Abaküs Yazılım
1. Hukuk Dairesi
Esas No: 2015/14841
Karar No: 2017/244
Karar Tarihi: 16.01.2017

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/14841 Esas 2017/244 Karar Sayılı İlamı

1. Hukuk Dairesi         2015/14841 E.  ,  2017/244 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ..."un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

    -KARAR-

    Dava, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla açılan tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
    Davacı, mirasbırakanı ...’ın maliki olduğu 26 parsel sayılı taşınmazın intikal işlemleri için davalı Avukat ...’ye vekaletname verdiğini, davalı ...’nin de davalı kardeşi ...’e alt vekalet verdiğini, davalı ..."yi azletmesine rağmen davalı ..."in bu vekaletname ile dava konusu taşınmazdaki miras payının diğer davalı kardeşi ...’e devredildiğini vekilin vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir.
    Davalı ... davanın husumetten reddini, davalı ... davacıya babaları öldüğünde tüm parasal haklarının verildiğini ama tapu tescil işleminin 17 yıl sonra iyiniyetle yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
    Mahkemece; asıl vekalet ilişkisinin sona ermesi ile alt vekalet ilişkisinin sona ermeyeceği ve davalıların azilden haberdar olduklarının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Dosya içeriği ve toplanan delillerden; mirasbırakan ...’ın 1991 yılında öldüğü, davacının ... 3. Noterliği 03/07/1991 tarih 14039 yevmiye numaralı vekaletname ile, mirasbırakandan intikali icap eden taşınmazların payına isabet eden kısmı intikal ettirmek üzere ve satmaya davalı ...’yi vekil tayin ettiği, anılan vekaletnamede tevkil yetkisinin de bulunduğu, davalı ...’nin vekalete istinaden aynı işlemler için diğer davalı ve aynı zamanda davacının kardeşi olan ...’i 09/08/1991 tarihinde alt vekil tayin ettiği, davacının davalı ...’yi 09/03/1993 tarihinde vekalet görevinden azlettiği, azlin davalı ...’nin çalışanına 10/03/1993 tarihinde usulünce tebliğ edildiği, ...’in çekişme konusu taşınmazı 01/11/2007 tarihli resmi senet ile 8.000,00 TL karşılığı, kardeşi davalı ...’e sattığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, yapılan keşif sonrası taşınmazın değerine ilişkin olarak alınan bilirkişi raporunda, davacının payına isabet eden kısmın değerinin satış tarihinde 135.000,00 TL olduğu saptanmıştır.
    Davacının şikayeti üzerine, sanık ... aleyhine hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu iddiasıyla açılan kamu davasından sanığın beraatine karar verildiği ve hükmün 11/03/2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
    Bilindiği gibi, Borçlar Kanununun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
    6098 s. Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. (818 s. Borçlar Kanununun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir.
    Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür.
    Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK"nin 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK"de daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK"de benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilinin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
    Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 s. Türk Medeni Kanunun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
    Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK"nin 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
    Somut olayda, vekil davalı ..., vekil eden davacı tarafından 09.03.1993 tarihinde azledildiği halde vekaletnamedeki tevkil yetkisine dayanarak alt vekil tayin ettiği davalı ..."e ve davacı vekil edene durumu bildirmeyerek bu görevi kötüye kullandığı ispatlandığı gibi, davacının davalı ...’yi azlettikten uzun süre geçmesinden sonra taşınmazın devrinin yapıldığı, davacı ve davalı ... ile ...’in kardeş oldukları gözetildiğinde, davalı ... ve ...’in asıl vekalet ilişkisinin sona erdiğini bilen veya bilebilecek durumda oldukları, azilden haberdar olmamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru değildir.
    Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK"un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

























    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi