10. Hukuk Dairesi 2015/25208 E. , 2018/2065 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermiştir.
Hükmü, davacı Kurum vekilinin temyiz etmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava, 20.11.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik durumana giren sigortalıya bağlanan gelir, ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ve tedavi giderlerinden oluşan kurum zararının tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı, olay tarihinde yürürlükte bulunan 5510 sayılı Kanun"un 21. maddesidir.
Dosya kapsamından kazalı sigortalının ilk olarak 03.06.2008 tarihinde ayrıca 20.11.2008 tarihinde farklı iş kazalarını geçirdiği, davacı kurumun dava dilekçesinde 20.11.2008 tarihinde meydana gelen iş kazasından doğan kurum zararının tahsilini talep ettiği, ancak mahkemece aldırılan raporlarda iki olayın ayrıştırılmaksızın kusur durumlarının net şekilde ortaya konulamadığı ve mahkemece verilen kararda hangi oranların esas alındığının tespit edilemediği ve gerekçenin yetersiz olduğu anlaşılmıştır.
5510 sayılı Yasanın “İş Kazası ve Meslek Hastalığı ile Hastalık Bakımından İşverenin ve Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu” başlıklı 21. maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile işverenin, Kurumun rücu alacağından sorumluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür.
Kusur raporlarının, 5510 sayılı Yasanın 21., 4857 sayılı Yasanın 77. ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Yasanın 77. maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır.
Öte yandan, tarafları ve konusu farklı olan sigortalının/haksahiplerinin açtığı tazminat dosyasında verilen karar, rücuan tazminat davalarında kesin hüküm teşkil etmez. Dolayısıyla o dosyada alınan kusur raporu da eldeki davada kesin delil teşkil etmeyecektir. Şayet, kesinleşmiş ise ancak, güçlü delil teşkil edebilir. Nitekim bu husus, Yargıtay"ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunmaktadır.
Yargılama ve inceleme konusu somut olayda mahkemece sigortalının geçirdiği 20.11.2008 tarihli iş kazası nedeniyle bağlanan gelir ve masrafların davaya konu olduğu gözetilmeli, bu iş kazası bakımından ilgili kişilerin kusur oran ve aidiyetlerinin ve yapılan masrafların irdelenmesi gerektiği ve tazminat dosyasının da dikkate alındığı kusur raporu alınarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden eksik araştırma, inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.