20. Hukuk Dairesi 2015/12036 E. , 2017/1491 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1964-1965 yıllarında yapılan kadastro sırasında, ... köyü 462 parsel sayılı 3.300,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz (22/a uygulaması ile 256 ada 1 parsel sayılı 3.368,91 m2 yüzölçümündeki taşınmaz) tarla niteliği ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak davalılar murisi ... adına tespit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, ... Köyü Tüzel Kişiliği, köyün kullanımına ait yer olduğu, ... ise taşınmazda payı olduğu iddiasıyla ... Kadastro Mahkemesine tapulama tespitine itiraz davası açmışlar, mahkemece 1979/1605 Esas-1984/330 Karar sayılı dosyada yapılan yargılama sonucunda 26/10/1984 tarihinde verilen karar ile davacılardan ...’un davasının davadan feragati nedeniyle reddine, Orman Yönetimi ve köy tüzel kişiliğinin davasının ise taşınmazın orman sayılan yerlerden ve köye ait olması gereken yerlerden olmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Temyize konu dosyada davalı ... mirasçıları vekili dava dilekçesiyle, ... Kadastro Mahkemesinin 1979/1605 Esas-1984/330 Karar sayılı dosyasında verilen kararın Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesine gönderildiğini, görevsizlik kararı ile Yargıtay 20. Hukuk Dairesine gönderildiğini ve Dairenin 1998/3880 E. -4298 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleştiğini ancak dosyanın her nasılsa kaybolduğunu ve tapu müdürlüğüne gönderilmediğini ileri sürerek 4473 sayılı Kanun gereğince dosyanın yenilenmesini ve 462 parselin miras hisseleri oranında müvekkilleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda dava konusu parselin orman sayılan yerlerden olmadığı ve davalılar lehine zilyetlikle iktisap koşulları oluştuğundan bahisle davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi davalı ... mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde arazi kadastrosu 1964-1965 yıllarında 506 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre yapılmıştır. Orman kadastrosu ise 2007 yılında 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılmıştır.
-2- 2015/12036-2017/1491
Dava dosyası kapsamından ... Kadastro Mahkemesinin 1979/1605 Esas sayılı dava dosyasının kaybolduğu ve 4473 sayılı Kanun uyarınca işlem tesis edildiği anlaşılmaktadır. Ancak, mahkemece dosyanın yenilenmesi talebi üzerine dosyanın eski esası olan 1979/1605 Esası üzerinden dava dosyasındaki belgelerin toplanıp, dosyanın ihyası talebine ilişkin olarak bir karar verilmesi gerekirken, talep yeni bir dava olarak 2012/52 Esasına kaydedilmiş, yeni bir yargılama yapılmış ve davanın reddine ilişkin yeni bir hüküm kurulmuştur. Bu nedenle, öncelikle mahkemenin 2012/52 Esas sayılı dosya üzerinden yaptığı yargılama sonucunda verilen davanın reddine ilişkin kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve ... Kadastro Mahkemesinin 1979/1605 Esas sayılı dava dosyasında verilen davanın reddine ilişkin kararın temyiz incelemesine geçilmiştir.
Dava konusu ... köyü 462 parsel sayılı taşınmaz, 6831 sayılı Kanunun 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmî Gazetede yayımlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra nolu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3. ve 19.08.1974 günlü Resmî Gazetede yayımlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1. ve 02.09.1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde "... 6831 sayılı Kanunun 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı" öngörülmüştür.
6831 sayılı Kanunun 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 sayılı Kanun, madde: 17/1-2 Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval...Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (17/06/2004 gün ve 5192 sayılı Kanun ile değişik hali).
Kanun metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Kanunun 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Kanun koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20 -
-3- 2015/12036-2017/1491
830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20 - 808/1039, 08.02.1999 gün ve 1999/7-22-43, 13.10.1999 gün ve 1999/8-689 - 822, 03.04.2002 gün ve 2002/8 - 230 - 261 ve 22.10.2003 gün 2003/20 - 665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek davacı Orman Yönetimin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın reddi yolunda hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 23/02/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.