10. Hukuk Dairesi 2017/6123 E. , 2018/1663 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı).
Davacı, davalı işyerinde 11.03.1975-31.12.1975 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece, davacı tarafından sunulan Maliye Bakanlığının 469 sıra noda kayıtlı davacıya ait vergi karnesi aslının davalı işyerinin cevabı ile doğrulandığından davacının davasını kısmen kabul edilerek 11.03.1975-31.03.1975 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmiş olup söz konusu karar Dairemiz 26.05.2015 tarih, E.2015/7616, K.2015/10165 sayılı kararıyla "Mahkemece, davacıya yapılan ödemelere ilişkin varsa tüm belgeler getirtilerek, davaya konu dönemlerde prim kesintisi yapılıp yapılmadığı yöntemince araştırılmak suretiyle, davacının fiili çalışmalarının varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri belirlenmeli, hak düşürücü sürenin kesilmesini gerektirecek yönetmelikte düzenlenen bir belgenin bulunmaması halinde davanın reddinin gerekeceği hususunun göz önüne alınarak, Kurum müfettişlerince dava konusu dönemde inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı,
inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, davacının çalışmasını bilebilecek durumda bordro tanıklarına veya tüm aramalara karşın sigortalılara ulaşılamadığı takdirde, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, davacının kayıtlarda görünmeyen çalışmalarının hangi nedenlerle kayıtlara geçmediği ya da bildirim dışı kaldığı hususu, çalışmanın kesintili veya mevsimlik olup olmadığı yöntemince araştırılmalı, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir." şeklinde bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamı gerekleri yerine getirilmemiştir.
Mahkemece bozma sonrasında yapılan araştırmada Uşak ... tarafından sigortalı işçi çalıştırılmaya 1976 yılı Mart ayında başlandığı, davacının sigortalı çalışması bulunmadığının bildirildiği, müfettiş raporuna rastlanılmadığı, Banaz ilçesinde 1975 yılına ait çalışanların verilerine rastlanılmadığı, Banaz Orman İşletme Şefliği tarafından davacıya ait ödemelere ilişkin prim kesintisine rastlanılmadığı hususları ile bordro tanığı olarak dinlenen Şerafettin Sevinç"in davacıyı tanımadığını belirtmesi karşısında bozma ilamı doğrultusunda hak düşürücü sürenin kesilmesini gerektirecek yönetmelikte düzenlenen bir belgenin bulunmaması nedeniyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar vermek gerekirken Mahkemece bozmadan sonra kararı etkileyecek hiç bir yeni belge elde edilemediğinden bahisle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş ise de 11.03.1975-31.12.1975 tarihleri arasındaki dönem yönünden hak düşürücü sürenin göz önüne alınmadığı anlaşılmıştır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, hükmü temyiz eden davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ..."nden alınmasına, 05.03.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi