11. Hukuk Dairesi 2016/1251 E. , 2017/633 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/11/2015 tarih ve 2014/1999-2015/1109 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ile katılma yoluyla davacı şirket vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.02.2017 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacılar vekili Av. ... ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirket ile davalı arasında 21.08.2006 tarihli 10 yıl süreli franchise sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre davalıya ait “komşu fırın” işletme adı ile davalının üretimini yaptığı unlu mamullerin müvekkili tarafından satışının kararlaştırıldığını, lisans bedelinin müvekkili tarafından davalıya ödendiğini, sözleşme gereği davalının uygun gördüğü şekilde kiralanan işyerinde tamir ve dekorasyon yapıldığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini ve davalının ürünlerini “komşu fırın” işletme adı altında satışını yaptığını, ancak bir süre sonra davalı tarafından sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın feshedildiğini ve müvekkilinin siparişlerini reddettiğini, oysa müvekkili şirketin sözleşmenin 10 yıl olması nedeniyle işletmeye yüksek miktarda yatırım yaptığını, davalının haksız feshi nedeniyle müvekkilinin zararlarının olduğunu ileri sürerek, 365.668,81 TL tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili, taraflar arasında imzalanan franchise sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini, haksız fesih nedeniyle uğradığı zararların tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini, takibin devamını ve % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların sözlü anlaşmaları üzerine sözleşmenin feshedildiğini, tek taraflı feshin sözkonusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada davacı şirketle davalı arasındaki franchising sözleşmesinin davalı tarafça 07/02/2008 tarihinde haksız olarak fesh edildiği, davacı ..."ın sözleşmenin tarafı olmadığından dava açmada aktif dava ehliyeti olmadığı, daha sonra davacı şirketin işletmeyi dava dışı kişiye devrettiği, davacının 150.536,34.-TL inşaat işlerindeki zararı ile 215.000.-TL mekanik işlerdeki zararı olduğu, bu zarardan 150.000.-TL rayiç bedel indirildiğinde, davacının zararının 215.536,24.-TL olduğu, birleşen dava yönünden davacının ayrıca toplam 84.927,57.-TL ek zararı bulunduğu halde davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği, davacının bu diğer zararı bozmadan önceki dosya kapsamına göre hesaplanabilir likit alacak olduğu gerekçesiyle, davanın asıl davada davacı ... tarafından açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine, davacı şirket tarafından açılan davanın kısmen kabulüne, 215.536,24.-TL alacağın dava tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davada itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağı likit olduğundan alacağın %40 tutarı inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl davada mahkemece verilen ilk kararda 3095 Sayılı Kanunun 2/2.maddesine göre hesaplanacak temerrüt faizine hükmedilmişken bozma ilamından sonra temerrüt faizi hakkında kurulan hüküm fıkrasında, faizin türü ve oranına ilişkin olarak bir belirleme yapılmadan, “ değişen ve değişecek olan temerrüt faiz oranları” denilmek suretiyle, denetime elverişiz ve infazda tereddüde neden olacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bu nedenle asıl davaya ilişkin kararın davacı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir
2-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
3-Asıl davada verilen ilk hükümde 206.668,81 TL"nin davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, bu yönden mahkeme kararı davacı tarafça temyiz edilmediği gibi, Dairemizce de bu husus bozma nedeni yapılmamakla davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Bu durumda, mahkemece usuli kazanılmış hak gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bozma ilamına uyulduktan sonra 215.536,24.-TL alacağın davalıdan tahsiline hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
