23. Hukuk Dairesi 2015/5149 E. , 2015/8619 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : . Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mah. Sıf.)
Taraflar arasındaki kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacılar, davalı kooperatifin 146 no"lu ortağı olduklarını, 03.02.2013 tarihli genel kurulda haksız olarak ihraçlarına karar verildiğini, ihraca dayanak teşkil eden ihtarnamelerde yazılı alacağın dayanağı ve hangi döneme ilişkin olduğu belirli olmadığı gibi, ihraç kararının eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu, benzer durumda olan diğer üyeler hakkında ihraç kararı alınmadığını ileri sürerek, 03.02.2013 tarihli genel kurulun 6 numaralı maddesinin iptalini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, kooperatif aidat borçlarını ve gecikme faizlerini ödemeleri için kendilerine usulüne uygun olarak 1. ve 2. ihtarnameler gönderilen davacıların, ihtarnamelerde belirtilen sürelerde borçlarını ödememeleri nedeniyle, 05.09.2012 tarihli yönetim kurulu kararıyla üyelikten ihraç edildiklerini, ihraç kararını 24.09.2012 tarihinde tebliğ alan davacıların, yasal 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde genel kurula itiraz etmedikleri gibi, dava da açmadıklarını, bu haliyle, ihraç kararının kesinleştiğini, ihtarnamelerde borçların detaylarıyla ilgili yeterli açıklamaların bulunduğunu, davanın genel kurul kararının iptali istemi olmadığını, davacıların iptali istenen genel kurul kararına karşı muhalefet şerhi koymadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı kooperatifçe, davacılara 12.999,79 TL aidat borcu, 3.509,89 TL gecikme faizi ve 240,00 TL ihtar masrafını, yasal süreler içerisinde ödemeleri ihtarını içeren 1. ve 2. ihtarnamelerin gönderildiği, davacıların ihtarnamelerde belirtilen sürelerde borcu ödemedikleri, bunun üzerine, dava konusu 03.02.2013 tarihli genel kurulda oyçokluğu ile ihraçlarına karar verildiği, davanın 14.02.2013 tarihinde 3 aylık yasal hak düşürücü sürede açıldığı, borç ödeme ihtarnamelerinin usulüne uygun olarak tanzim edildiği, ayrıca eşitlik ilkesine aykırı davranıldığına ilişkin herhangi bir somut olguya rastlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar temyiz etmiştir.
1-Dava, kooperatif üyeliğinden ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinin yürürlükte bulunduğu dönemde Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi iken, 6335 sayılı Kanun"un 2. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’un 5. maddesinde yapılan değişiklikle Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasında ilişki görev ilişkisi olarak değiştirilmiş ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir. Dava, 01.07.2012 tarihinden sonra açılmış olup, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 99. maddesi uyarınca ticari dava niteliğini haiz ise de, yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmamakta ise, 6102 sayılı TTK"nın 5/4. maddesinde Asliye Hukuk Mahkemesi"nce davaya devam edilmesi ve görevsizlik kararı verilmemesi gerektiği açıkça öngörüldüğünden, bu davaya Asliye Hukuk mahkemesi olarak bakılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 27. ve davalı kooperatif anasözleşmesinin 14/2. maddelerinde parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen kooperatif üyelerinin ihracı prosedürü düzenlenmiş olup, bu tür davalarda, mahkemece öncelikle, aidat borcunun ödenmesi için üyeye iki ihtarın gönderilip gönderilmediği ve bu ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, ilk ihtarnamenin ödemesi 30 gün geciktirilmiş borcu içerip içermediği, böyle bir borcun ödenmesi için birinci ihtarda 10 gün, ikinci ihtarda 1 aylık sürenin verilip verilmediği, bu süre içerisinde ödememe halinde müeyyidenin ne olduğunun ve ödenmesi istenen borcun miktarının ve neye ilişkin olduğunun açık ve anlaşılır olarak belirtilip belirtilmediği tespit edilmelidir. Tüm bu aşamalarda bir eksiklik bulunmaması halinde ihtarlarda istenen borcun gerçek borç olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Dosyada mevcut anasözleşmenin 14. maddesinin parasal yükümlülükler ile ilgili ihraç prosedürüne ilişkin 2. fıkrasında ihraç kararı verilmeden önce parasal yükümlülüklerini 30 gün geciktiren ortaklara 10 günlük ödeme süresi içeren ilk ihtarnamenin gönderilmesi gerektiği öngörülmüştür.
Somut olayda, davalı kooperatif tarafından keşide edilen 05.06.2012 tarihli 1. ihtarnamede 12.999,79 TL aidat ve 3.509,89 TL gecikme faizi borcu ile noter ihtar masraflarının ödenmesi ihtar edilmiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da davacının aidat ve gecikme faizi borcunun bu miktarlar kadar olduğu, Mayıs 2012 aidat borcunun ihtarname kapsamında kaldığı belirtilmiştir. İhtarname tarihi itibariyle, Mayıs 2012 aidat borcu yönünden anasözleşmenin 14/2. maddesinde belirtilen parasal yükümlülüğün 30 gün geciktirilmesi koşulu henüz gerçekleşmemiştir.
