16. Hukuk Dairesi 2016/576 E. , 2018/5773 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
... sonucunda, ... İlçesi Cindi Köyü çalışma alanında bulunan 168 ada 38 parsel sayılı 224,61 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına ve taksime dayanılarak davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak çekişmeli taşınmazın adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu 168 ada 38 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile hisseleri oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davacıların murisi...’e ait olduğu ve ölümünden sonra murisin erkek çocukları olan davacılara intikal ettiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, bir davanın esası hakkında değerlendirme yapılabilmesi için öncelikle taraf ehliyetinin bulunması zorunlu olup, bu hususun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu"nun 114/1-d maddesi gereğince mahkemelerce re"sen gözetilmesi gerekir. Somut olayda, davacı tarafça çekişmeli taşınmazın muris...’e ait olduğu ve ölümünden sonra kendileri tarafından kullanılmaya devam edildiği ileri sürülerek terekeye göre üçüncü kişi konumundaki Hazineye karşı çekişmeli taşınmazın müstakilen adlarına tescili istemiyle genel mahkemede dava açılmış olup, dosyada mevcut nüfus kayıt örneklerine göre muris...’in davacılar dışında ... ve ...isminde iki mirasçısının daha bulunduğu anlaşılmaktadır. Ne var ki, davacılar, gerek dava dilekçesinde, gerekse aşamalardaki beyanlarında, öncesinde murise ait olduğunu iddia ettikleri taşınmazın kendilerine ne şekilde geçtiği (taksim, satış, bağış vs.) hususunda herhangi bir açıklamada bulunmamışlardır. Mahkemece de bu hususta davacılardan herhangi bir açıklama ve izahat istenilmemiştir. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen tanık ve yerel bilirkişiler, çekişmeli taşınmazın murisin ölümünden sonra erkek çocukları olan davacılar tarafından kullanıldığını belirtmişler ancak mirasçılar arasında yapılan herhangi bir bağış, satış ya da taksim işleminden olumlu ya da olumsuz bahsetmemişlerdir. Mirasçıların birbirlerine karşı miras paylarının adlarına tescilini talep etmeleri mümkün ise de; elbirliği mülkiyetinde mirasçıların tereke malları üzerinde belli pay veya payları olmayıp, hakları terekenin tamamını kapsadığından ve TMK"nın 702. maddesi uyarınca topluluk devam ettiği sürece tasarrufi işlemlerde tüm ortakların birlikte hareket etmeleri zorunlu bulunduğundan, bir mirasçının ya da mirasçıların bir bölümünün, terekeye göre üçüncü kişi konumundaki şahıslara karşı miras paylarının adlarına tescili istemiyle dava açmaları usulen mümkün değildir. Bu şekilde, mirasçılardan biri ya da bir bölümü tarafından kendi payları hakkında üçüncü kişilere karşı açılan dava, terekenin bütününü ve diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından, davacı sıfatındaki bu ehliyetsizliğin sonradan diğer mirasçıların muvafakatinin sağlanması ya da terekeye temsilci atanması suretiyle giderilmesi de mümkün bulunmamaktadır. Buna rağmen, somut olayda mahkemece, davacı tarafın aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan işin esası hakkında karar verilmiştir. Ne var ki, davacı tarafın aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı kesin olarak saptanmadan işin esasına girilemez. Hal böyle olunca öncelikle mahkemece; davacı taraftan çekişmeli taşınmazın kendilerine ne şekilde intikal ettiği (taksim, satış, bağış vs..) sorularak bu hususu kanıtlamaları istenilmeli; davacı taraf çekişmeli taşınmazın geçerli bir sebeple kendilerine intikal ettiğini ispat edemediği takdirde aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmeli, davacı tarafın aktif dava ehliyetinin bulunduğunun kanıtlanması halinde ise işin esasına girilmelidir. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 15.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.