Abaküs Yazılım
10. Hukuk Dairesi
Esas No: 2018/6579
Karar No: 2019/7130
Karar Tarihi: 08.10.2019

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2018/6579 Esas 2019/7130 Karar Sayılı İlamı

10. Hukuk Dairesi         2018/6579 E.  ,  2019/7130 K.

    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :İş Mahkemesi
    No : 2017/618-2018/495

    Davacı, 1479 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri dışlanmak suretiyle yaşlılık aylığı bağlanmasını istemiştir.
    Mahkemece, bozmaya uyularak davanın kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Eldeki davada mahkemece verilen 31.05.2016 tarihli karar Dairemizin 14.02.2017 günlü ve 2016/15595 Esas, 2017/1001 Karar Sayılı ilamı ile “…davacının, 05.02.2003- 31.08.2004 tarihleri arasında bir taraftan ... Okul ve Ders İşi. Basın Yayın San. Tic. Ltd. Şti.’nde ortaklığı, diğer taraftan da, aynı şirkete ait 1020595 sicil numaralı işyerinden 506 sayılı Yasa kapsamında bildirimlerinin bulunduğu anlaşılmakta olup, bu dönemde, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olması (5510 sayılı Yasanın 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında) yasa gereğidir.
    Diğer taraftan, davacının 1479 sayılı Kanun/5510 sayılı Kanunun 4/b maddeleri kapsamında sigortalılığının tam dayanakları ve bu dönemlerdeki 506 sayılı Kanun/5510 sayılı Kanunun 4/a maddesi kapsamında çalıştığı işyerlerinin nereler, işverenlerinin kimler olduğu araştırılıp belirlenmeli, 01.12.2011 tarihinden sonraki sigortalılık süreleri bakımından da 5510 sayılı Yasanın 53"üncü maddesinin ikinci fıkrası dikkate alınmalı, değinilen yasal mevzuat ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, tahsis koşullarının da varlığının araştırılmak suretiyle, sonucuna göre karar verilmesi gereği ile davacının 1479 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetleri dışlanmak suretiyle tahsis talep ettiği hususu dikkate alınmaksızın 05.02.2003-31.08.2004 tarihleri arasında kalan dönemde uyulan bozma ilamına aykırılık teşkil edecek biçimde değerlendirmeye alınması ile 01.04.2008-15.01.2010 tarihleri arasında 5510 sayılı Yasanın 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının “a” bendi kapsamında geçen bildirimlerin dikkate alınmaması isabetsiz olduğu gibi, tahsis talep tarihi itibari ile değil 17.03.2015 tarihine kadar bildirilmiş olan sürelerin tamamı dikkate alınarak inceleme yapıldığı ve zaten bilirkişi tarafından inceleme tarihi itibari ile yeniden tahsis talebinde bulunulması gerektiğine dair yapılan belirlemeye rağmen, davacının sigortalılık sürelerinin net olarak belirlenmeksizin ve tahsis şartları hususunda davacının 05.08.2013 tarihli tahsis talebine göre inceleme yapılması” gereklerine işaret edilerek incelenmek üzere bozulmuştur.
    Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
    Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
    Eldeki davada ise bozmaya uyulmuş ise de bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir.
    5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanaklarından olan 1479 sayılı Kanunun 24/I-d maddesine göre, “Limited Şirketlerin Ortakları” Bağ-Kur sigortalısı sayılmışlardır. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 4/b-3 maddesine göre de "Limited Şirketlerin Ortakları” aynı kapsamda sigortalı sayılmışlardır. Aynı Kanunun 53. maddesinde, "... 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler." hükmü düzenlenmiştir. Dairemizin yerleşmiş görüşlerine göre de, kural olarak limited şirket ortakları az sayıda olmaları nedeniyle kendi işini yapan kimse konumunda oldukları için, 1479 sayılı Kanun/5510 sayılı Kanun 4/b ye tabi zorunlu sigortalı sayılırlar. Başka bir deyişle bunların ortağı oldukları limited şirketteki çalışmaları, hizmet akdine değil, vekâlet akdine dayalıdır ve 506 sayılı Kanun/5510 sayılı Kanun 4/a kapsamında değerlendirilemez. Bu kuralın istisnası, Limited Şirket ortağı, başka işverenlere ait olan işyerlerinde hizmet akdine göre çalışmışsa, o takdirde 506 sayılı Kanun/5510 sayılı Kanun 4/a kapsamında sigortalı sayılabilir.
    Mahkemece, bozma kararlarımızda açıkça belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar gözetilerek, denetime elverişli şekilde bir rapor aldırılmasından sonra ve davacının hizmet birleştirme talebinin olmadığı dikkate alınmalı, davalı Kurumca davacının kabul edilen son sigortalılık süresinin sorulması ile tüm sigortalılık süresi netlikle belirlenmeli ve uyulan bozma ilamları gereğince ve özellikle 5510 sayılı Yasanın 53’üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, “… 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bildirilemezler hükmü dikkate alınarak tahsis şartları belirlendikten sonra, infaza elverişli bir şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O hâlde, davalı Kurum avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 08.10.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi