16. Hukuk Dairesi 2016/601 E. , 2018/5234 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVATÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay"ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucunda, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 186 ada 31 ve 32, 196 ada 36, 37, 38 ve 39 parsel sayılı sırasıyla 10.913.51, 5.433.55, 14.882.70, 4.854.04, 16.769.12 ve 10.649.88 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, miras yoluyla gelen hak ve taksime dayanılarak davalı ... adına tespit ve tescil edilmişlerdir. Davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... mirasçıları ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.Mahkemece, davalı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı taraf, çekişmeli taşınmazların kendisine ait olduğunu, asli zilyetliklerinin kimseye devredilmediğini, taşınmazların başkalarına kiralanmak suretiyle kullanıldığını, davalının da taşınmazın kiracısı konumunda olduğunu ve buna ilişkin 07.07.2014 tarihli tutanak örneğinin dosyaya sunulduğunu, davalının zilyetliğinin asli zilyetlik değil feri zilyetlik olması sebebiyle davalı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını iddia etmekte iken, davalı taraf, çekişmeli taşınmazların evveliyatı itibariyle ... isimli şahsa ait olduğunu, taşınmazların 1995 yılında kendisinden satın alındığını, buna ilişkin 27.09.1995 tarihli senedin dosyaya sunulduğunu, o tarihten beri taşınmazların kendisinin nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyetliği altında bulunduğunu, eklemeli zilyetlik süresi dikkate alındığında lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu ileri sürmektedir. Mahkemece, davalının çekişmeli taşınmazları satın aldığı ...isimli şahsın zilyetliğinin feri zilyetlik olduğu, dolayısıyla davalının eklemeli zilyetlik hükümlerine dayanamayacağı, taşınmazların satın alındığı 1995 yılından tespit tarihine kadar da 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı kabul edilerek davacının davasının kabulüne karar verilmiştir. Uyuşmazlık, gerek davalının gerekse davalının taşınmazı satın aldığı ... isimli şahsın zilyetliğinin asli zilyetlik mi yoksa feri zilyetlik mi olduğu, dolayısıyla da davalı taraf lehine zilyetlikle kazanım koşularının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmekten uzak, maddi olaylara dayanmayan, soyut ve yetersiz beyanlardır. Öte yandan taraflarca sunulan senetlerde imzaları bulunan senet tanıkları ile kadastro tutanaklarında imzaları bulunan tespit bilirkişilerinin 6100 sayılı HMK"nın 31.maddesinde yazılı hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında tanık olarak dinlenilmemiş olmaları da hatalıdır. Mahallinde yapılan keşif esnasında davacı tarafça dosyaya sunulan ve mahkemece de hükme esas alınan 07.07.2004 tarihli tutanak hakkında davalının beyan ve itirazlarının sorulmamış olması da davanın esasını etkileyen usuli bir eksikliktir. Yine, taraflar mahkemeye sundukları delil listelerinde ayrı ayrı üçer tanık ismi bildirmişler ancak mahallinde yapılan keşifte bu tanıklardan sadece birer tanesi dinlenilmiş, dinlenmelerinden vazgeçilmesine ilişkin herhangi bir ara karar bulunmadığı halde diğer tanıklar dinlenilmeksizin karar verilmiştir. Bu şekilde eksik ve yetersiz bir incelemeye dayalı olarak hüküm verilemez. Hal böyle olunca öncelikle taraflarca dayanılan senet ve tutanakların asıllarının dosya arasına konulması sağlanmalı, daha sonra davalı tarafça sunulan 07.07.2004 tarihli tutanaktır başlıklı ancak içeriği itibariyle kira sözleşmesi niteliğindeki belgeye karşı davalı tarafın diyecekleri sorulmalı, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, senet tanıkları ve tespit bilirkişilerinin tümü ile bir fen bilirkişisinin katılımıyla keşif yapılmalı, bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde ne zaman intikal ettikleri, taşınmazların taraflara murislerinden intikal etmesi halinde mirasçılar arasında herhangi bir taksim, bağış yada satış gibi bir hukuki işlem bulunup bulunmadığı, taraflarca sunulan senetlerin hangi taşınmazları kapsadığı, satış senedi kapsamında kalan taşınmazları davalıya satan ... isimli şahıs ile davalı ...’nin çekişmeli taşınmazlar üzerindeki kullanımının malik sıfatıyla mı yoksa kiracı sıfatıyla mı olduğu hususları her bir taşınmaz için ayrı ayrı olmak kaydıyla etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tanık ve bilirkişi beyanları arasında çelişki oluştuğunda yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, tespit tutanağına aykırı sonuca varılması halinde tespit bilirkişileri 6100 sayılı HMK"nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma görevi kapsamında tanık sıfatıyla dinlenilmeli, fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 01.10.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.