Bu durumda mahkemece, ilk ihtarnamenin şekli bakımdan incelenmesine başlanılıp, ödemesi 30 gün geciktirilmemiş aidat borcunun yer aldığı bu ihtarnameye dayalı olarak ihraç kararı verilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, şekli nedenlerden sonra inceleme sırası gelen ihtarnamelerin gerçek borcu yansıtıp yansıtmadığı yönünde inceleme yapılması ve yazılı şekilde yanılgılı gerekçeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamıştır.
2-Bozma nedenine göre, davacıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
3) Kabule göre, dava tarihinden önce; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlüğe girmiş olup, Türk Borçlar Kanunu"nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki 6101 sayılı Kanun"un 7. maddesinde aynen, "Türk Borçlar Kanunu"nun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi görülmekte olan davalarda da uygulanır. " hükmüne yer verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu"nun 88. maddesinin, "Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranını yüzde elli fazlasını aşamaz." hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; "Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur." düzenlemesine yer verilmiştir.
Davalı kooperatifin genel kurullarında belirlenen ve kooperatifçe keşide edilen ihtarnamelerdeki faiz oranlarının anılan yasal düzenlemedeki yerine gelince; para borçları açısından borçlu temerrüdüne bağlanan sonuçlardan birisi, temerrüt faizi ödeme yükümlülüğüdür. Temerrüt faizi borçlunun, para borcunu zamanında ödememesi ve temerrüde düşmesi üzerine kanun gereği kendiliğinden işlemeye başlayan ve temerrüdün devamı müddetince varlığını sürdüren bir karşılık olması itibariyle, zamanında ifa etmeme olgusuyla doğrudan bir bağlantı içindedir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 42. maddesine göre genel kurul, bütün üyeleri temsil eden en yetkili organ olup, kanun veya anasözleşme ile genel kurula tanınmış olan konular hakkında karar verme yetkisini haizdir. Konut Yapı Kooperatifi Tip Anasözleşmesi"nin 23/1. maddesinin 6. bendi uyarınca ortaklardan tahsil edilecek taksit miktarı ve ödeme şartları ile gecikme halinde uygulanacak esasları tespit etmek genel kurulun yetkisi dahilindedir.
Genel kurulca, ödeme günü belirlenerek, (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidatın süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı açıktır. Genel kurul kararları, üyeler ile kooperatif arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, kooperatif ve üyeler arasında ayrıca faiz oranları ile ilgili sözleşme yapılmasına gerek yoktur. Ayrıca genel kurullarda kararlaştırılan faiz oranları daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece genel kurula katılmasa dahi tüm üyeleri bağlar. Bu durumda, genel kurulun belirlediği tarih, 6098 sayılı TBK’nın 117. (818 sayılı BK’nın 101/2.) maddesi hükmü karşısında, kesin vade olup, üyenin bir ihtarla ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan, borcun ifasının istenebileceği kuşkusuzdur. Anapara faizi ise borçlunun henüz temerrüde düşmeden ödemesi gereken sözleşmeyle kararlaştırılan faizdir. Bu durumda, kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz oranı, TBK"nın 88. maddesinde düzenlenen anapara faizi olmayıp, 120. maddede düzenlenen temerrüt faizine ilişkindir. Kooperatif ile üyesi arasında ticari ilişki bulunmadığından yasal
oranda temerrüt faizi uygulanmalıdır. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun" un 2/1. maddesi gereğince, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen yasal faiz oranına göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Maddenin açık ifadesinden de anlaşılacağı üzere temerrüt faizinin, yasal faiz oranından fazla alınması taraflarca kararlaştırılabilir. Anılan maddeler birlikte değerlendirildiğinde kooperatif genel kurulunca belirlenen aidatların ödenmesinde gecikme durumunda alınacak temerrüt faizinin yasal temerrüt faiz oranından daha fazla miktarda kararlaştırılabileceği anlamı çıkmaktadır. Ancak taraflar, uygulanacak temerrüt faizi oranını belirlerken, 6098 sayılı TBK’nın 120/2. maddesinde öngörülmüş olan sınırlamayı dikkate almak zorundadır.
Somut olayda, davacıya gönderilen ihtarnamelerde aylık %2 oranına göre hesaplanmış işlemiş faiz borcu TBK"nın 120/2. maddesindeki sınırlamaya tabi olup, davalı kooperatifin genel kurullarında kabul edilmiş temerrüt faiz oranı, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata yani 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun"un 2/1. maddesine göre belirlenen yasal faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacaktır.
Bu durumda, mahkemece, dava tarihinden önce yürürlüğe giren bu yeni düzenleme doğrultusunda gerektiğinde bilirkişi raporu alınarak belirlenecek gerçek borcun, temerrüt faizinin daha düşük oran üzerinden hesaplanacak olması nedeniyle, her halükarda ihtarnamelerde istenen borç miktarından daha az olacağı, diğer anlatımla ihtarnamelerde istenen borç miktarı, gerçek borç miktarından fazla olacağı, dolayısıyla gerçek borcu yansıtmayan ihtarnamelere dayalı olarak verildiği anlaşılacak olan ihraç kararının iptali gerekeceği gözetilerek, bu gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, anılan yasal düzenleme gözden kaçırılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması da hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.