Abaküs Yazılım
6. Ceza Dairesi
Esas No: 2021/24743
Karar No: 2022/134
Karar Tarihi: 17.01.2022

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2021/24743 Esas 2022/134 Karar Sayılı İlamı

6. Ceza Dairesi         2021/24743 E.  ,  2022/134 K.

    "İçtihat Metni"



    Yağma suçundan sanık ... hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetine ilişkin ... Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 24/05/2016 tarihli hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.01.2020 günlü ve 2018/1138 Esas, 2020/144 Karar sayılı ilamı ile Onama yolundaki kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/11/2021 günlü ve KD-2021/131976 sayılı yazısı ile itiraz yasa yoluna başvurulmuştur.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/11/2021 günlü ve KD-2021/131976 sayılı yazılarında özetle;
    "... Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/05/2016 gün ve 2015/466 Esas, 2016/215 Karar sayılı hükmü ile, sanık ...'nün; mağdur ...'a karşı yağma suçundan sonuç olarak 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdur ...'ya karşı yağma suçundan sonuç olarak 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafii tarafından temyiz edilen mahkumiyet hükümlerinin, Yüksek Dairenizin itiraza konu ilamı ile onanmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
    Maltepe Açık Ceza İnfaz Kurumu'ndan gönderdiği 16/02/2016 tarihli dilekçesi ile duruşmalara katılmayı talep eden ve hüküm tarihinde davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında Gölpazarı Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılan sanığın, duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün tefhim olunduğu oturumda hazır bulundurulması veya SEGBİS yolu ile duruşmaya katılması sağlanıp, yüzüne karşı hüküm verilmesi gerektiği gözetilmeden, yokluğunda yargılamaya devam edilip karar verilmek suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 193 ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmesi gerekirken onanmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirilmiştir.
    SONUÇ VE İSTEM :
    Yüksek Dairenizin itiraza konu 27/01/2020 gün ve 2018/1138 Esas, 2020/144 Karar sayılı ilamının CMK'nın 308/2-3 maddesi kapsamında itirazımıza binaen incelenmesi ve sanık ... hakkında yağma suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin BOZULMASINA karar verilmesi,
    İtirazımızın yerinde görülmeyip reddi halinde yukarıda arz ettiğimiz itiraz nedenlerimizin bir kez de CMK 308/1-3 maddesi uyarınca Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunca tartışılması ve ilamın talebimiz doğrultusunda BOZULMASI için dosyanın YÜKSEK YARGITAY CEZA GENEL KURULUNA tevdii itirazen arz ve talep olunur." şeklinde itiraz yasa yoluna başvurulmuştur.
    Bunun üzerine itirazla ilgili yeniden değerlendirme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
    T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasında somut vak'a bazındaki uyuşmazlık; savunması alındıktan sonra serbest bırakılan (veya yargılamanın başından itibaren tutuksuz olarak yargılanan) ve savunmasının alınması esnasında ya da kovuşturma evresinde bağışık tutulma konusunda bir beyanı ya da dilekçesi bulunmayan sanığın karar duruşmasında cezaevinde bulunmasına rağmen bizzat yahut SEGBİS aracılığı ile hazır edilmeksizin yokluğunda, 5271 sayılı CMK’nın 193/1. ve 196/5. maddelerine aykırı olarak karar verilip kesinleşen hükmün, olağanüstü kanun yollarından olan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine bozulup bozulamayacağı konusundadır.
    5271 sayılı CMK’nın “Sanığın duruşmada hazır bulundurulmaması” başlıklı 193. maddesinin birinci fıkrasında “Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz...”
    “Sanığın duruşmadan bağışık tutulması” başlıklı 196. maddesinin beşinci fıkrasında "Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargı çevresinin dışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir."
    “Hukuka kesin aykırılık hâlleri” başlıklı 289. maddesinin birinci fıkrasında “Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır.”
    Düzenlemelerine yer verilmiş ve sözü edilen maddenin (g) bendinde “Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” hukuka kesin aykırılık hâlleri arasında sayılmıştır.
    Aynı şekilde 1412 sayılı CMUK’un 308. maddesinde de “Hüküm için mühim olan noktalarda mahkeme kararıyla müdafaa hakkının tahdit edilmiş olması”, kanuna muhalefet halleri arasında sayılmıştır.
