Abaküs Yazılım
Hukuk Bölümü
Esas No: 2016/629
Karar No: 2017/30

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 2016/629 Esas 2017/30 Karar Sayılı İlamı

                    T.C.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

            HUKUK BÖLÜMÜ

            ESAS NO        : 2016 / 629

            KARAR NO  : 2017 / 30

            KARAR TR     : 20.2.2017

ÖZET : Karayolunda meydana gelen trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın davalı idarece giderilmesi istemiyle açılan tazminat davasının, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde ADLİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.

 

 

 

 

K  A  R  A  R

 

Davacılar        : Z.S.S. adına velayeten E.S., V.S.

            Vekili              : Av. H. K.

            Davalılar         : 1-Karayolları Genel Müdürlüğü (Adli Yargıda)

                                      2-Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İdari Yargıda)        

Vekili              : Av. B. Ş.

       

O L A Y         : Davacılar vekili dava dilekçesinde; 02/10/2014 tarihinde davacılardan küçüğün babası V.S. sürücülüğündeki 07 JZ 484 plakalı otomobilin gerçekleştirmiş olduğu tek taraflı trafik kazısı neticesinde, araçta yolcu konumunda bulunan küçük Z.S.S."nın kol, bacak ve omuzlarından yaralandığını, hayati tehlike ile hastaneye kaldırıldığını, kazadan sonra girdiği bir dizi ameliyat neticesinde el parmaklarının kesilerek ampüte hale geldiğini, kazanın oluşumunda araç sürücüsünün herhangi bir kusurunun olmayıp tüm kusurun yolun yapım ve onarımından sorumlu olan davalı Karayolları Genel Müdürlüğü olduğunu belirterek fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla davacı Z.S.S. için şimdilik 2.000,00 TL maluliyet tazminatı ve 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam da 22.000,00 TL tazminatın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsili istemiyle adli yargı yerinde dava açmıştır.

ANKARA 15. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 30/12/2014 gün ve 2014/595 Esas, 2014/817 Karar sayı ile, ‘‘…Davanın, yol kusuru sebebi ile meydana gelen trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davası olduğu, yol yapım ve onarımından sorumlu olduğu bildirilen Karayolları Genel Müdürlüğüne karşı açıldığı, hizmet kusurundan kaynaklanan davada idari yargının görevli olduğu anlaşılmakla…’’ şeklindeki gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiş, karar taraflarca temyiz edilmeksizin 04/03/2015 tarihinde kesinleşmiştir.

Davacılar vekili adli yargı yerince verilen ve kesinleşen kararın ardından davalı gösterilen Karayolları Genel Müdürlüğü’ne aynı taleple başvuruda bulunmuş, anılan kurumun ‘söz konusu kaza mahallinde yol yapım ve onarımından sorumlu kuruluşun Manavgat Belediyesi olduğu, kaldı ki belediyenin kazadan sonraki tarihlerde kaza mahallinde iyileştirme ve düzeltme çalışmaları yaptığı bildirilmiş ve netice itibariyle muhatabın Karayolları Genel Müdürlüğü değil de Manavgat Belediyesi olduğu’ şeklindeki cevabı üzerine, Manavgat Belediyesi’ne 05/03/2015 tarihinde başvuruda bulunmuş, kendisine  ‘kaza sahasında 30/03/2014 tarihinden itibaren alt yapı ve kanalizasyon çalışmalarının Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılmaya başlandığı, dayanağının da 6360 sayılı Yasa olduğu’  bildirilmiştir.

Davacılar vekili, 15/04/2015 tarihinde idari yargı yerinde hasım gösterdiği Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yaptığı başvuruya yasal süre içerisinde cevap verilmemesi nedeniyle, bu kez 02/10/2014 tarihinde meydana gelen ve davacı Z.S.S.’nın el parmaklarını kaybetmesine ve %25 oranında malul olmasına yol açan trafik kazasının idarenin kusurundan kaynaklandığını ileri sürerek 130.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans ve yargılama masrafları ile avukatlık ücreti ile birlikte tahsili maksadıyla davalı Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na karşı idari yargı yerinde dava açmıştır.

ANTALYA 2. İDARE MAHKEMESİ: 15/06/2016 gün ve 2015/948 Esas, 2016/738 Karar sayı ile ‘‘…2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu"nun 11.1.2011 gün ve 6009 sayılı Kanunla değişik 110. maddesinde, "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının da içinde bulunduğu 07 JZ 484 plakalı aracın davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle kaza yaptığından bahisle uğranıldığı öne sürülen 130.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Belediye aleyhine idare mahkemesinde açılan tazminat talepli bir tam yargı davasında, İdare Mahkemesi 2918 sayılı Yasanın 110. maddesinin 1.fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasaya aykırı olduğu kanısına varmış, İdare Mahkemesinin bu iki cümlenin iptali istemiyle yaptığı başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi 8.12.2011 gün ve E:2011/124, K:2011/160 sayı ve 8.11.2012 gün ve E:2012/l 18, K:2012/170 sayılı aynı içerikli iki kararı ile; "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu"nun 110. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun"dan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceği öngörülmektedir. İtiraz başvurusunda bulunan mahkeme ise idare mahkemesi olup davaya bakmakta görevli ve yetkili mahkeme değildir. Başvurunun Mahkeme"nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir." kararına varmıştır.

Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi"nin benzer bir konuda İdare Mahkemesi"nin davaya bakmakla görevli bulunmadığı yolundaki kararları gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır…’’ şeklindeki gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, bu karar kesinleşmiştir.

Davacılar vekili, 23/08/2016 havale tarihli dilekçesiyle adli ve idari yargı yerlerince verilen görevsizlik kararları nedeniyle oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvuruda bulunmuştur.

İNCELEME VE GEREKÇE :

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün, Nuri NECİPOĞLU’nun Başkanlığında, Üyeler: Ali ÇOLAK, Yusuf Ziyaattin CENİK, Alaittin Ali ÖĞÜŞ, Süleyman Hilmi AYDIN, Mehmet AKBULUT ve Yüksel DOĞAN’ın katılımlarıyla yapılan 20.2.2017 günlü toplantısında:

l-İLK İNCELEME: Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; davacılar vekilince adli  ve idari yargı yerlerinde açılan davalarda, davalıların farklı gösterilmesi nedeniyle;  2247 sayılı Yasa’nın 14. maddesine göre olumsuz görev uyuşmazlığının bulunduğunun ileri sürülebilmesi için davanın “tarafları, konusu ve sebebinin aynı” olması koşulunun öngörülmüş bulunması karşısında, adli yargı yerinde davalı olarak gösterilen Karayolları Genel Müdürlüğü’nün görevsizlik kararından sonra yapılan idari başvurular sırasında trafik kazasından kaynaklanan işbu davada  sorumluluğunun bulunmadığının anlaşılması üzerine hasım mevkiinden çıkarıldığı ve davacılar vekilince idari yargı yerinde görülen davanın aynı konu ve sebeple, asıl muhatap olduğu tayin edilen Antalya Büyükşehir Belediyesi hasım gösterilerek açıldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; davalıların ortak olması koşulunun gerçekleştiği ve görev uyuşmazlığının doğduğunu kabul etmenin uygun olacağı sonucuna varılmıştır.

Bu şekilde idari ve adli yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasa"nın 14. maddesinde öngörülen biçimde olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğu, idari ve adli yargı dosyalarının 15. maddede belirtilen yönteme uygun olarak davacılar vekilinin istemi üzerine son görevsizlik kararını veren mahkemece Uyuşmazlık Mahkemesine gönderildiği ve usule ilişkin işlemlerde herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.

II-ESASIN İNCELENMESİ: Raportör-Hakim Sinem USTA’nın, davanın çözümünde adli yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ’nin davada adli yargı, Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın ise idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Dava, davacıların velayeti altında bulunan Z.S.S.’nın 02/10/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan ve geçirdiği ameliyatlar neticesinde el parmakları kesilerek ampüte ve %25 oranında malül olan küçüğün uğradığı maddi ve manevi zararın faiziyle birlikte tazmini istemiyle 25/12/2014 tarihinde açılmıştır.  

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 1. maddesinde, Kanunun amacının karayollarında can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlayacak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu; “Kapsam” başlıklı 2. maddesinde, bu Kanunun trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri bunların uygulamasını ve denetlenmesini ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsadığı ve bu kanunun karayollarında uygulanacağı belirtilmiştir.

Öte yandan 2918 sayılı Yasanın 19.1.2011 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 14. maddesiyle değişik 110. maddesinde “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dahil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.

Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir”; Geçici 21. maddesinde de “Bu Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının göreve ilişkin hükmü, yürürlüğe girdiği tarihten önce idari yargıda ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılmış bulunan davalara uygulanmaz” denilmiştir.

Dava dosyalarının incelenmesinden; davacıların müşterek kızları olan küçüğün 02/10/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasında kol, bacak ve omuzlarından yaralandığı, geçirdiği ameliyatlar neticesinde el parmakları kesilerek %25 oranında malül hale geldiği olayla ilgili olarak önce Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde Karayolları Genel Müdürlüğü’ne karşı dava açıldığı, davanın görev yönünden reddedilmesi üzerine, davacılar vekilinin kaza tarihi itibariyle yolun yapım ve onarımından sorumlu olduğu bildirilen Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni hasım göstererek Antalya 2. İdare Mahkemesi’nde dava açtığı, Antalya 2. İdare Mahkemesi’nin de görevsizlik kararının ardından davacılar vekilinin olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi istemiyle başvuruda bulunmasıyla dosyaların Mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır.

2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının iptali istemiyle Bursa 3.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan itiraz başvuruları üzerine konuyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, şu gerekçesi ile anılan kuralı Anayasaya aykırı görmemiş ve iptal istemini oy birliğiyle reddetmiştir: “… Anayasa Mahkemesi’nin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa’da adli ve idari yargı ayırımına gidilmemiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması halinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir. İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun’dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2918 sayılı Kanun’da tanımlanan Karayolu şeridi üzerindeki araç trafiğinden kaynaklanan sorumlulukların, özel hukuk alanına girdiği konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. İdare tarafından kamu gücünden kaynaklanan bir yetkinin kullanılması söz konusu olmadığı gibi, aynı karayolu üzerinde aynı seyir çizgisinde hareket eden, bu nedenle aynı tür risk üreten araçlar arasında özel-kamu ayırımı yapılmasını gerektiren bir neden de yoktur. Açıklanan nedenlerle, itiraz konusu kural Anayasa’nın 2.,125. ve 155. maddelerine aykırı değildir. İtirazın reddi gerekir…” (Any. Mah.nin 26.12.2013 tarih ve E.2013/68, K.2013/165 sayılı kararı; R.G. 27.3.2014, Sayı: 28954, s.136-147.)

Anayasa’nın 158 inci maddesinin son fıkrasında “ Diğer mahkemelerle, Anayasa Mahkemesi arasındaki görev uyuşmazlıklarında, Anayasa Mahkemesinin kararı esas alınır.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda gerekçesine yer verilen kararı, yasa koyucunun idari yargının görevine giren bir konuyu adli yargının görevine verebileceğine, dolayısıyla 2918 sayılı Kanunun 110 uncu maddesinin birinci fıkrası ile öngörülen, bu Kanun’dan doğan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi düzenlemesinin Anayasa’ya aykırı bulunmadığına dair olup, esas itibariyle görev konusunda verilmiş bir karardır ve Anayasa’nın 158 inci maddesi uyarınca, başta Mahkememiz olmak üzere diğer yargı organları bakımından da uyulması zorunlu bir karar mesabesindedir.

Belediye aleyhine idare mahkemelerinde açılan tazminat talepli tam yargı davalarında, İdare Mahkemeleri 2918 sayılı Yasanın 110.maddesinin 1.fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerinin Anayasaya aykırı olduğu kanısına varmış, İdare Mahkemelerinin bu iki cümlenin iptali istemiyle yaptığı başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi 8.12.2011 gün ve E:2011/124, K:2011/160 sayı, 8.11.2012 gün ve E:2012/118, K:2012/170 sayı ve 28.05.2013 gün ve E:2013/59 K:2013/68 sayılı aynı içerikli kararları ile; “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun’dan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceği öngörülmektedir. İtiraz başvurusunda bulunan mahkeme ise idare mahkemesi olup davaya bakmakta görevli ve yetkili mahkeme değildir. Başvurunun Mahkeme’nin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.” kararına varmıştır.

Bu durumda, 2918 sayılı Yasanın 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi ile Anayasa Mahkemesi’nin işaret edilen kararı gözetildiğinde, bahsi geçen Kanun maddesinin karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazası nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle,  davanın görüm ve çözümünde adli yargı görevli olduğundan; Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 30/12/2014 gün ve 2014/595 Esas, 2014/817 Karar sayılı görevsizlik kararının kaldırılması gerekmiştir.

 

S O N U Ç  : Davanın çözümünde ADLİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle Ankara 15. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 30/12/2014 gün ve 2014/595 Esas, 2014/817 Karar sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 20.2.2017  gününde ÜYE Süleyman Hilmi AYDIN’ın KARŞI OYU ve OY ÇOKLUĞU İLE KESİN OLARAK karar verildi.

 

 

Başkan

Nuri

NECİPOĞLU

 

 

 

Üye

Ali

ÇOLAK

 

 

 

 

 

Üye

Süleyman Hilmi

AYDIN

Üye

Yusuf Ziyaattin

CENİK

 

 

 

 

 

Üye

Mehmet

AKBULUT

Üye

Alaittin Ali

ÖĞÜŞ

 

 

 

 

 

Üye

Yüksel

DOĞAN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                      KARŞI OY

 

3.11.2015 tarih ve 29521 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 28.9.2015 gün ve E:2015/670, K:2015/671 ve 28.09.2015 gün ve E:2015/580 K:2015/592 sayılı kararlarında belirtmiş olduğum düşünce doğrultusunda sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.20.02.2017

 

                                                                ÜYE

                                                   Süleyman Hilmi AYDIN

 

Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi