 2014/16502 karar sayılı ilamı ile “...Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının iş sözleşmesinin istifa ile sona erip ermediği noktasındadır. Somut olayda davalı davacının istifa ederek işten ayrıldığını davacının bedelli askerliğe müracaat ettiğini, bu kapsamda şirket tarafından kendisine 30.000 TL ödemede bulunulduğunu, davacının kendi işini kurmak amacıyla işten ayrıldığını belirterek davanın reddini talep etmiş, davacının 31.08.2012 tarihli istifa dilekçesini ve aynı tarihli ibranamesini sunmuştur. Davacı ise şirket tarafından kendisine ödenen bedelli askerlik tutarının kıdem tazminatı ödemesi olarak muhasebeleştirilmesi ve ilgili kayıtlara işlenebilmesi amacıyla giriş çıkış yapılması için söz konusu dilekçenin kendisinden alındığını iddia etmiştir. Gerçekten davalı tanığı ve çalışanı Özgür ... ifadesinde davacının iş akdinin feshedildiğini sonra işe geri alınmadığını, zannettiği kadarıyla davacı başvurmadığı için işe alınmadığını beyan ettiği, ayrıca davacının çıkışının dahi 31.08.2012 tarihi itibariyle değil istifa dilekçesi verildikten 17 gün sonra 17.09.2012 tarihinde yapıldığı, davalı davacı istifa dilekçesi verildikten sonra kendisiyle iki hafta daha çalışılması konusunda anlaşıldığını belirtmişse de bu konuda herhangi somut ve inandırıcı bir delil de sunulmadığı, sunulan dilekçede herhangi bir ihbar önelinin bulunmadığı, iş ilişkisi devam ederken bu şekilde alınan istifa dilekçesine itibar edilemeyeceği buna göre davacının iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiği ancak feshin haksız ve geçersiz olduğu anlaşıldığından davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi hatalıdır.” gerekçesine dayalı olarak bozulması, dosyada mevcut iş mahkemesine sunulan elektronik iletilerin bir kısmının tarafı sanık olup, elektronik ileti içeriklerinin sanığın savunmasını doğrulaması, şikayete konu elektronik iletilerin üçüncü kişi ya da kişilerle paylaşıldığı ve/veya çoğaltılarak dağıtıldığına ilişkin bir iddianın olmaması karşısında, sanığın, kendisinin kandırılıp, istifa ettirilerek, iş akdinin haksız şekilde fesh edilmesinin ve yaşadığı süreci ispatlayan belgelerin tarafına verilmemesinin ardından, sadece kendisine ilişkin süreçle ilgili elektronik iletileri temin edip, iş mahkemesindeki iddialarını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığına ve mağdur ...’ün rızasını alarak elektronik posta hesabına girdiğine dair savunmasının aksine, mahkumiyetine yeter, her türlü derecede şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle sanık hakkında beraat kararı verilmesine ilişkin yerel mahkemenin kabulünde dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiş; sanık hakkında bilişim sistemine girme ve haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği düşüncesiyle beraat hükümlerinin bozulmasını öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Mahkemece 26.01.2016 tarihinde tefhim edilen kararı yasal süresi içinde temyiz etmeyen sanık müdafii, 15.03.2016 tarihli temyize ve 09.01.2019 tarihli tebliğnameye cevap dilekçelerinde; hakkında beraat kararı verilen ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına, hazine aleyhine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle hükümlerin düzeltilerek onanması gerektiğini ifade etmiş ve sanık lehine vekalet ücreti hükmolunmadığı anlaşılmış ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.05.2013 tarihli, 2013/11-87-245 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; vekalet ücreti kişisel hakka ilişkin olup, kişisel hakka ilişkin kanuna aykırılıkların Yargıtay tarafından bozma konusu yapılabilmesi için, hükmün karşı hak sahibi tarafından temyiz edilmiş olması gerektiğinden, temyiz edenin sıfatına göre, bu husus bozma sebebi olarak kabul edilmemiştir.
Adli emanete alınan 2 adet hard disk hakkında bir karar verilmemesi, bu konuda mahkemesinden her zaman bir karar alınması olanaklı olduğundan, bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda, yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılanlar vekilinin sübuta, sanığa yüklenen suçların unsurlarının oluştuğuna, ele geçirilen elektronik iletilerin iş mahkemesindeki davayla ilgisi bulunmadığı gözetilmeden eksik incelemeyle karar verildiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığa yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilirken, CMK"nın 223/2-e madde, fıkra ve bendinin yanında, aynı Kanunun 223/2-c madde, fıkra ve bendinin de uygulama maddesi olarak yazılması suretiyle CMK"nın 232/6. madde ve fıkrasına uyulmaması,
Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK"un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; gerekçeli karardaki “sanığın CMK 223/2-c-e maddesi gereğince beraatine” ibarelerinin ve hüküm fıkrasının ilk paragrafının, “Sanık hakkında TCK’nın 243/1. madde ve fıkrasındaki bilişim sistemine girme ile TCK’nın 132/1 ve 132/2. madde ve fıkralarındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal suçlarından açılan davaların yapılan yargılaması sonunda, sanığa yüklenen suçların sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından, CMK’nın 223/2-e madde, fıkra ve bendi gereğince sanığın beraatine” şeklinde değiştirilmesi suretiyle, eleştiri dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.