    Bilindiği üzere, 1412 sayılı CMUK hükümlerine göre, temyiz incelemesi yapılan hallerde Yargıtay’ın başlangıçtan itibaren temyiz başvurusunda ileri sürülmeyen bir sebepten dolayı da bozma yetki ve görevi vardı. Esasen 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca, istinaf mahkemeleri faaliyete geçmeden önce karara bağlanan dosyalar yönünden bu hükümler halen yürürlüktedir ve uygulanmaktadır.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, ayrıntıları 02/04/2019 tarihli, 2018/13-457 esas ve 2019/272 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 2019 yılından itibaren istikrarlı bir biçimde verdiği bütün kararları uyarınca; serbest olarak savunması alındıktan sonra başka suçtan tutuklu ya da hükümlü olarak cezaevine alınan ve savunmasının alınması esnasında ya da kovuşturma evresinde duruşmalardan bağışık tutulma konusunda bir beyanı ya da dilekçesi bulunmayan sanığın hükmün verildiği son oturumda hazır bulundurulmaması, CMK’nın 193/1 ve 196/5. maddelerine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması olup, aynı Kanun’un 289/1-h maddesi uyarınca (istinaf öncesi temyiz bakımından ise; CMUK m. 308/1-8) hukuka kesin aykırılık hâlidir. İlk derece mahkemelerinde devam eden yargılamalarda, bu lâzimeye uyulmadan mahkûmiyet kararı verilmesi, temyiz başvurusunda belirtilmese dahi, re’sen dikkate alınması gereken bir bozma sebebidir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Dairemizin onama kararından önce düzenlediği tebliğnamesinde ilk derece mahkemesi kararının onanması yönünde görüş belirtmiş olmasına rağmen, hüküm kesinleştikten sonra işbu itiraznameyi düzenlemesi karşısında, bu husus açıkça yazılmamış olsa da Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (sonradan değişen) içtihatlarının dayanak yapıldığı değerlendirilmiştir.
    Dairemiz de diğer ceza daireleri gibi, temyiz kanun yolu incelemesi esnasında istikrarlı bir biçimde ve duraksamasız olarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yukarıda sözü edilen içtihatları doğrultusunda uygulama yapmaktadır.
    Esasen “Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi”nde benimsenen, “Adil Yargılanma Hakkı” ve “Lekelenmeme Hakkı” ile “Eksiksiz soruşturma ve Tek Celsede Duruşma” prensipleri uyarınca, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının mâkul sürede leh ve aleyhe bütün delilleri toplamaları, sadece mahkûmiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları dava konusu yapmaları, beraatle sonuçlanacağını değerlendirdikleri eylemleri dava konusu yapmamaları, yâni bir nev'i filtre görevi yapmaları gerekir.
    Bu prensiplerin hayata geçirilebilmesi için mevzuatımızda ilk defa, 5271 sayılı CMK’nın 160/2. maddesi hükmü ile; soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcılarına şüphelinin lehine olan delilleri (de) toplama ve şüphelinin haklarını koruma yükümlülüğü getirilmiş, ayrıca; aynı Kanunun 170 ve 174. madde hükümleri ile de, iddianamenin iadesi kurumuna yer verilmiştir.
    Soruşturma evresi uzun sürebilir. Ancak, kovuşturma evresinin yeni bir delil toplanmasına gerek kalmadan ve bir iki celsede bitirilmesi hedeflenmiştir.
    Yukarıda özetlenen düzenlemelere ve Dairemizin (ve Yargıtay’ın yeniden yapılanması dolayısıyla kapanan 13. Ceza Dairesi’nin) bu düzenlemeler doğrultusunda verdiği çok sayıda kararına rağmen, soruşturma evresinde toplanması gereken deliller toplanmadan düzenlenen iddianameler çoğu kez kabul edildiğinden, tek celsede duruşma hedefine de ulaşılamamaktadır.
    Bu itibarla usul ekonomisi açısından, sonraki oturumlara gelmesini gerektiren özel bir durum yoksa tutuksuz olarak yargılanan sanığa, duruşmalardan bağışık tutulmayı isteyip istemediği hatırlatılıp, isteyen bütün sanıklar hakkında bağışık tutulma kararı verilmelidir.
    Mahkûmiyet hükmü kesinleştikten sonra, muhakeme hukukuna ait sözü edilen işbu veya başka bir içtihat değişikliği sebebiyle ve olağanüstü kanun yolu ile onama kararının kaldırılıp, ilk derece mahkemesi hükmünün bozulup bozulamayacağı meselesine gelince;
    Öncelikle belirtmek gerekir ki, kural olarak kanunlar geçmişe yürütülemez. Bu bağlamda usul hukukunda da “Derhâl yürürlük ilkesi” geçerlidir.
    Ancak, 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesinde “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” düzenlemesine yer verilmek suretiyle, maddi ceza ve infaz hukuku hükümlerinde, fail (sanık veya hükümlü) lehine olarak yapılan kanun değişikliğinin geçmişe yürütüleceğinde de herhangi bir kuşku bulunmamaktadır.
    Buna karşılık Dairemize göre, muhakeme usulüne dair bir içtihat değişikliği gerekçesiyle, önceden kesinleşmiş kararların, olağanüstü kanun yoluyla (söz gelimi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine) bozulması mümkün değildir.
    Öte yandan Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları(içtihatları), genel olarak açıklayıcı ve yol gösterici olmaları münasebetiyle çok çok önemli hukuk metinleri olmakla birlikte, yalnızca somut olay bakımından bağlayıcıdır.
    Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 05.02.2021 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 16.10.2020 gün, 2018/4 esas ve 2020/2 karar ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22/06/2021 gün, 2021/21-297 esas ve sayılı kararlarında belirtildiği üzere, kanun hükmünde olan içtihadı birleştirme kararlarının (dahi) kesinleşmiş kararlar hakkında uygulanamayacağı, diğer bir ifadeyle geçmişe yürütülemeyeceği kabul edilmiştir.
    İçtihat değişikliklerinin kesinleşmiş kararlar bakımından da bozma sebebi olarak kabul edilmesi hâlinde, “kesin hükmün müessiriyeti prensibi” ile toplumun adalete olan güven duygusu zedelenecek ve yıllar önce kesin hükme bağlanan davaların dahi, zamanaşımına uğraması riski ortaya çıkacaktır. Bu nev’i mahsurların ortaya çıkması ihtimali de, uygulayıcıları, hukukun içtihat yoluyla geliştirilmesi (gerektiğinde içtihatların değiştirilmesi) konusunda atalete sevk edecektir.
    Bütün bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tutuksuz olarak savunması alındıktan sonra, başka suçtan farklı yer cezaevinde başka suçtan tutuklu ya da hükümlü olarak bulunan ve savunmasının alınması esnasında ya da kovuşturma evresinde duruşmalardan bağışık tutulma konusunda bir beyanı ya da dilekçesi bulunmayan sanığın yokluğunda verilen kararın, Dairemizin, Yargıtay Cumhuriyet Başavcılığı’nın tebliğnamesine uygun olarak verdiği onama kararıyla mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatlarının Dairemizin onama kararından önce değiştiği ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kesinleşen bu mahkumiyet kararına, sanık ...'nün savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle itiraz ettiği incelenen dosya kapsamından açıkça anlaşılmaktadır.
    Açıklanan nedenlerle;
    Tutuksuz yargılanan ya da savunması alındıktan sonra serbest kalan ve sonradan başka suçtan tutuklu ya da hükümlü olup duruşmalardan bağışık tutulma yönünde aşamalarda beyan veya talebi de bulunmayan sanığın, yokluğunda verilen mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden önce dosya Dairemizde temyiz incelemesinde iken, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun konuyla ilgili olarak görece yeni içtihatları gerekçesi ile savunma hakkının kısıtlandığından bahisle, Dairemizin 27.01.2020 günlü ve 2018/1138 Esas, 2020/144 Karar sayılı onama kararının kaldırılıp ... Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24.05.2016 günlü, 2015/466 esas ve 2016/215 karar sayılı mahkûmiyet hükmünün bozulmasına dair Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde olduğu anlaşılmakla;
    1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE,
    2-Dairemizin 27.01.2020 günlü ve 2018/1138 Esas, 2020/144 Karar sayılı ilamının diğer yönlerinin korunmasına,
    Ancak;
    Sanık ... hakkında mağdurlar ... ve ...'ya yönelik yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelemesinde;
    Duruşmadan vareste tutulmayı talep edip etmediği sorulmayan sanık ...'nün, Gölpazarı Açık Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olarak bulunmakta iken hükmün açıklandığı 24.05.2016 tarihli son oturumda bizzat veya SEGBİS vasıtasıyla hazır bulundurulmadan hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
    Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, ceza miktarı bakımından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının korunmasına, 17.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi