18. Ceza Dairesi 2017/6847 E. , 2018/7363 K.
"İçtihat Metni"KARAR
Kamu görevlisine hakaret ve tehdit suçlarından sanık ..."ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu"nun 106/1-1. cümle, 125/3-a, 125/4 ve 62 (iki kez) maddeleri gereğince 11 ay 20 gün hapis ve 5 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, cezalarının anılan Kanun"un 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 14/03/2013 tarihli ve 2012/1111 esas, 2013/739 sayılı kararının infazı sırasında, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçların uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi talebi üzerine suçun uzlaşma kapsamında olmadığından cezanın infazının durdurulmasına yer olmadığına ilişkin İstanbul Anadolu 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 09/05/2017 tarihli ve 2012/26 esas, 2013/35 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin mercii İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/06/2017 tarihli ve 2017/720 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/10/2017 gün ve 60053 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun"un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun"un 253. maddesinin (b) bendine eklenen 3. alt bendi ile 5237 sayılı Kanun"un 106/1-1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmış ise de, sanığın tehdit suçunu uzlaşma kapsamına girmeyen kamu görevlisine hakaret suçuyla birlikte işlemesi nedeniyle, 5271 sayılı Kanun"un 253/3. maddesinde “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” hükmü uyarınca, uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinde; (1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek bent: 24/11/2016-6763 S.K./34. md)Tehdit (madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek bent: 24/11/2016-6763 S.K./34. md)Hırsızlık (madde 141),
6. (Ek bent: 24/11/2016-6763 S.K./34. md)Dolandırıcılık (madde 157),
7. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
8. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239), suçları. " hükümlerine yer verilmiştir.
26.06.2009 gün ve 5918 sayılı Kanunun 8. maddesi ile 5271 sayılı CMK"nun 253. maddesinin 3. fıkrasına eklenen cümle ile de uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak, suç tarihinin 24/02/2006 tarihi olması nedeniyle bu kuralın somut olayda uygulanması söz konusu değildir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere hükümden sonra 02/12/2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete"de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik CMK’nın 253/1. madde hükmü uyarınca, TCK’nın 106. maddenin 1. fıkrasının 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçu uzlaştırma kapsamına alınmıştır.
Dosya kapsamı ve kanun yararına bozma istemi incelenerek birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun"un 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur."şeklinde ve kesinleşen hükümlerde de uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğinin anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 06/12/2016 tarihli ve 06.12.2016 tarih, 2014/13-194 Esas ve 2016/466 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK"nın ""zaman bakımından uygulama"" başlığını taşıyan 7. maddesinin 2. fıkrasındaki ""suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanıp, infaz olunacağına""na dair düzenleme ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun ""Mahkûmiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında duraksama başlığını"" taşıyan 98/1. maddesinde ""Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir."" amir hükmü uyarınca, bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edildiğinden, kesinleşen hükmün infazı sırasında 6763 sayılı Kanun değişikliğiyle getirilen uzlaşma düzenlemesinin hükümlü yönünden yeniden değerlendirilmesi talebinin kabul edilerek dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmelidir.
Bu itibarla, cezanın infazının durdurulmasına yer olmadığına ilişkin ek kararına karşı yapılan itirazın kabulüne ilişkin mercii kararı hukuka uygundur.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"nın düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK"nın 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEĞİNİN REDDİNE, Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na TEVDİİNE, 15/05/2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.