22. Hukuk Dairesi 2017/12964 E. , 2018/10962 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin 17/03/1998 tarihi ile 17/07/2013 tarihleri arasında ...belediyesinin çeşitli hizmetlerini, hizmet alım sözleşmeleri ile yürüten taşeron şirketlere bağlı olarak su deposunda bekçi olarak çalıştığını, 17/07/2013 tarihinde müvekkilinin emeklilik süresinin dolduğunu ve işten ayrıldığını ileri sürerek fazla mesai, hafta sonu, ulusal bayram genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının ...Belediye işçisi olmayıp ... Gıd. Turz. Teks. Tic. San. A.Ş. işçisi olduğunu, davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının 02/07/2013 tarihli dilekçesiyle ... A.Ş."ne emeklilik nedeniyle işten ayrılma başvurusunda bulunduğunu, davacıya emekli olması nedeniyle kıdem tazminatı dahil her türlü hakkının ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının ıslah dilekçesindeki talebe konu 08.05.2010-17.07.2013 tarihleri arasında davacı tanık anlatımlarına göre haftalık kırkbeş buçuk saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmış ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, davacı tanık anlatımlarından davacının 01.06.2009 tarihinden 17.07.2013 tarihine kadar ...Belediyesi ... köyü su deposunda çalıştığı ve ..."nın su deposunda kendisine tahsis ettiği lojmanda ailesiyle birlikte yaşadığı anlaşılmaktadır. Bu halde davalı işyerine ait su deposunda bekçilik yapan davacının yaptığı işin mahiyeti gereği tam gün ve sürekli olarak çalışma yerinde kalındığından ve evinin aynı alanda olmasından özel hayat ile iş hayatı iç içe geçmiştir. Bu durumda, dosya kapsamındaki delillere göre, davacı fazla çalışma yaptığını ispat edemediğinden talebin reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
3-Taraflar arasındaki diğer bir ihtilaf konusu da, alacaklara uygulanması gereken faiz türünün ne olacağı noktasındadır. 4857 sayılı İş Kanunu"nun çeşitli hükümlerinde faiz konusunda düzenlemelere yer verilmiştir. Anılan Kanun"un 34. maddesinde, gününde ödemeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanacağı hükmü bulunmaktadır. Maddede sözü edilen ücret geniş anlamda ücret olup, çalışma karşılığı ücretler ile ikramiye, prim, jestiyon ve benzeri ödemeler ve fazla çalışma, hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücretleri de bu kapsama dahildir. İşe iade davası ile tespit edilen en çok dört aya kadar boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklar için de 4857 sayılı Kanun"un 34. maddesinde sözü edilen özel faiz türü uygulanmalıdır.
Somut olayda, davacının hafta sonu ve genel tatil ücreti alacağına 4857 sayılı Kanun"un 34. maddesinde öngörülen mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerekirken, kanuni faize hükmedilmesi isabetli olmamıştır.
4-Kabule göre de, Mahkemece, dava konusu alacaklarda reddedilen kısımların hakkaniyet indiriminden kaynaklandığı gözetilmeksizin reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.05.2018 gününde oybirliği ile karar verildi.