Abaküs Yazılım
Hukuk Bölümü
Esas No: 2018/488
Karar No: 2018/649

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 2018/488 Esas 2018/649 Karar Sayılı İlamı

 

 

                               T.C.

UYUŞMAZLIK MAHKEMESİ

 

            ESAS   NO   : 2018 / 488

            KARAR NO : 2018 / 649

            KARAR TR: 22.10.2018

ÖZET : 3083 sayılı Yasa kapsamında toplulaştırma alanına dâhil davacının mülkiyetindeki taşınmaz üzerinden idarece sulama kanalı geçirilerek, gayrimenkule el atılması sebebiyle taraflar arasında imzalanan sulh anlaşmasındaki miktarın ödenmemesi üzerine tazminat istemiyle açılan davanın, İDARİ YARGI YERİNDE çözümlenmesi gerektiği hk.

 

 

 

              KARA R                  

                      

 

 

          Davacı                           : İ. Ş.

          Vekili                             : Av. Ö. Ç.

          Davalı                           : Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı

          Vekili                             : Av. A. Ç.

 

          O L A Y                        : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Şanlıurfa ili Suruç ilçesi Uysallı Köyünde kain bulunan ve kadastro davası devam eden … parsel nolu taşınmazın ve taşınmaz üzerinde dikili bulunan badem, fıstık, nar vs. ağaçlarının tamamının tek başına zilyet sıfatıyla maliki olduğunu, müvekkilin çok uzun yıllardır bu araziyi işletmekte ve taşınmaz üzerinde fiili tasarrufta bulunduğunu, söz konusu taşınmaza ilişkin olarak Suruç ilçesinde devam eden toplulaştırma ve sulama suluma projeleri kapsamında müvekkiline ait araziden kanal geçirilmek suretiyle taşınmaza bizzat davalı kurum tarafından el atıldığını, bu taşınmaza müdahale üzerine davalı kurum yetkilileri ile sulh protokolü uyarınca meydana gelen zarar ve ziyana ilişkin olarak 26/09/2014 tarihinde sulh anlaşmasının yapıldığını, anlaşmaya göre davalı kurum müvekkile ait badem, nar ve fıstık ağaçlarının zarar görmesi ve sökülmesinden dolayı 149.580,00 TL ödemeyi taahhüt ettiğini beyan ederek müvekkilinin fiilen zilyedi ve esasen de maliki olduğu Şanlıurfa ili Suruç ilçesi Uysallı Köyü 298 parsel nolu taşınmaza müdahale sebebiyle badem, nar ve fıstık ağaçlarının sökülmesi ve kırılmasından kaynaklı oluşan mevcut ve muhtemel zararından dolayı meydana gelen zararının tahsili için şimdilik 1.000 TL" nin taşınmaza el atıldığı ve sulh anlaşmasının yapıldığı 26/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili istemiyle 28/12/2015 tarihinde adli yargı yerinde dava açmıştır.

          SURUÇ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ: 14/02/2018 gün, E:2018/58, K:2018/108 sayılı dosyasında; "Yargıtay 4. HD’nin 2016/ 14760 E -2017/458 K sayılı ve yine Gaziantep Bam 4. HD’ nin 2017/997 E- 2017/985 K sayılı ilamlarında birebir aynı talepler için yargı yolunun caiz olmadığı sonucuna varılmıştır. Şöyle ki ;

          Uygulamada toplulaştırma işlemi ile tarla vasıflı taşınmaz üzerinde bulunan ürünler mevcut haliyle idarenin tasarrufuna alınarak ağaçların, hububatın sökülmesi yahut kanal geçirilmek gibi başka suretle faydalanılmasının imkânsız hale gelmesi söz konusudur. Bu noktada davalı Kurum sulh anlaşması ve zarar ziyan tutanakları çerçevesinde maliklerle anlaşarak ürünlere değer biçilmekte ve maliklerin zararı bu şekilde karşılanmaktadır. Bunun dışında kanal yapılmak suretiyle el atılan bir kısım yerler olur ise de %10’luk yasal katılım payını aşan el atmalar için ayrıca maliklere eşdeğer hazine yeri verilmesi gibi işlemler tesis edilmektedir, %10’luk yasal oranın aşılarak elatmanın söz konusu olduğu iddiaları var ise Yargıtay 5. HD’ nin yerleşik içtihatları uyarınca toplulaştırmanın kesinleşmesi beklenerek yeni oluşan tapu kayıtlarına istinaden keşfe gidilerek yeni hali ile zeminde %10’luk yasal paydan fazlasına elatma bulunup bulunmadığı değerlendirilmek suretiyle karar tesis edilmelidir.

          Öncelikle eldeki davada dava dilekçesinin netice-i talebinden de açıkça anlaşılacağı üzere işbu dosyada, her ne kadar dava en başında kamulaştırmasız elatma olarak davacı tarafça nitelendirilmiş ise de talep kanal geçirmek yahut sulama tesisi yapılarak kamulaştırmasız elatılan yerin bedeli vs değil toplulaştırma işleminden kaynaklanan salt ürün zararı talebine ilişkindir. Buradan hareketle Yargıtay 4. HD’nin 2016/ 14760 E -2017/458 K sayılı ilamı ışığında davacının kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan yer bedeli yahut ecrimisil gibi bir talebi bulunmadığına göre salt ürün zararından kaynaklanan taleplerin kamusal görevin yerine getirilmesi sırasında meydana gelen zarar olarak kabulü ile bu talebin İdari Yargı yerinde görülmesi gerektiği kanaat edilmiştir.

          Gaziantep Bam 4. HD 2017/997 E- 2017/985 K sayılı ilamında bu hususu şu şekilde izah etmiştir; “ Her ne kadar ilk derece mahkemesince taşınmazın üzerinden kanal geçirilmek suretiyle davacının zarara uğratıldığı kabul edilerek tazminata karar verilmiş ise de, davalı idarenin eylem ve işlemleri kamusal nitelikte olup, kamu hizmeti kavramı çerçevesindedir. Davanın ileri sürülüş şekli ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın bahsi geçen davalıya yönetilmesinin nedeni de davalı idarenin hizmet kusurundan doğan zararın tahsili talebidir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 2/1 -b maddesi gereğince bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davada ileri sürülmesi gerekir... Buna göre HMK. 114/1-b maddesi gereğince dava şartlarından sayılan yargı yolunun caiz olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılabileceği dikkate alındığında davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla davalının istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK. 353/1 -a maddesi gereğince ortadan kaldırılarak ... Mahkemesine iadesine...” şeklinde belirtilmiştir.

          Sonuç olarak somut olayda giderilmesi mümkün olmayan bir dava şartı noksanlığı söz konusu olduğundan usûl ekonomisi gözetilerek ve dava şartının HMK sistematiği ve 138. maddesi uyarınca öncelikle değerlendirilmesi gerektiğinden davanın HMK 114/1-b ve 115/2. maddeleri uyarınca yargı yolu caiz olmadığından reddi gerektiği" gerekçesiyle Davanın HMK 114/1-b ve 115/2 uyarınca usulden reddine dair verdiği istinaf edilmeyen kararın 15/03/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

          Davacı vekili aynı gerekçelerle ve tazminat istemiyle bu kez 06/04/2018 tarihinde idari yargı yerinde dava açmıştır.

          ŞANLIURFA 2. İDARE MAHKEMESİ: 31/05/2018 tarih ve 2018/269 esas sayılı kararında; "3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu"nun Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri" başlıklı 6.maddesinin 7.fıkrasında; "Toplulaştırmada kanal ve yol gibi kamunun ortak kullanacağı alanlar olarak planlanan yerlerdeki mütemmim cüzlerin karşılığı ile çiftçiye yeni parseller teslim edilene kadar doğabilecek gelir kayıpları uygulayıcı kuruluşça karşılanır." kuralına yer verilmiştir.

          659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin "Adli Uyuşmazlıkların Sulh Yoluyla Halli, Uzlaşma ve Vazgeçme Yetkileri" başlıklı 11. maddesinin 2.fıkrasında; "Birinci fıkrada belirtilenler dışında, idarelerin, herhangi bir sözleşmeye dayanıp dayanmadığına, yargıya intikal edip etmediğine bakılmaksızın gerçek veya tüzel kişilerle aralarında çıkan her türlü hukuki uyuşmazlığın sulh yoluyla halline, her türlü dava açılmasından veya icra takibine başlanılmasından, bunlardan yargı veya icra mercilerine intikal etmiş olanların takiplerinden veya verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi dışındaki kanun yollarına gidilmesinden vazgeçmeye, davaları kabule, ceza uyuşmazlıklarında şikâyetten vazgeçmeye veya uzlaşmaya, davadan feragat etmeye, sözleşmede belirtilmeyen sebeplerle sözleşmelerin değiştirilmesinde veya sona erdirilmesinde maddi ve hukuki sebeplerle kamu menfaati görülmesi halinde, buna dair onay veya anlaşmaları imzalamaya, vazgeçilen veya tanınan ya da terkin edilen hak ve menfaatin değeri dikkate alınmak suretiyle;

          a) Tutara ilişkin olmayanlar ile 1.000.000 Türk Lirasına kadar olanlarda (1.000.000 Türk Lirası dahil) hukuk biriminin görüşü alınarak, ilgili harcama yetkilisinin teklifi üzerine üst yönetici,

          b) 1.000.000 Türk Lirasından fazla olanlardan 10.000.000 Türk Lirasına kadar olanlarda (10.000.000 Türk Lirası dahil), hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun görüşü alınarak, üst yöneticinin teklifi üzerine ilgili bakan, Milli Savunma Bakanlığında Müsteşarın teklifi üzerine Bakan,

          c) 10.000.000 Türk Lirasından fazla olanlarda, ilgili bakanlık hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun ve Maliye Bakanlığının görüşü alınarak, ilgili bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu,

          yetkilidir. Bakan ya da üst yönetici bu yetkisini sınırlarını açıkça belirlemek suretiyle alt kademelere, münhasıran taşra birimlerinin iş ve işlemleriyle ilgili olup illerde valilik, ilçelerde kaymakamlık onayına bağlanan iş ve işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda vali ve kaymakamlara devredebilir." ifadesine, "İdari Uyuşmazlıkların Sulh Yoluyla Halli ve Vazgeçme Yetkileri" başlıklı 12.maddesinde ise; "(1) İdari işlemler dolayısıyla haklarının ihlal edildiğini iddia edenler idareye başvurarak, uğramış oldukları zararın sulh yoluyla giderilmesini dava açma süresi içinde isteyebilirler. İdari eylemler nedeniyle hakları ihlal edilenlerce, idari dava açmadan önce 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 13 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan başvurular da sulh başvurusu olarak kabul edilir ve bu maddede yer alan hükümler çerçevesinde incelenir.

          (2) Sulh istemine ilişkin başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur. Başvuru sonuçlanmadan dava açılamaz.

          (3) Sulh başvurularının altmış gün içinde sonuçlandırılması zorunludur. Sulh başvurusu altmış gün içinde sonuçlandırılmamışsa istek reddedilmiş sayılır.

          (4) Sulh başvurusu, belli bir konuyu ve somut bir talebi içermiyorsa, idari makam tarafından reddedilir. Bu Kanun Hükmünde Kararnameye uygun olarak yapılan ve idare tarafından reddedilmeyen başvurular, hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonuna gönderilir. Hak ihlaline neden olan birden fazla idarenin varlığı halinde, ortak hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonu oluşturulabilir.

          (5) Sulh başvurularının incelenmesinde, başvurunun konusu, zarara yol açan olay ve nedenleri, zararın idari eylem veya işlemden doğup doğmadığı ve meydana geliş şekli, idarenin tazmin sorumluluğunun olup olmadığı, zararın miktarı ve ödenecek tazminat tutarı tespit edilir. Hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonu tarafından, bilirkişi incelemesi dâhil olmak üzere gerekli her türlü araştırma ve inceleme yapılır, olayla ilgili bilgisi bulunan kişiler dinlenebilir.

          (6) Hukuki uyuşmazlık değerlendirme komisyonunun inceleme sonunda hazırlayacağı rapor 11 inci madde uyarınca karar vermeye yetkili mercilere sunulur. Bu mercilerin sulh başvurusunu kabul etmesi halinde başvuru sahibine, hazırlanan sulh tutanağının imzalanması için en az onbeş günlük süre verilir. Davet yazısında, belirtilen tarihte gelmesi veya yetkili temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulh tutanağını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının bulunduğu belirtilir.

          (7) Tazminat miktarı ve ödeme şekli üzerinde idare ve istemde bulunanın sulh olmaları halinde buna ilişkin bir tutanak düzenlenir ve taraflarca imzalanır. Bu tutanak ilam hükmündedir. Sulh olunan miktar idare bütçesinden ödenir. Vadeye bağlanmamış alacaklarda tutanağın imzalandığı tarihten itibaren iki aylık sürenin dolmasından, vadeye bağlanmış alacaklarda ise vadenin dolmasından önce tutanak icraya konulamaz.

          (8) Sulh tutanağının kabul edilmemesi veya kabul edilmemiş sayılması hallerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek bir örneği ilgiliye verilir.

          (9) Sulh olunan konu ya da miktara ilişkin olarak dava yoluna başvurulamaz.

          (10) Bu madde kapsamındaki idari uyuşmazlıkların sulhen halli ile idari davaların açılmasından, takibinden, davayı kabul ve feragatten, kanun yollarına başvurulmasından vazgeçilmesi, 11.maddede belirtilen esaslara ve tutarlara göre belirlenir." hükmüne yer verilmiştir.

          Dava dosyasının incelenmesinden; Şanlıurfa İli Suruç İlçesi"nde yapılmakta olan toplulaştırma ve sulama projeleri kapsamında davacının zilyedi olduğu Şanlıurfa İli Suruç İlçesi Uysallı Köyü"nde kain 298 parsel nolu taşınmazdan sulama kanalı geçirildiği, anılan sulama kanalının arazisinden geçmesi nedeniyle bir takım zarar ve ziyana uğradığı, bu nedenle söz konusu zarar ve ziyanının tazmini amacıyla davalı idare ile aralarında 01/10/2014 tarihli 149.580,00-TL tutarında sulh sözleşmesinin imzalandığı, sulh sözleşmesinde kararlaştırılan tutarın davacıya ödenmemesi üzerine davalı idare aleyhine Şanlıurfa l.İcra Müdürlüğü"ne ilamsız icra yoluna başvurulduğu, söz konusu takibin Tarım Reformu Genel Müdürlüğü"nün tüzel kişiliğinin kalmadığından bahisle düşürüldüğü, akabinde Suruç Asliye Hukuk Mahkemesi"nde sulh sözleşmesinde kararlaştırılan 149.580,00-TL tutarın davalı idareye müracaat tarihi olan 16/10/2014 tarihinden itibaren ödenmesi istemiyle dava açıldığı, söz konusu yargılamada Suruç Asliye Hukuk Mahkemesi"nin E:2015/512, K:2017/164 sayılı kararıyla davacının istemi kabul edilerek zarar bedelinin ödenmesine karar verildiği, akabinde davalı idare tarafından istinaf isteminde bulunulması üzerine Mahkeme kararının Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi"nin E:2017/757, K:2017/698 sayılı kararıyla "eksik inceleme yapıldığı" gerekçesiyle kaldırıldığı, işbu karar üzerine Suruç Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yeniden inceleme yapılarak E:2018/58, K:2018/108 sayılı kararıyla 14/02/2018 tarihinde yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın "usulden reddine" kararının verildiği ve kararın 15/03/2018 tarihinde kesinleştiği, akabinde 09/04/2018 tarihinde davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dilekçe ile taşınmazda meydana gelen zarar ve ziyanının tahsili hakkında taraflarca imzalanan sulh sözleşmesi kapsamında mutabık kalınan 149.580,00-TL"nin, taşınmaza el atıldığı ve sulh sözleşmesinin imzalandığı 26/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte hükmedilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

          Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerine göre, idari yargının görev alanı değerlendirildiğinde; Devlet ve kamu tüzel kişileri tarafından tesis edilmiş idari işlemlerin iptali istemiyle, Devlete ve kamu tüzel kişilerine karşı açılan davaların idari yargının görev alanında bulunduğu hususu açıktır.

          Dava konusu olayda ise, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri çerçevesinde; sulh sözleşmesinin imzalanmasına kadar olan işlemler ile imzalanmasından sonraki hükümler arasında bir ayrıma gidildiği, bu kapsamda, davalı idare ile zarar ve ziyana uğrayan kişiler arasında bir sulh sözleşmesinin akdedilmesinden önce yapılacak başvuruların dava açma süresini durduracağı belirtilmiş olup işbu başvurulara istinaden tesis edilen işlemlere karşı dava açılabileceğinin öngörüldüğü, keza 2577 sayılı yasanın 13.maddesine istinaden yapılan başvuruların da bu kapsamda değerlendirileceğinin belirtildiği, sulh sözleşmesinin imzalanmasından sonra ise söz konusu anlaşmaya uyulmaması halinde icra yoluyla tahsilinin öngörüldüğü, buna göre sulh sözleşmesinin imzalanmasından önceki uyuşmazlıklarda idari yargı yerine işaret edilirken sulh sözleşmesinin imzalanmasından sonraki süreç içerisinde adli yargı yerinin gösterildiğinin açık olduğu, somut olayda ise; davacı ile davalı idare arasında taşınmazda meydana gelen zarar ve ziyanın tazmini hususunda bir sulh sözleşmesinin akdedildiği, işbu sulh sözleşmesinin mahiyetinin 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname"nin 12.maddesinin 7.fıkrasından da anlaşılacağı üzere ilam hükmünde olduğunun ve anlaşmaya uyulmaması halinde anlaşma üzerindeki tutarın icraya konulmak suretiyle tahsilinin mümkün olduğunun belirtildiği, dava dilekçesinde de davacı tarafından salt sulh sözleşmesinden kaynaklanan toplam tutarın tahsilinin talep edildiği, dolayısıyla istemin sulh sözleşmesinin akdedilmesinden sonraki bir aşamaya ait olduğunun ve açıklanan mevzuat hükmü dâhilinde uyuşmazlığı çözüme kavuşturmakla yükümlü olarak adli yargı merciinin görevli olduğunun tespiti karşısında, tazmini istenen tutarın idari bir işlemden kaynaklandığı yönünde bir değerlendirme yapılamayacağından, idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir dava bulunduğundan söz etmek olanaksızdır.

          Buna göre, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı aleyhine açılan ve özel hukuk hükümlerine göre çözümü icap eden iş bu davanın görülmesinde, adli yargı yerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır.

          Açıklanan nedenlerle, 2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi’nin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için dava dosyasının ve Suruç Asliye Hukuk Mahkemesinin E:2018/58, K:2018/108 sayılı dosyasının Uyuşmazlık Mahkemesi"ne gönderilmesine, dosyanın incelenmesinin Uyuşmazlık Mahkemesi"nin karar vermesine kadar ertelenmesine" karar vererek uyuşmazlığın çözümü için her iki dava dosyasını19/06/2018 gün ve 2018/269 esas sayılı üst yazı ekinde Mahkememize göndermiş, başvuru 27/06/2018 tarihinde kayıt altına alınmıştır.

          İNCELEME VE GEREKÇE :

Uyuşmazlık Mahkemesi’nin, Başkan Hicabi DURSUN, Üyeler: Şükrü BOZER, Mehmet AKSU, Birol SONER, Süleyman Hilmi AYDIN, Aydemir TUNÇ ve Nurdane TOPUZ"un katılımlarıyla yapılan 22.10.2018 günlü toplantısında:

l-İLK İNCELEME :

          Dosya üzerinde 2247 sayılı Yasa’nın 27. maddesi uyarınca yapılan incelemeye göre; İdare Mahkemesince, 2247 sayılı Yasa’nın 19. maddesine göre başvuruda bulunulmuş olduğu, Mahkemece idari yargı dosyasının ekinde adli yargı dosyası ile birlikte Uyuşmazlık Mahkemesi’ne gönderildiği ve usule ilişkin herhangi bir noksanlık bulunmadığı anlaşıldığından görev uyuşmazlığının esasının incelenmesine oy birliği ile karar verildi.

  II-ESASIN İNCELENMESİ : Raportör-Hakim Engin SELİMOĞLU’nun, davanın çözümünde idari yargının görevli olduğu yolundaki raporu ile dosyadaki belgeler okunduktan; ilgili Başsavcılarca görevlendirilen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Halil İbrahim ÇİFTÇİ ile Danıştay Savcısı Yakup BAL’ın davada idari yargının görevli olduğu yolundaki sözlü açıklamaları da dinlendikten sonra GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

          Dava, 3083 sayılı Yasa kapsamında toplulaştırma alanına dâhil davacının mülkiyetindeki taşınmaz üzerinden idarece sulama kanalı geçirilerek, gayrimenkule el atılması sebebiyle taraflar arasında imzalanan sulh anlaşmasındaki miktarın ödenmemesi üzerine tazminat talebiyle açılmıştır.

