3. Hukuk Dairesi 2016/21484 E. , 2018/10091 K.
"İçtihat Metni".....
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili, 19.09.2014 tarihinde .......adlı galeriye gelerek kendisini ..... olarak tanıtan şahıs ile davacılardan ... arasında ...... plakalı aracın alım satımı konusunda harici satış sözleşmesi yapıldığını, 3.000,00 TL"yi kapora bedeli olarak adı geçen şahsa ödediğini, resmi satış işlemlerini yapmak üzere davacı ..."nin kendisine vekalet verdiği diğer davacı ... ile..... arasında...... yevmiye numaralı işlemi ile alım-satım işleminin gerçekleştirilerek satış bedelinin bakiye kısmının da adı geçen şahsa ödendiğini, ancak aradan birkaç gün geçtikten sonra kendisini gerçek......olarak tanıtan 3. bir şahsın ..... adlı galeriyi arayarak .....plakalı aracın gerçek malikinin kendisi olduğunu, satış işleminin bilgisi dışında gerçekleştiğini belirttiğini, bunun üzerine davacı ..."nin diğer davacı ....ile birlikte .... suç duyurusunda bulunduklarını, aracın da gerçek malik olan.......yediemin olarak teslim edildiğini, sahte nüfus cüzdanı ile yapılan satış işleminden, gerekli dikkat ve özeni göstermeyen noterin sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.00,00 TL zararın aracın teslim tarihi olan 24/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek bankalara uygulanacak en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, husumet ve görev itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 17.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karar süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
......
Dava, noterde sahte nüfus cüzdanı ile yapılan araç satışından kaynaklanan maddi zararın davalı noterden tazmini talebine ilişkindir.
Bilindiği üzere, mahkemece verilen kısa karar (hüküm), bir davayı esastan çözümleyen ve uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardandır. Bu kararla, mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Bu aşamada yapılması zorunlu iş; gerekçeli kararı, kısa karar doğrultusunda ve yasal gerekçeleriyle birlikte hakimin yazmasından ibarettir. Eş söyleyişle, kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde kararda yer alması gerekir. Esasen, ilamın tefhim edilen kısa karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması, kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup, bu kurala yasa koyucu HMK"nın 297. maddesiyle varlık kazandırmıştır.
Gerekçe, hükümle çelişik olamaz. Aksinin kabulü, mahkemelere güveni sarsacağı gibi Anayasa ve yasalarda yer alan açık kurallara aykırılık oluşturur. Hüküm, gerekçeyle bütünlük arz eder.
Somut olayda; kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında 17.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. Hükmün gerekçe kısmında ise; "her ne kadar davacı ... da davalıya karşı maddi tazminat davası açmış ise de, davacı ..."ın diğer davacı ..."ye vekaleten araç satış sözleşmesini imzaladığı,.. nam ve hesabına hareket ettiği bu nedenle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşılmakla bu davacı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış, ancak kısa kararda bu husus sehven unutulduğundan iş bu gerekçeli kararda sadece bu hususa değinilmekle yetinilmiş ve kısa karar ile çelişki olmaması adına kararda herhangi bir değişiklik yapılmaksızın aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." şeklinde açıklama yapılmış olmakla, bu haliyle gerekçe ile hüküm arasında sonuca etkili çelişki yaratıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan bu hususlar gözetilmeksizin, gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK"nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK"nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.10.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
......