Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2017/3906
Karar No: 2019/7525

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2017/3906 Esas 2019/7525 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2017/3906 E.  ,  2019/7525 K.

    "İçtihat Metni"

    Bölge Adliye Mahkemesi : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
    No : 2017/701-2017/769
    İlk Derece Mahkemesi : Düzce 2. İş Mahkemesi
    No : 2016/18-2017/8

    Dava, hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
    İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflar vekilleri ve fer"i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı ve fer"i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    I-İSTEM:
    İşyerinde 15.07.1988 tarihinden itibaren 25 yıl + 8 ay + 3 gün süresince kesintisiz olarak sigortalı işçi olarak çalıştığını, çalıştığı sürece 2 asgari ücret tutarında ücret aldığını, en son aldığı ücretin 1.600,00 TL olduğunu, işyerinin sahibi ...’un 18.03.2014 tarihinde ölümünden sonra işyerinin kapandığını, davacının ilk işe giriş tarihinin 1984 yılı Eylül ayı olduğunu, ancak 3 yıl + 10 ay süresince sigortasız çalıştırıldığını, davacının davalılar aleyhine Düzce İş Mahkemesi’in 2014/272 E, sayılı dosyası ile kıdem ve ihbar tazminatı davasını açmadan önce SGK’dan hizmet dökümü aldığında işyerinde primlerinin 2004 yılına kadar eksik beyan edilerek eksik ödendiğini öğrendiğini, bu şekilde 1988 yılında 2 ay, 1988 yılından 2002 yılı sonuna kadar 3’er ay, 2003 yılında 9 ay, 2004 yılından işyerinin kapandığı tarihe kadar ise 12 ay sigortalı olarak gösterildiğini, ancak davacının çalışmalarının kesintisiz olduğunu beyanla davacının sigorta başlangıç tarihinin 1984 yılı Eylül ayı olduğunun, 15.07.1988 tarihinden işyerinin kapandığı 18.03.2014 tarihine kadar kesintisiz çalıştığının ve çalıştığı süre boyunca her ay 2 asgarî ücret tutarında ücret aldığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
    II-CEVAP:
    Fer"i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hizmetlerinin hak düşürücü süreye uğradığını, kurum kayıtlarının incelenmesinde davacının sigortalı çalışmışlığının kısım kısım olduğunun anlaşıldığını, yazılı delil mahiyetindeki resmi kurum kayıtları karşısında davanın yazılı delillerle ispatlanamaması halinde davanın reddi gerektiğini, yalnızca tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilemeyeceğini, bu tür hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğinden titizlikle incelenmesi gerektiğini, çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının doğum tarihi nedeniyle çocuk yaşta bulunmasından dolayı çalışma süresinin sigorta başlangıcına esas alınamayacağını, davacının ücrete ilişkin beyanlarının gerçek dışı olduğunu, davacının işyerindeki görevinin telefonlara bakıp gelen kişilerle ilgilenmek olduğunu, yani vasıfsız eleman olduğunu, davacının sigorta sicil dosyasındaki resmi kayıtların hizmet süresi ve ücret yönünden gerçekle birebir doğru olduğunu, ayrıca davacının önceki yıllara ilişkin çalışmalarının zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
    III-MAHKEME KARARI:
    A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
    Mahkemece; işyerine ait mükellefiyet kaydının 03.11.1982 tarihinde açılmış olduğu, böylece davacının sigorta başlangıç tarihinin tespitini istediği 1984 yılı Eylül ayında işyerinin açık olduğu, gerek bordro tanıklarının gerek komşu işyeri tanıklarının beyanlarından, davacının 15.07.1988 tarihinden işyerinin kapandığı 18.03.2014 tarihine kadar sürekli ayda 30 gün olmak üzere kesintisiz olarak çalıştığı, bu çerçevede davacının ilk kez 15.09.1984 tarihinde davalıların murisine ait işyerinde en az 1 gün sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıç tarihinin sigortalılık süresinin başlangıcı yönünden 18 yaşını doldurduğu gün olan 01.06.1987 tarihi olduğu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu 01.10.2011 tarihine kadar bu Kanun’da belirlenen parasal sınırı (2007-2011 yılları arasında 460,00-590,00 TL) aştığından, gerçek ücret iddiasının tanık beyanlarına göre tespit edilmesi mümkün olmayıp, davacının 01.10.2011 tarihinden önceki dönem yönünden prime esas kazancının 2 asgari ücret tutarında olduğu iddiası usulünce ispatlanamadığından bu husustaki talebin reddine, ancak 01.10.2011 tarihinden sonraki dönem yönünden ise davacının asgari ücretin iki katı tutarında ücret aldığı davacı tanıkları ve bordro tanıklarınca doğrulandığı ve dosyada bunun aksine bir veri bunun bulunmadığından davacının ücretinin asgari ücretin iki katı tutarında olduğu kabul edilmiştir.
    B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
    Mahkemenin maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek davacı ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
    IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
    Davacı vekili aynı işyerinde çalışan ...’nın davalılara karşı açmış olduğu hizmet tespiti dosyasında bulunan brüt ücretinin 1710 TL, net ücretin 1225 TL oldğunu gösteren ..."ya ait ücret bordrosunun yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu veya yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, davacı ve bordro tanıklarının davacının ücretinin asgari ücretin 2 katı kadar olduğunu doğruladıkları, 01.10.2011 öncesi dönem yönünden sigorta primine esas kazancın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı, ilk derece ve bölge adliye mahkemelerinin kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın bozulmasını istenmiştir.
    Fer’i müdahil Kurum vekili ilk derece ve böşlge adliye mahkemelerinin kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
    V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalanavacı ve fer’i müdahil kurum vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2- 506 sayılı Yasa"nın 79/10. (benzer 5510 sayılı Kanun m. 86/8.) maddesine göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir.Kanunda yer alan 5 yıllık süre, hak düşürücü olup mahkeme tarafından kendiliğinden nazara alınması gerekir. Yönetmelikle tespit edilen belgelerin bu meyanda işe giriş bildirgesinin verilmesi durumunda hak düşürücü sürenin işlememesi, ancak iş bu belgelerin içerdiği işe başlama tarihinden sonraki dönem için söz konusudur.Yönetmelikte sayılan belgelerden birisinin verilmiş olması halinde artık hak düşürücü süreden söz edilemez.
    Anılan maddenin yorumunda Yargıtay uygulamasına göre, sigortalının çalıştığı işyerinden askerlik nedeniyle ayrılıp terhisini müteakip aynı işyerinde çalışmaya devam etmesi durumunda, davacıya ödenen ücretten sigorta priminin kesildiği hallerde, Kurumun denetim elemanlarınca davacının çalışmasınıntespit edildiği durumlarda hak düşürücü süreden bahsedilemez.Ayrıca çalışmanın blok çalışma niteliğinde olması yani kesintisiz devam etmesi halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceği gibi, mevsimlik çalışmanın bulunması ve bu çalışmanın yıllar itibariyle kesintisiz sürdüğünün kabulü halinde de çalışılmayan dönemde hizmet akdi askıda olduğundan hükme esas alınan 5 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak, mevsimlik çalışmanın sona erdiği yılın sonu esas alınması gerekir. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu"nun 05.02.2003 gün ve 2003/10-7 E., 2//353 K.; 27.04.2011 gün ve 2011/10-52 E.-2011/221 K. sayılı ilamlarında da, benimsenmiştir.
    Davacı tarafça; davacını davalılar murisine ait Düzce Tıbbi Tahliller Laboratuvarında çalışmaya 1984 yılılnın eylül ayonda başladığını, sigorta bildiriminin 15.07.1988’de sigorta bildiriminin eksik olarak yapılmaya başlandığı belirtilerk; davacının sigorta başlangıç tarihinin 1894 yılının Eylül ayında olduğunun tespti, sigortalı olduğu 15.07.1988 tarihinden işyerinin kapatıldığı 18.03.2014 tarihine kadar kesintisiz çalıştığının tespiti, prime esas kazanç yönünden ise çalışma süresi boyunca her ay içi iki asgari ücret tutarında ücret aldığının tespiti talep edilmiştir.
    İnceleme konusu dosya kapsamından 1984 yılı içersinde söz konusu işyerinden davacı adına verilen bir işe giriş bildirgesi veya hak düşürücü süreyi keser nitelikte herhangi bir kayda rastlanmadığı, davacı tarafın 1984 yılına ilişkin talebinin, davacının ilk işe giriş tarihi olarak 1984 yılının eylül ayında olduğu, yani bir günlük hizmet tespiti istemine ilişkin olduğu, böylece 1984 yılının eylül ayı ila işyeri tararından sigorta bildiriminin yapıldığı 15.07.1987 tarihi arasındaki çalışmanın bu yönde bir talep olmadığından tespitinin yapılmasının mümkün bulunmadığı, dolayısıyla bu halde 15.07.1987 tarihi öncesinde hak düşürücü kesen bir sebebin olmadığı, davacı tarafça talep edilmediğinden 1984/9- 2014/3 arası blok çalışmanın değerlendirilip dikkate alınamayacağı, bu nedenlerle de davacı tarafça, işe bildirgesi veya başka bir kaydı bulunmayan 1984 yılının eylül ayında, sadece davacının bir günlük çalışmasının tespitinin istenmesi karşısında, sigorta başlangıcı yönünden hak düşürücü süreye uğradığı anlaşılmakla; mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
    3- Hizmet tespitine yönelik davalarda, 5510 sayılı Kanun 86. maddede (506 s. K m. 79), mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamlarının dikkate alınacağı belirtilmiştir. Bu nedenle sigortalının ücretinin ve davalı ...’na (Devredilen SSK) davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur.
    Davanın niteliği gereği çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli serbestlik söz konusu değildir. Ücretin ispatında Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/409-413, 2010/480-523, 2011/608-649 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 200. (1086 sayılı HUMK m. 288) maddesinde yazılı sınırları aşan, ücret alma iddialarının, yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret miktarı maddelerde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, usulüne uygun tutulan ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür.
    Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için veya bu miktar üzerinde olsa bile varlığı iddia edilen çalışma süresine ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması halinde tanık dinletilmesi mümkündür (1086 sayılı HUMK m. 292; HMK m. 202). Eğer ispat sınırının altında kalan ücretler, yine işçinin imzası bulunan belgelere dayanıyorsa yine aksinin yazılı delillerle ispatlanması gerekecektir (HMK m. 201).
    5510 sayılı Kanun 82. maddede (506 sK. M. 78) prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden, günlük kazançları üst sınırdan fazla olan sigortalıların günlük kazançları da üst sınır üzerinden hesaplanır.
    Mahkemece, dosyaya davacı tarafından yazılı delil niteliğinde belge sunulmadığı gözetilerek yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında değerlendirme yapılıp, elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O hâlde, davacı ve feri müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ..."ın muhalefetine karşı, ..., Üyeler ..., ... ve ..."ün oyları ve oyçokluğuyla 16/10/2019 gününde karar verildi.

    KARŞI OY

    Sayın çoğunluk ile prime esas kazancın tespitine yönelik eksik inceleme nedenine dayalı bozma konusunda aynı kanaati paylaşmakla birlikte, hizmet tespitine yönelik davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasından aşağıda belirtilen gerekçe ile farklı kanaatteyim.
    Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesinde belirtilmiştir. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir.
    Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtay"ın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir.
    506 sayılı Kanunun 79/1 maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği"nde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir. Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
    Kesintili çalışma halinde de, yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır.
    Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise; başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir. Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak, sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak, Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurum"un kendi kusurundan yaralaması düşünülemez.
    Yargıtay Hukuk Genel Kurulu"nun 26.2.2003 gün ve 2003/21-44- 98, 23.4.2004/21-369- 371 27.2.2008 gün ve 2008/21-163-207, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir
    Somut olayda bu ilkeler kapsamında davacının hizmetlerinin kuruma bildirildiği 15.7.1988 tarihinden öncesindeki döneme ilişkin hizmet tespiti yönünden, hak düşürücü sürenin geçmediği açıktır. Mahkemece verilen hizmet tespiti kararı ve hak düşürücü sürenin geçmediğine yönelik gerekçesi yerinde olduğundan, buna yönelik mahkeme kabul kararının onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bu talebe ilişkin bozma kararına bu nedenle katılmıyorum.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi