10. Hukuk Dairesi 2017/2448 E. , 2019/7024 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No : 2017/334-2017/400
Mahkemesi : Ankara 27. İş Mahkemesi
No : 2016/704-2016/652
Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, davalı kurumun 1998-2002-2003-2004 ve 2005 yıllarına ait ödeme emirlerinin zaman aşımı yönünden iptali ile tüm ödeme emirlerinin yasaya ve hukuka aykırı olması nedeniyle iptaline ve borçlu olmadığınn tespitine, ödeme emirleri ile ilgili icraların durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili, davacının telebinin yerinde olmadığını beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, Davanın kısmen kabulü ile; 1- Davacı aleyhine davalı kurum tarafından düzenlenmiş bulunan 1998/09-2005/06 ayları arası tüm prim, işsizlik sigorta primi, özel işlem vergisine yönelik borçların 2003/12-2009/12 ayları arası tüm damga vergisi borçlarının zaman aşımı nedeniyle, 2005/07-2008/09 ayları arasındaki tüm prim borçlarından 506 sayılı Yasa gereği sorumlu tutulmaması gerektiğinden iptaline, 2- Davacının 2008/10-2010/09 ayları arasındaki tüm prim borçlarından 5510 sayılı yasa gereği yönetim kurulu üyesi olarak 24/10/2016 tarihli ek rapordaki;….Toplam 80.707,71 TL davalı kuruma davacının borcu bulunduğunun tespitine, bu tutara yönelik davacı tarafın fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; 1-Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin HMK"nın 353/1-b.2 bendi uyarınca kabulü ile Ankara 27. İş Mahkemesine ait 08.12.2016 gün ve 2016/704 E. 2016/652 K.sayılı kararının kaldırılmasına, yerine, 2-Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davacı 19.12.2002 tarihinden önce yönetim kurulu üyesi olmadığından bu tarihten önceki prim borçlarından sorumlu olmayacağı gibi 1998/9. ay ile 2005/6. ay (dahil) prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisi, idari para cezası ve özel işlem vergisi borçlarının öncelikle zamanaşımına uğraması ve davacının 01.10.2008 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olmakla birlikte temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığından Kurum alacaklarından sorumlu olmadığı anlaşılmakla; dava konusu ödeme emirlerinde yer alan 1998/9. Ay - 2008/9. aylara ait Kurum alacaklarından davacının sorumlu olmadığının tespiti ile ödeme emirlerinin bu aylara ilişkin kısımlarının iptaline, 3-Ödeme emirlerine konu 2008/10-2010/9. aylar prim, işsizlik sigortası primi, damga vergisinden yönetim kurulu üyesi sıfatıyla 5510 sayılı Kanun"un 88/20 maddesi uyarınca sorumlu olduğundan bu aylara yönelik menfi tespit ve ödeme emirlerinin iptali isteminin reddine, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekilince istinaf nedenleri tekrar edilerek, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-5510 sayılı Kanunun 102’nci(506 sayılı Kanunun 140) maddesinde davalı Kurum tarafından verilen idari para cezaları ile ilgili usul ve esaslar özel bir şekilde düzenlenmiştir. Anılan düzenleme uyarınca; idari para cezasını gerektiren şartlar oluştuğunda Kurum tarafından verilecek idari para cezası ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmaması halinde, idari para cezası kesinleşir ve Kurum alacağına dönüşür. Ne var ki; Mahkemeye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmayacaktır.
Eldeki davada, davacıya tebliğ edilen ödeme emirlerinin içeriğinin idari para cezalarına ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava dışı şirketin işlediği fiiller nedeniyle gönderilen idari para cezasına ilişkin borçlarının tahsili açısından, şirketin temsilcisi/ortağı olması nedeniyle davacıya gönderilen ödeme emrinin iptali/borçlu olunmadığının tespiti için açılan davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Yasanın 102 ve 103. maddelerinde, işverenin kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı düzenlenmiş olup; idari para cezası, sonucu itibariyle bir cezai yaptırım olduğu ve cezaların şahsiliği ile kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, işveren tüzel kişilik hakkında düzenlenen idari para cezasından, temsilci olması sıfatıyla davacının sorumluluğu yönüne gidilmesi mümkün değildir.
Ne var ki, yapılacak araştırma sonucunda idari para cezalarının davalı Kurumca davacıya hitaben kesildiğinin anlaşılması halinde ise, bu durumda yasal prosedürün sonuçlandırılıp sonuçlandırılmadığı hususunun araştırılması gereklidir. Mahkemece, yukarıda açıklanan prosedür çerçevesinde, başlatılmış prosedürün bulunup bulunmadığı araştırılmalı, varlığı saptandığında idari para cezasının kesinleşmesi olgusu bekletici sorun yapılarak idari para cezalarının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
O halde, Mahkemece, öncelikle davanın niteliği belirlenmeli, menfi tespit veya ödeme emri iptali istemine yönelik talep olup olmadığı hususu değerlendirilmeli, tebliğ edilen belgelere konu idari para cezasının davacının şahsından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, davacının şahsından kaynaklanmıyorsa cezaların şahsiliği prensibi gereğince davacının sorumluluğu yönüne gidilmesinin mümkün bulunmadığı gözetilerek karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.