          Dava dosyalarının incelenmesinden; İdare tarafından gerçekleştirilen toplulaştırma ve sulama projeleri kapsamında, davacının zilyedi olduğu Şanlıurfa İli Suruç İlçesi Uysallı Köyü"nde kain 298 parsel nolu üzerinde badem ve nar ağaçları bulunan ve tahıl üretimi yapılan taşınmazdan sulama kanalı geçirildiği, anılan sulama kanalının arazisinden geçmesi nedeniyle oluşan zarar ve ziyanının tazmini amacıyla davalı idare ile davacı arasında 01/10/2014 tarihli 149.580,00-TL tutarında sulh anlaşması imzalandığı, sulh sözleşmesinde kararlaştırılan tutarın davacıya ödenmemesi üzerine davalı idare aleyhine Şanlıurfa l.İcra Müdürlüğü"ne ilamsız icra yoluna başvurulduğu, söz konusu takibe Tarım Reformu Genel Müdürlüğü"nün tüzel kişiliğinin kalmadığından bahisle itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğu, akabinde davacı vekilince Suruç Asliye Hukuk Mahkemesinde 149.580,00-TL" nin 16/10/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber ödenmesi istemiyle dava açıldığı, Suruç Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın "usulden reddine" dair kesinleşen kararından sonra davacı vekilinin idari yargı yerine başvurduğu, İdare Mahkemesince de yukarıda özetlenen gerekçeli kararla Mahkememize müracaat edildiği anlaşılmaktadır.

          Uyuşmazlığın, yapılan toplulaştırma uygulamasına ilişkin olarak, 3083 sayılı Kanun çerçevesinde idarece gerçekleştirilen işlemlerden kaynaklandığı açıktır. İdare hukuku kuralları içinde kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla kamu gücü kullanılarak tek yanlı irade beyanıyla tesis edilen idari işlemler, idari eylemler ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar sebebiyle açılan davaların görüm ve çözümü İdari Yargının görev alanında bulunmaktadır.

          İdare Mahkemesince; idarenin el atması sebebiyle taraflar arasında sözleşme imzalandığı ve sözleşmede belirtilen miktarın icra yoluyla tahsili gerektiği gerekçesiyle Yasa Koyucunun adli yargı merciini işaret ettiği ileri sürülmüşse de, olayda idarenin 3083 sayılı Yasanın verdiği yetkiye istinaden kamu gücünü kullanmak suretiyle taşınmaza el attığı, davacının zararını en kısa sürede giderme yolu olarak idare ile sulh anlaşması yapmak zorunda kaldığı, idarenin anlaşma şartlarını yerine getirmemesi üzerine başvurduğu icra yolunun da anlaşma tarafı idarenin tüzel kişiliği kalmadığı gerekçesiyle sonuçsuz kaldığı, idarenin bu şekilde alacağın icra yoluyla tahsilini imkânsız kıldığı dava dosyaları kapsamından sabittir.

          Kaldı ki; Danıştay 10. Dairesinin ekte sunulan ilamına konu olayda da sulh anlaşması yapılan ve toplulaştırma alanı içerisinde kalan alanda yürütülen kanal çalışmaları sırasında uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemiyle açılan davada, İdare Mahkemesince dosyanın yeniden tekemmül ettirilerek uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi gerektiğine hükmedilmiştir.

          Bu durumda, yasaların verdiği yetkiler ve kamu gücü kullanılarak tesis edilen işlemlerden kaynaklandığı ileri sürülen zararın tazminine ilişkin bulunan davanın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu"nun 2/1-b maddesinde yer alan "İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları" kapsamında idari yargı yerince çözümlenmesi gerekmiştir.

         

          S O N U Ç : Davanın çözümünde İDARİ YARGININ görevli olduğuna, bu nedenle, Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinin 31/05/2018 tarih ve E:2018/269 sayılı GÖREVSİZLİK KARARININ KALDIRILMASINA, 22.10.2018 gününde OY BİRLİĞİ İLE KESİN OLARAK karar verildi.

 

 

      Başkan                               Üye                               Üye                              Üye

       Hicabi                              Şükrü                          Mehmet                          Birol     

    DURSUN                           BOZER                         AKSU                          SONER         

 

 

 

 

                                                  Üye                                Üye                              Üye   

                                         Süleyman Hilmi                 Aydemir                        Nurdane

                                               AYDIN                          TUNÇ                          TOPUZ

 

                       

Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


Avukat Web Sitesi