11. Hukuk Dairesi 2018/2725 E. , 2020/96 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 15/03/2018 tarih ve 2017/98-2018/88 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 07.01.2020 günü hazır bulunan davacı-karşı davalı vekili Av. ... ile davalı-karşı davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “KANATÇI HAYDARIN YERİ HAYDAR ASAN” ve “KANATÇI HAYDAR” markalarının hak sahibi olduğunu, davalının “KANATÇI HAYDARIN YERİ” markasını otel ve otel işletmeciliği emtialarında tescil ettirmesine rağmen bu emtialar da kullanmayarak, kötü niyetle müvekkilinin tescilli sınıflarında kullandığını ve kullanmaya devam ettiğini, hem isim hem de marka haklarına tecavüzü nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ve kazançtan mahrum kaldığını ileri sürerek, müvekkilinin marka ve isim hakkına yönelik tecavüzün tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, 5.000.- TL maddi, 50.000.- TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, davalı adına tescilli 98/006373 tescil numaralı “KANATÇI HAYDARIN YERİ” ibareli markanın hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini ve kararın ilanını talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 1.855.572,96 TL"ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin lokantacılık ticari faaliyeti sebebiyle restaurantta "Kanatçı Haydar"ın Yeri" ismi ile faaliyette bulunmaya kesinleşen kararlar nedeniyle hakkı olduğunu, davacı adına kayıtlı "Kanatçı Haydar"ın Yeri" markasının bölgesel bir marka olduğunu, müvekkilinin çabaları ve kaliteli hizmetleri sonucunda markanın bölgede tanındığını, müvekkilinin lokantasının tabelasının "Kanatçı Haydar"ın Yeri" ticari unvanı önüne "meşhur" kelimesi koymasının reklam amaçlı olduğunu, davacının markasına tecavüz etmesinin söz konusu olmadığını, savunarak davanın reddini istemiş, karşı dava olarak da, davacının söylentileri ve kötü niyetli haksız talepleri sebebiyle müvekkilinin ticari itibarının zedelediğini iddia ederek, 100.000.- TL manevi, 20.000.- TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olup, ancak 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak 8 yıllık süre söz konusu olacağından zamanaşımı itirazının kısmen kabulü ile dava tarihinden geriye doğru 28 Ocak 2009 tarihinden itibaren zamanaşımı itirazının kabulüne, bu tarihten önceki süreye ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğunun kabulü ile asıl dava yönünden markaya tecavüzün tespiti, meni 98/006373 sayılı markanın iptali yönünden ve karşı dava yönünden marka hükümsüzlüğü açısından ret kararı kesinleşmiş olup, bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 956.380,14 TL maddi tazminatın, manevi tazminatın kısmen kabul kısmen reddi ile 15.000.- TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Asıl dava, davacının marka ve isim hakkına yönelik tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve maddi manevi tazminat istemine ilişkin olup mahkemece markaya tecavüzün tespitine, maddi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddi ile 956.380,14 TL maddi tazminatın, manevi tazminatın kısmen kabul kısmen reddi ile 15.000.- TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine karar verilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 11.12.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davalının yurtiçi tüm satışlarının restoran satışlarından ibaret olduğu gerekçesiyle dava tarihine kadar tüm satışları çıkartılmış, davacının söz konusu yıllarda elde etmiş olduğu faaliyet kâr oranı uygulanmak suretiyle davacının elde edebileceği muhtemel gelir hesaplanmış ve 956.380,14 TL bulunmuştur.
Ancak davacı, maddi tazminat talebinin açıkça 556 sayılı KHK"nın 66/2-a maddesi uyarınca "marka tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, marka sahibinin markanın kullanması ile elde edebileceği muhtemel gelire göre" hesaplanmasını talep ettiğine göre, mahkemece, davalının ticari defterleri üzerinde değil davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp davacının elde edebileceği muhtemel gelirin hesaplanması ve tecavüze konu markanın ekonomik önemi ile şirket gelirlerine etkisinin de nazara alınması suretiyle sonuca varılması gerekirken hatalı bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 07/01/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.