4-Birleşen dava, franchise sözleşmesinin haksız feshinden doğan zararın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, davacının kira bedeli, işçi ücretleri, franchise katılım bedeli ve malzeme bedeli olmak üzere dört kalemden oluşan toplam 84.927,57.-TL zararı bulunduğu halde davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği, davacının bu diğer zararı bozmadan önceki dosya kapsamına göre hesaplanabilir likit alacak olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki franchise sözleşmesi davalı tarafından 07/02/2008 tarihinde feshedildiği, davacının da çalışanların iş akitlerini 07.02.2008 tarihinde feshettiği anlaşılmaktadır. Davacı , davalının sözleşmenin feshine ilişkin ilk ihtarnamesinden sonra davalı mal vermediğinden işletmenin çalıştırılamadığını ileri sürerek, davalının sözleşmenin feshine ilişkin ilk ihtarmane tarihi olan 26.12.2007 ile işçilerin iş akitlerinin feshedildiği 07.02.2008 tarihi arasında ödediği işçi ücretlerini ve kira sözleşmesinin feshedildiği tarihe kadar ödediği kira bedellerini talep etmiştir. Bu itibarla mahkemece, davacıya ait işletmenin ilk ihtarnamenin gönderildiği tarihden sonra çalıştırılıp çalıştırılmadığının tespiti ile, çalıştırılmadığının tespiti halinde bu dönemde davacının ödediği işçi ücretlerinin belirlenmek suretiyle zararının tespiti gerekmektedir. Davacının ödenen
kira bedeline ilişkin talebi yönünden ise, ilk ihtarnameden sonra işletmenin fiilen çalışıp çalışmadığının tespiti ile, işletmenin çalıştırılamadığının tespiti halinde ilk ihtarname tarihinden kira sözleşmesinin feshediliği tarihe kadar, işletmenin çalıştırıldığının tespiti halinde ise sözleşmenin fesih tarihi olan 07.02.2008 tarihinden kira sözleşmesinin fesih tarihine kadar davacının zararın belirlenmesi ve ayrıca hesaplama yapılırken davacı tarafından ödenmesi gereken kira bedeli üzerinden değil, fiilen ödendiği ispat edilen bedel üzerinden hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Davacının franchise katılım bedeline ilişkin olarak, taraflar arasındaki 21.08.2006 tarihli protokolde franchise alan davacının davalıya bir defaya mahsus 30.000 TL ödeyeceği düzenlenmiştir. Davacı tarafından davalıya protokol gereği 05.10.2010 tarihli fatura tanzim edilerek bu bedelin ödendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan alınan 30.06.2015 tarihli ek bilirkişi raporunda, davacı tarafından protokol gereğince ödenen 30.000 TL katılım bedelinin tamamı davacı zararı olarak belirtilmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğu dönem için hesaplanan miktarın davacının davalıya katılım bedeli olarak yaptığı ödemeden mahsup edilmesi sonrası kalan meblağın davacı alacağı olduğu nazara alınmamıştır. Mahkemece, bu doğrultuda inceleme yapılmak suretiyle, davacı tarafından sözleşmenin geçerli olduğu tarihler arasında sözleşme hükümleri gereğince davalıya ödenen veya ödenmesi gereken katılım bedeli tespit edilerek, bu miktarın protokol gereği verilen 30.000 TL’den mahsup edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davacının malzeme bedeli talebi yönünden ise, asıl davada alınan 13.05.2009 tarihli raporda, müteferrik malzeme için davalı tarafından düzenlenen faturalar başlığı altında bir kısım faturalar esas alınarak 18.811,17 TL"nin davacı şirketin gideri olduğu belirtilmişse de; bu faturalarda belirtilen malzemeler ve hizmetlere ilişkin ayrıntılı inceleme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece davacı şirketin stok defterleri incelenerek dava konusu faturaların sarf malzemesi veya hizmete ilişkin olup olmadığı ayrı ayrı değerlendirilerek, davacının stoğunda kalan malzemelerin belirlenip davacının zararının tespiti gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
5- Ayrıca birleşen davada mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmişse de, özü itibariyle tazminat istemine yönelik olan bu davada alacağın saptanması yapılacak yargılama sonucu belirleneceğinden gerek icra takibi tarihinde gerekse dava tarihinde alacak henüz likit halde bulunmadığından, mahkemece davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken,yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
6-Öte yandan birleşen davada, davacı ..."nın, franchise sözleşmesini davacı şirket adına imzalamış olması nedeniyle, sözleşmenin tarafı olmamasından dolayı haksız fesih iddiasına dayalı olarak davalıdan tazminat isteme hakkına sahip değildir.
Bu itibarla mahkemece, adı geçen davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı gözetilerek, davacı ..."nın açmış olduğu davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu davacı yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davaya ilişkin kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (3), (4), (5) ve (6) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davaya ilişkin kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin herbir yandan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 07/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.