22. Hukuk Dairesi 2015/30306 E. , 2018/11897 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının ... Elektrik İnş. San. ve Tic. San. Tic. Ltd. Şti"nin Aşkale-Erzurum iş yerinde işçi olarak sigortalı çalıştığı sırada herhangi bir ihbar ve yazılı bildirim yapılmaksızın sözlü beyanla iş akdinin feshinin bildirilip davacının işten çıkartıldığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile eğitim gideri alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekilleri, bir kısım alcakların belirsiz davaya konu olamayacağını ve davacı tanıklarının husumetli olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması halinde ise, varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu"nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Aynı ilkeler, ulusal bayram genel tatili çalışmaları için de geçerlidir.
Somut olayda, mahkemece davacının fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışmaları bakımından yalnızca tanık anlatımına dayandığı, davacı tanıklarının da davacı ile birlikte işten çıkartıldığı, davalı işverene karşı aynı anda dava açtıkları, aynı işverene karşı aktif husumetle seri derdest davalarının olduğu, bu sebeple tanıkların tarafsızlığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacının ilgili taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı tanıkları işveren aleyhine benzer mahiyette dava açmış olup işverenle husumetli olması nedeniyle beyanları tek başına hükme esas alınamaz ise de, aynı tarihte Dairemiz temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen emsal dosyalarda davacı ile aynı çalışma koşullarına tabi işçiler yönünden (2016/21771 Esas sayılı Dairemiz dosyası), imzalı vardiya çizelgelerin kapsama sunulduğu, söz konusu kayıtlar ile taraflar arasındaki iş sözleşmesi esas alınmak suretiyle hesaplama yapılmıştır. İş bu dosya bakımından da, öncelikle emsal dosyadaki imzalı vardiya listelerinde davacıya ilişkin kayıt bulunup bulunmadığı araştırılarak, kayıt varsa kapsama alınarak, ilgili kayıtlar bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle alacaklar hüküm altına alınmalıdır. Bu durumda, kesinleşmiş karar da dikkate alındığında aynı işyerinde aynı işi yapan çalışanlar açısından işyeri çalışma şartlarının aynı olmasının kabulü gerekeceği ve buna göre davacının da anılan emsal dosyadaki kayıtlar dikkate alınarak kayıt buunan dönemler bakımından ilgili kayıtlar dikkate alınarak fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil çalışmasının hesaplanması gerekmektedir.
3-Taraflar arasında davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin miktarı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlıkcret Tarifesinin "Avukatlık ücretinin aidiyeti, sınırları ve ortak veya değişik sebeple davanın reddinde davalıların avukatlık ücreti" başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasında, "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." düzenlemesi yer almaktadır.
Somut olayda, mahkemece davalılar vekilleri lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, ret sebebi ortak olan davalılar vekilleri lehine tek avukatlık ücretine hükmolunması gerekmektedir. Bu hususun dikkate alınmaması hatalıdır.
Kabule göre de, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi"nin 13.maddesine göre; davalı lehine, “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” düzenlemesi gereğince karar tarihinde maktu vekalet ücretinin 1.500,00 TL olduğu, davalılar lehine ayrı ayrı 500,00 TL"ye hükmedildiği anlaşılmakla temyiz edenin tarafına göre usuli kazanılmış hak ilkesi de gözetilerek vekalet ücretinin yeniden belirlenmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.