11. Hukuk Dairesi 2019/2134 E. , 2020/277 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/12/2017 tarih ve 2016/332 E- 2017/576 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi"nce verilen 17/01/2019 tarih ve 2018/672 E- 2019/38 K. sayılı kararın Yargıtay"ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2014/110414 sayı ile “DOĞA GRUP” ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğunu, anılan başvurunun Markalar Dairesince kısmen reddine karar verildiğini, itiraz üzerine ise YİDK kararıyla itirazın kısmen reddine karar verildiğini, dayanak markalar ile başvuru markası arasında 556 sayılı KHK’nın 7/1-b anlamında benzerliğin bulunmadığını, başvuru markasının müvekkilinin “DOĞA” esas unsurlu birçok markasının devamı niteliğinde olduğunu, önceki markalar nedeniyle müvekkilinin kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürerek YİDK’nın 2016-M-6303 sayılı kararının iptaliyle başvuru markasının müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, markaların ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, kazanılmış hakkın bulunmadığını, benzer malları kapsadığını, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı başvurusu ile redde mesnet markaların 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadıkları, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davacının 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi kapsamında eskiye dayalı kullanım nedeniyle üstün ve öncelikli hakkının bulunmadığı, davacının markasının 556 sayılı KHK’nın 8/4 bendi anlamında tanınmış marka olduğunun ispatlanamadığı, marka başvurusunun kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı YİDK"nın 2016-M-6303 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davalı vekilinin istinaf başvurusunun, redde mesnet markalardan bir kısmının, tıpkı davacı başvurusunda olduğu gibi herhangi bir özellik arz etmeyen, düz yazı şeklinde yazılmış "DOĞA" asıl unsurundan oluşması nedeniyle başvuru markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olup davacı başvurusunun kapsamındaki bir kısım emtianın da redde mesnet markaların kapsamında aynen yer aldığı, benzerliğin tespitinde ilk derece mahkemesince alınan raporlarından yararlanıldığı, son bilirkişi raporundaki görüşe iştirak edilemeyeceği, başvuru markasındaki mal ve hizmetlerin eksik gösterildiği, 14.08.2017 tarihli ikinci bilirkişi raporunda ise gerekçe ile sonuç kısımları arasında çelişki bulunduğu, redde mesnet markalardan belirgin ve farklı şekil unsurları içeren markaların davacı başvurusu ile 556 sayılı KHK"nın 7/1-b maddesi anlamında benzer olduğunun bildirilmesi nedeniyle hükme esas alınamayacağı, 08.03.2017 tarihli ilk bilirkişi raporunda ise başvuru konusu ibare ile 556 sayılı KHK"nın 7/1-b maddesi anlamında benzer bulunduğunu bildirilen redde mesnet markaların tek ve asıl unsur olarak "DOĞA" ibaresini içerdiği, anılan markaların kapsamındaki emtiaların da başvuru kapsamındaki emtia ile benzer olduğu, başvuru kapsamındaki 35/5. sınıf mağazacılık hizmetleri, 1"den 34"e kadar tüm malların satışına özgülenmiş olduğundan, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere redde mesnet markalardaki herhangi bir malın satışına özgülenmemiş 35/5. sınıf genel mağazacılık hizmetlerinin başvuruya engel oluşturacağı, anılan ilk bilirkişi raporuna itibar edilebileceği, raporda davacı başvurusu ile redde mesnet markalardan, 556 sayılı KHK"nın 7/1-b maddesi anlamında benzer bulunmadığı bildirilen mal ve hizmetler yönünden davanın kısmen kabulü yerine davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle kabulüne, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, YİDK’nın 2016-M-6303 sayılı kararının 01, 05, 06, 07, 08, 09, 10, 11, 12, 13, 15, 16, 17, 18, 20, 21, 22, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 34, 35, 36, 37, 38, 40, 41. 42, 43, ve 45. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden kısmen iptaline, idari nitelikteki işlemler tamamlanmadığından davacı vekilinin tescil talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK"nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-) Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, marka başvurusunun 556 sayılı KHK"nın 7/1-b maddesi uyarınca kısmen reddine dair kurum kararının iptali istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, anılan karara karşı davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince kabulüyle, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacıya ait 2014/110414 sayılı “DOĞA GRUP” ibareli markada kelime unsurunun yanında, logo unsurunun da ayırt edici bir biçimde marka kapsamında mevcut olduğu, bu haliyle marka başvurusundaki ibarenin, redde mesnet alınan markalardan 556 sayılı KHK’nın 7/1-b maddesi anlamında ayniyet veya ilk bakışta ayırt edilemeyecek ölçüde benzerlik bulunmadığı halde, Bölge Adliye Mahkemesince, hatalı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK"nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi"ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.