13. Hukuk Dairesi 2016/20054 E. , 2019/2404 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalı şirket ile ... ...2 kısmında bulunan B blok 6. Kat güney batı kuzey cepheli dairenin satışı hususunda konut satış sözleşmesi imzaladığını, sözleşme gereği peşinat olarak 30.000,00 TL ödeme yaptığını ayrıca kararlaştırılan üç taksiti ödediğini, sıradaki taksiti ödemek amacıyla davalı şirkete gittiğinde davalı şirket yetkilileri tarafından üyelik işlemlerinin yapılmadığının, kendisiyle ilgili bir kaydın şirkette bulunmadığının, sözleşmeyi yapan şirket çalışanının sözleşmenin düzenlenmesinin ardından sözleşmeyi ve yapılan ödemeleri davalı şirkete devretmediğinin kendisine bildirildiğini, her ne kadar davalı şirketin çalışanın eylemi nedeniyle zarar görmüş ise de davalı şirketin kendi çalışanının fiillerinden de sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı şirketin çalışanına şirket adına ödenen 30.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile sözleşme yapılmadığını, dava konusu sözleşmede şirkete ait herhangi bir imza, kaşe veya hesap numarasının bulunmadığını, davalı tarafın şirkete veya şirket çalışanına herhangi bir ödeme yapmadığını, sözleşmede imzası bulunan kişinin şirket çalışanı olmadığını, davacı tarafından yapılan ödemelerin geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak üçüncü kişiye yapıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı eldeki dava ile, kendisi ile davalı şirket adına konut satışına ilişkin sözleşme yapan dava dışı ...’a davalı şirket adına ve bu sözleşme kapsamında yaptığı ödemelerin davalı şirketten tahsilini talep etmiş, mahkemece davacının 3. kişilere ödeyerek uğradığı zararın tazminini davalı şirketten istemesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/40 Esas, 2015/330 Karar sayılı dosyasında davacı ile dava konusu sözleşmeyi imzaladığı anlaşılan dava dışı ...hakkında, dava dışı üçüncü kişiler ile davalı şirket adına konut satışına ilişkin sözleşme yaptığı ve bu sözleşme kapsamından bu kişilerden davalı şirket adına para aldığı gerekçesiyle “özel evrakta sahtecilik” ve “dolandırıcılık” suçundan mahkumiyet kararı verildiği ve ilgili mahkeme kararının kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı’nın talebi sözleşme öncesi sorumluluk (... in ...) ilkesinden kaynaklanmaktadır. Sözleşme öncesi sorumluluğa ilişkin olarak gerek Türk Borçlar kanunumuzda gerekse mehaz İsviçre Borçlar Kanunu’nda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak bazı özel düzenlemeler bu sorumluluğun kabul edildiğini göstermektedir. (Dr. Huriye Reyhan Demircioğlu, Sözleşme görüşmelerindeki kusurlu davranıştan doğan sorumluluk, 2009 baskı, sh.72-73). Borçlar Kanunumuzun 26/1. 31 f. II, 36/II, 39 f.1, 452 f.1 maddeleri sözleşme öncesi sorumluluğa ilişkin özel hükümlerdir. Nitekim doktrinde bu konuda muhtelif görüşler ileri sürülmekle birlikte ağırlıklı görüş, bu sorumluluğun niteliği itibariyle sözleşmesel bir sorumluluk olduğu kabul edilmektedir. Sözleşme öncesi sorumluluk, akdin kurulmasından önceki safhada yani, akdin müzakereleri esnasında taraflardan birinin diğer tarafa dürüstlük kuralına dayalı olarak kurulan akit benzeri güven ilişkisine aykırı davranışı dolayısıyla verdiği zarardan sorumluluktur. Sorumluluğun gerçekleşmesi için üzerinde görüşmeler yapılan akdin kurulması şart değildir. Akit görüşmelerinden doğan sorumluluğun hukuki niteliği konusunda farklı görüşler ileri sürülse de, bu sorumluluğun niteliği itibariyle akdi bir sorumluluk olduğu kabul edilmektedir. (Yardımcı Doç. Dr. Gül Doğan, Önsözleşme,2006 baskı, sh. 68) Sözleşme öncesi sorumluluğun kaynağının güven teorisi olduğunu açıklayan müellifler de bulunmaktadır. Nitekim, ... in ...’nun taraflar arasında geçerli bir edim ilişkisi kurulmadan önce, ilk hukuki işlem temasıyla başlayan güven ilişkisinin (edim yükümlüklerinden bağımsız bir borç ilişkisinin) ihlali olarak değerlendirilmesi, onu haksız fiil sahasından çıkartarak, sözleşme sorumluluğu sahasına yaklaştırır. (Dr. Huriye Reyhan Demircioğlu, Sözleşme görüşmelerindeki kusurlu davranıştan doğan sorumluluk, 2009 baskı, sh. 287) Sözleşme öncesi sorumluluğun kaynağının haksız fiil sorumluluğu olduğunu kabul eden müelliflerde bulunmaktadır. (Prof. Dr. Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 2004 baskı, sh. 56-60) Dairemizin ve Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulanmasında ise, bu sorumluğun kaynağının sözleşmesel olduğu ya da sözleşme öncesi görüşmelerden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Nitekim, Dairemizin 13.11.1995 gün ve 1995/9375 esas 1995/9860 karar sayılı kararı ile sözleşme öncesi sorumluluk kabul edilmiştir. Diğer yandan sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk, yalnızca sözleşmenin geçerliliğine güvenden doğan zarardan (olumsuz zarardan) sorumluluğu değil, Medeni Yasa, m. 2, I"deki dürüstlük kurallarına dayanan “güven ilkesi”nden kaynaklanan karşı tarafın kişi ve mal varlığına zarar vermemek yolundaki davranış yükümüne aykırılıktan doğan sorumluluğu da kapsar.
Somut olayda; davacının sunduğu deliller ile birlikte özellikle dava konusu sözleşmede davalı şirketin kaşesinin bulunduğu, ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2015/40 Esas, 2015/330 Karar sayılı kararında mahkemece dava dışı ...’un davalı şirkette sözleşme yapma yetkisi olmaksızın satış müdürlüğü yaptığının tespit edildiği, yine aynı ceza dosyasında bu kişinin davalı şirket adına konut ve iş yeri satışına ilişkin müşterilerle görüşme yapma yetkisi bulunduğuna ancak satış sözleşmesi yapma yetkisinin o ilişkin beyanı dikkate alındığında; davacı ile sözleşme yapan ve sözleşme kapsamında davacının ödeme yaptığı ...’un davacı nezdinde, konut satışına ilişkin sözleşme yapma yetkisine sahip davalı şirket çalışanı izlenimi uyandırdığı, davacının da bu sebeple dava konusu sözleşmeyi imzalayarak ödemede bulunduğu tartışmasızıdır. O halde, dava konusu sözleşmeyi imzaladığı anlaşılan dava dışı ...’un yanı sıra davalı şirketin de sözleşme öncesi sorumluluk ilkesi gereğince dava konusu sözleşme kapsamında davacının zararından sorumludur. Diğer bir anlatımla sözleşmenin yetkili kişi ile geçerli şekilde yapıldığına güven duyan tarafın zararının diğer tarafça karşılanması gerekmektedir. Mahkemece, açıklanan bu hususlar gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.