13. Hukuk Dairesi 2016/14658 E. , 2019/2099 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, hayvancılıkla uğraştığını, davalının ise veteriner olduğunu, aralarında sadece veterinerlik hizmetinden kaynaklanan bir ilişki olduğunu, oysa davalının takibe koyduğu senette malen kaydı bulunduğunu, davalı ile aralarında bir alış veriş olmadığını, takibin kesinleşmesi sebebiyle haciz korkusu altında ödeme yaptığını, fakat böyle bir borcu olmadığını, ileri sürerek dosyaya ödediği 4.586,50 TL"nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacıya veterinerlik hizmeti ile birlikte birtakım ilaç ve malzemeler de sağladığını, senedin mal ve hizmet karşılığı düzenlendiğini, bu nedenle malen kaydı içerdiğini, ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya incelendiğinde, davalının davacı hakkında 04/10/2011 tarihinde 15/09/2008 tarihli malen kayıtlı bonoya istinaden 1.720,00 TL asıl alacak 804,14 TL işlemiş faiz 5,16 TL komisyon olmak üzere toplam 2.529,30 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, davacı vekilinin 19/03/2014 havale tarihli dilekçesiyle müvekkilinin senetten sonra borcu ödediğini sonrasında davalıdan başka hizmet almadığını belirttiği, bedeli ödenmiş senedi takibe koymaktan dolayı davalı hakkında soruşturma başlatıldığı, ödemenin belgelendirilememesi sebebiyle kamu davası açılmasına yer olmadığına karar verildiği, davalının soruşturmada cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği ifadesinde; davacı ile 28/08/2006-09/10/2009 tarihleri arasında çalıştığını, hayvanlarını muayene ettiğini, davacının zaman zaman ödemeler yaptığını, o tarih itibariyle borcunun 1.720,00 TL olduğunu, isteği üzerine senet düzenlendiğini, senetten sonra davacının işini yapmaya devam ettiğini, davacının da ödemeler yapmaya devam ettiğini, ancak borcunun biriktiğini, ödeme yapılmayınca da senedi takibe koyduğunu senedin bedelsiz kalmadığını takip tarihi itibariyle borcunun 1.720,00 TL olduğunu beyan ettiği, ifadesine ek olarak davacı ile aralarındaki borç alacak ilişkisini gösteren açık hesap dökümünü sunduğu, dökümde senet tarihinden sonra başka alacak kalemleri de yazıldığı, yine davacının toplam 1.140,00 TL ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Davacının ... 1. İcra Hukuk Mahkemesine verdiği 07/03/2013 tarihli dilekçesinde ve soruşturmadaki beyanında 580 TL iskonto yapılacağı konusunda anlaştıklarını bu nedenle eksik ödeme yaptığını, senetten sonra davalıdan başka hizmet almadığını belirttiği, sunduğu açık hesap dökümüne göre 11/03/2008 tarihinde nihai borcunun 1.720,00 TL olduğu, 05/09/2008 tarihinde 1.140,00TL ödeme yaptığı, bakiye borcunun 580,00 TL kaldığının anlaşıldığı, mahkemenin kararında soruşturma dosyasında sorgu tutanağının ekinde sunulan taraflar arasındaki hesap tablosuna göre davacının davalıya 05/09/2008 tarihinde 1.140,00 TL ödeme yaptığı, bakiye borcun 580,00 TL kaldığı, ancak bu tarihten sonra bir hizmet karşılığında 165,00 TL ücret tahakkuk ettirildiği bu şekilde davacının davalıya 02/10/2008 tarihinde 745,00 TL borcu bulunduğu ve bunun belirtilen tarihte ödenmesiyle alacak borç ilişkisinin sıfırlandığı ve senedin takip tarihinde bedelsiz kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece her ne kadar davalının sunduğu hesap dökümüne göre nihai 745,00 TL borcun aynı tarihte ödendiği bu nedenle alacak borç ilişkisinin sıfırlandığı kabul edilmişse de davalının ifadesinin ekinde sunduğu söz konusu dökümün iki sayfadan oluştuğu, ilk sayfanın eski hesap olarak adlandırıldığı ve bakiye alacağın 745,00 TL olduğu, bunun yeni hesaba (ikinci sayfaya) geçirilmesi sebebiyle eski hesaba "alındı" olarak kaydedildiği, yeni hesapta bakiye alacağın 1.725,00 TL olduğu görülmektedir.
Şu durumda mahkemece yapılan hesaplamaların denetimi yapılamamaktadır. Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla dosyanın uzman bir bilirkişiye tevdi edilerek rapor alınması, buna göre alacak ve borç ilişkisi tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 18/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.