11. Ceza Dairesi 2017/367 E. , 2017/1117 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Asıl karar: Mahkumiyet, Direnme
Ek karar: Temyiz talebinin reddi
02.12.2016 gün ve 29906 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 38. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna; "(1) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlarla ilgili Yargıtay ceza daireleri tarafından verilen bozma kararları üzerine mahkemelerce verilen direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Yargıtay Ceza Genel Kurulunda bulunan dosyalar kararına direnilen daireye gönderilir. (3) Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir" biçiminde geçici 10. madde eklenerek direnme üzerine gelen, halen Ceza Genel Kurulunda bulunan ve henüz karara bağlanmamış olan dosyaların da kararına direnilen daireye gönderileceğinin belirtilmiş olması nedeniyle, Yargıtay Ceza Genel Kurulu"nca Dairemize gönderilen dosya yeniden okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;
İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20.09.2012 gün ve 2011/415 E, 2012/1147 K sayılı kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.03.2015 gün ve 2014/13439 E, 2015/23905 K sayılı ilamı ile bozulmasından sonra yerel mahkeme tarafından Dairenin 1 numaralı bozma görüşüne direnilerek, 2 ve 3 numaralı bozma görüşlerine uyularak başka suçtan cezaevinde hükümlü olan sanığın SEGBİS sistemi ile yüzüne karşı, müdafinin de huzurunda verilen hükümlerin süresinden sonra sanık tarafından temyiz edildiği gerekçesiyle mahkemece 18.02.2016 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verildiği, bu kararın süresinde temyiz edilmesi üzerine dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından 6763 sayılı Yasada yapılan değişiklik üzerine direnme kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi için Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
1982 Anayasası"nın 40/2 maddesinde yer alan; (Ek fıkra: 03/10/2001 - 4709 S.K./16. md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." şeklindeki, 5271 sayılı CMK"nun 263. maddesinde yer alan; “(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. (2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir. (3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder. (4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır." şeklindeki yasal düzenlemeler, aynı Yasanın 34. maddesinde yer alan; (2) Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir." şeklindeki yasal düzenleme ile 231. maddesinde yer alan; "Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir." şeklindeki, yasal düzenleme, 5271 sayılı CMK"nun 232. maddesinde yer alan; “Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklindeki yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde; hükmün açıklandığı 26.10.2015 tarihli duruşmaya sanığın başka suçtan dolayı hükümlü olarak bulunduğu cezaevinden SEGBİS yöntemi ile katılmış olması nedeniyle; mahkemece hüküm tefhim edilirken hüküm fıkrasına; 5271 sayılı CMK"nun 263/1 maddesi gereğince cezaevinde bulunan sanığın tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğinin de yazılması ve bu hususunda tefhim edilmesi gerektiği halde bu hususun hüküm fıkrasına yazılmamış ve tefhim edilmemiş olması nedeniyle; sanığın temyiz süresinin hükmün tefhim tarihinde başlamayacağı, sanığın temyiz dilekçesinin tarihi olan 17.02.2016 tarihinin sanığın hükmü öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği dolayısıyla sanığın öğrenme üzerine ve yasal süre içinde hükümleri temyiz etmiş olduğu anlaşıldığından; sanığın temyiz isteğinin süre yönünden reddine ilişkin İzmir 13. Asliye Ceza Mahkemesi"nin 18.02.2016 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verilerek yerel mahkemenin 26.10.2015 tarih ve 2015/291 Esas, 2015/729 sayılı kararının “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçundan bozmaya uyularak verilen hüküm olduğu, ”resmi belgede sahtecilik” suçundan verilen hükmün ise direnme kararı niteliğinde olmadığı, ilk hükümde yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçeyle verilmiş yeni hüküm kabul edilerek yapılan incelemede;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 16.02.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.