3. Hukuk Dairesi 2018/2690 E. , 2018/10194 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalılar tarafından müteveffa ...’nın 21.11.2005 tarihinde iş bu davaya konu elyazılı vasiyetnamenin düzenlendiği iddia edilmiş ve Sulh Hukuk Mahkemesince vasiyetname açılıp okunmuş ise de; müteveffanın tek mirasçısının davalı Hazine olduğunun belirlendiği, davaya konu vasiyetnamenin müteveffa tarafından düzenlenip düzenlenmediğinin kesin olmadığı, düzenlendiği düşünülse bile 69 yaşında iken vasiyetnameyi düzenlerken hangi ruh halinde olduğu, baskı altında düzenleyip düzenlemediğinin net olmadığı, bir ay sonrasında da vefat ettiği belirtilmek suretiyle vasiyetnamenin iptalini talep ve dava etmiştir.Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece; Adli Tıp İhtisas Dairesinden 27.10.2009 ve 16.01.2010 tarihlerinde düzenlenen raporlarda, vasiyetnamedeki imzanın murisin eli ürünü olup olmadığı hususunda tespit yapılamadığı, bu hususta tespit yapılabilmesi için davacı tarafın murise ait yeteri kadar imzasının ve el yazısının bulunduğu belgeleri dosyaya ibraz edemediği, ayrıca bu hususta başka uzman bilirkişilerden rapor alınması yönünde bir isteminin de olmadığı, dosya geneli üzerinde inceleme yapılması talebinde bulunduğu, hukuk mahkemesinin tarafların delilleri ile bağlı olması ilkesi uyarınca, mevcut delillerle ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiştir.Hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine; Dairemizin, 2013/5266 Esas, 2013/7777 Karar sayılı ilamı ile mahkemece; murisin tapu, banka kayıtları vb. yerlerde bulunan belge asıllarında mevcut imzaları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile sonuca gidilmesi doğru görülmediği” belirtilerek hüküm bozulmuştur.Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde; Dosyada mevcut ATK raporları arasında çelişki bulunduğundan, çelişkinin giderilmesi ve davalı tarafın itirazları doğrultusunda dosyanın üniversitelerin Güzelsanatlar akademilerinden seçilecek üç kişilik Grafoloji Uzmanı akademisyen bilirkişi heyetine tevdi edilerek dosya kapsamındaki mukayese belgeler incelenerek dava konusu vasiyetnamedeki imza ve yazı örneklerinin muris ... "un eli ürünü olup olmadığı hususunda rapor alındığını,alınan son raporun ATK raporları arasındaki çelişkiyi giderir, konusunda uzman ve yerleşik Yargıtay İçtihatları ile kabul gören bilirkişi heyeti tarafından tereddüte yer vermeyecek şekilde, gerekçeli ve yasal düzenlemelere uygun olarak hazırlandığı, ATK raporları arasındaki çelişkinin de ATK Genel Kurul tarafından değil, Üniversitelerin Güzel Sanatlar Fakültesinden seçilen bilirkişiler tarafından verilecek raporla giderileceğinin Yargıtayın yerleşik uygulamalarından olduğunu, düzenlenen son rapora itibar etmek gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar vermiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.HMK’nun 281.maddesinde; tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hakim çelişkiyi gidermeden karar veremez.Somut olayda; mahkemece, her ne kadar, Adli Tıp Kurum raporları arasındaki çelişkiden bahsedilmiş ise de; alınan ilk adli tıp kurum raporunda evrak eksikliğinden bahisle imza ve yazı incelemesi yapılamadığı, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 21/11/2016 tarihli son raporunda ise ; inceleme konusu 21.11.2005 tarihli ... hitaplı mektupta ..."ya atfen atılı isim yazısıyla şekillendirilmiş imza ile ..."nın mukayese yazı ve imzaları arasında bir
takım farklılıklar saptandığından söz konusu imzanın mevcut mukayese yazı ve imzalarına kıyasla ..."nın eli ürünü olmadığı bildirilmiştir.Bu haliyle dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurum raporları arasında herhangi bir çelişki olmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, Adli Tıp Kurum raporları arasında çelişki bulunduğundan bahisle alınan , üç kişilik Grafoloji Uzmanı akademisyen bilirkişi heyetinden oluşan raporda ise yapılan inceleme neticesinde,imza ve vasiyet yazısının ..."nın eli ürünü olduğu bildirilmiştir.
Bu durumda, Adli Tıp Kurumu raporu ile grafoloji uzmanları tarafından verilen rapor arasında çelişki oluştuğu ortadadır. Mahkemece, çelişki giderilmeden grafoloji uzmanlarının verdiği (ikinci rapora) dayalı olarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.O halde, mahkemece yapılacak iş; mümkünse Adli Tıp Kurumu"ndan tamamı grafoloji uzmanlarından oluşturulacak bir heyetten, yukarıda açıklanan hususlar ve davacının rapora yapmış olduğu itirazlar da değerlendirilmek suretiyle yeniden rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK"nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK"nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.10.2018 gününde oy birliğiyle karar verildi