11. Hukuk Dairesi 2016/14734 E. , 2017/621 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09/07/2015 tarih ve 2014/269-2015/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, ... Ziraat Bankası"nın iki ay kadar önce bankada parasının olduğunu bildirdiğini, bankaya gittiğinde nüfus kağıdında adının ... hesabın ise ... adına kayıtlı olması nedeniyle paranın kendisine ödenmediğini, nüfus kağıdındaki adının ... olduğunu, ancak çevresinde adının ... olarak bilindiğini, kendisini ... oğlu ... olarak bilmeleri nedeniyle hesabın bu şekilde açıldığını tahmin ettiğini, yaşı ilerlediği için bu hesabı açtırdığını unuttuğunu, ancak bankadan haber geldiğinde eşiyle oğlunun bankaya hesap açtırarak para yatırdıklarını hatırladıklarını, 1998 yılında evinde yangın çıktığını, bu yangında hesap cüzdanının da yandığını, bu nedenle banka hesap cüzdanının olmadığını, ancak ... ilçesinde ... oğlu ... adında bir başka kişinin olmadığını iddia ederek ... Ziraat Bankası hesabında bulunan 3.500 TL"nin tarafına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bankaların muhasebe uygulamalarına ve belgelerin saklanmasına ilişkin usul ve esaslar hakkında yönetmeliğin belgelerin saklanması başlıklı 17. maddesine göre davalı bankanın ilgili evrakları on yıl süreyle saklama zorunluluğunun bulunduğunu, hesap açılışının üzerinden on yılı aşkın bir süre geçtiğinden bankalarında davacının kimliğini tespit etmeye yarar bir belge bulunmadığını, davacının hesap sahibi olduğuna dair yeterli kanaat oluşmasına elverişli bir belge ibraz edilmemesi nedeniyle kendisine ödeme yapılamadığını, davalı bankaya kusur izafe edilemeyeceğini, davacı tarafından hesap sahibi kişinin kendisinin olduğunun mahkeme kararı ile ispat edilmesi halinde kendisine ödeme yapılabileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, yaptırılan zabıta tahkikatı ve dinlenen tanık beyanlarında ..."ın akrabaları ve komşuları tarafından isminin Remzi Korkmaz olarak bilindiği, hesap açılırken de bu karışıklık sebebi ile nüfus kayıtlarındaki gerçek ismi yerine çevresinde tanınan ismi ile hesabın açıldığı, bankaca yeterli evrak sunulmaması nedeniyle bozma ilamı uyarınca bilirkişi incelemesi yapılamadığı, mevcut delillerin hüküm kurmaya elverişli olduğu
gerekçesiyle, davanın kabulü ile Kaynarca Ziraat Bankası"nın 001934 (vadeli mevduat kartı:310001/89-2) hesap numarasında muris ... adına bulunan paranın tamamının işlemiş faizleri ile birlikte mirasçıları olan davacılara ... 4. Noterliği"nin 4444 yevmiye no’lu veraset ilamı ve ... 2. Noterliği’nin 1502 yevmiye no’lu veraset ilamı bir bütün olarak değerlendirilmekle, 1 pay ..."a, 1 pay ..."a, 1 pay ..."a isabet edecek şekilde ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Ancak, her ne kadar mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bozma ilamında da belirtildiği üzere davacıya ait olduğu iddia edilen hesaptaki paranın miktarı belirlenip, hükmün infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde tesisi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK"nın 294/3 madde ve fıkrasında "Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur." aynı Yasa"nın 297/2 madde ve fıkrasında ise “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmü düzenlenmiştir.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK 382 ve devamı maddelerinde gerekse de yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK"nın 294 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi, verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. Bu itibarla, mahkemece ""... Ziraat Bankası’nın 001934 (vadeli mevduat kartı:310001/89-2) hesap numarasında muris ... adına bulunan paranın tamamının işlemiş faizleri ile birlikte mirasçıları olan davacılara ... 4. Noterliği"nin 4444 yevmiye no"lu veraset ilamı ve Sakarya 2. Noterliği"nin 1502 yevmiye no"lu veraset ilamı bir bütün olarak değerlendirilmekle; 1 pay ..."a, 1 pay ..."a, 1 pay ..."a isabet edecek şekilde ödenmesine "" ifadelerine yer verilerek hüküm tesisi cihetine gidilmiş ise de, dava konusu miktarın açıklığa kavuşturulup, ilgili hesaptaki para tutarı belirlenerek, infazda tereddüt yaratmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken anılan hususların nazara alınmadığı anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.