11. Hukuk Dairesi 2016/12709 E. , 2017/7547 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 6. Tüketici Mahkemesi’nce verilen 03/03/2016 tarih ve 2015/407-2016/397 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın ... Şubesinin müşterisi olduğunu, 14.08.2013 tarihinde kendisini ... olarak tanıtan şahısla birlikte bankanın ... Mahallesi ... Caddesi üzerindeki şubesine gittiklerini, ... isimli şahsın davacıyı dolandırdığı ve banka personelinin kusurlu eylemiyle davacının dolandırılmasına iştirak ettiğini, davacının para çekmek için makbuzu imzalamasına rağmen ödemenin ... olarak kendisini tanıtan şahsa yapıldığını, ... isimli şahsın bu şubeden para çekemediklerini söyleyerek alınan parayı gizleyip şubeden ayrıldığını, yaşlı olan davacının o sırada oturuyor alması sebebiyle durumun farkına varılmadığını, ağır kusurlu banka görevlisinin savcılık dosyasında ödemeyi davacıya değil de davacının yanında gelen ... isimli şahsa yaptığını kabul ettiğini belirterek 6.845,00 TL’nin zararın olay tarihi olan 14.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, bankanın işleminin ticari iş olması nedeniyle ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, davacının talebinin zaman aşımına uğradığını, hesabından olay günü yanında kendisine anneanne olarak hitap eden kişiyle gelerek para çektiğini, banka personeli ... "un davacıyı şube burası olmadığından buradan para çektiğinizde masraf alınır diyerek uyardığı ve davacının masrafın hesaptan alınmasına muvafakat ettiğini, işlemlerin kanuna uygun şekilde davacının imzasının ve kimlik fotokopisinin alınarak yapıldığını, yapılan işlemler sırasında üçüncü şahsın davacıya sanki torunuymuş gibi anneanne diyerek hitap ettiğini ve davacının da aynı samimiyetle cevap verdiğini gerek kamera kayıtlarından gerekse tanık beyanlarından sabit olduğunu, para çekimi esnasında da davacının bankada bulunduğu ve itiraz etmediğini, ayrıca davacının bankadan daha öncede dekont imzalayarak para çekmiş olması sebebiyle neye imza attığını bildiğini, davacının para ödenirken çok yakın yerde oturuyor olması nedeniyle paranın ödendiğini görmemesinin mümkün olmadığını, davacının olay günü bankadan üçüncü şahsın koluna girerek ve aynı taksiye binerek ayrıldığını, dekont imzalamasına rağmen niçin kendisine ödeme yapılmadığını sormadığını, davacının para çekilen hesapta hak sahibi olduğunu kimlik göstererek kanıtlaması nedeniyle yapılan işlemde banka personelinin kusurunun bulunmadığını, davacının parayı almadığına ve zarara uğradığına ilişkin hiçbir somut delilin olmadığını, banka personeli aleyhine başlatılan savcılık takibinde incelenen kamera kayıtları ve tanık beyanları esas alınarak kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, banka personelinin kimliğini ibraz etmeyen ve davacı adına vekaleten hareket ettiğini kanıtlayamayan üçüncü kişiye ödeme yaptığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 6.815,00 TL’nin 14/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 348,78 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.