23. Hukuk Dairesi 2015/3334 E. , 2015/8404 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:.....Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, 2003 yılında davalı kooperatiften kredi çektiğini, çekmiş olduğu bu krediyi 2004 ve 2005 yılında ödeyip borcunu kapattığını, kendisinin kredi limitinin 1.150,00 TL olmasına rağmen kooperatifin, kendisini bu limitin üzerinde 9.446,60 TL borçlandırdığını, kredi kullanabilmesi için kendisinden kefil istenmemesine karşın borç senetlerinde kendisine iki kişinin kefil olarak yer aldığını, kefillerin bu krediden ve kefilliklerinden haberdar olmadığını, kefillerin imzaları kabul etmediğini ileri sürerek, davalı kooperatife 25.533,29 TL borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının yaptığı ödemelerin yenileme borcu nedeniyle olan ödemeler olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı 1017 sayılı Diğer T.. K.."nin 1658 numaralı ortağı olan davacının kredi limitinin 1.150,00 TL olduğu, kendisine 30.09.2004 tarih ve 4419 numaralı senet ile 1.000,00 TL tutarında nakit kredi, 04.10.2004 tarih ve 4434 numaralı senet ile 4.488,00 TL tutarında gübre kredisi, 05.05.2005 tarih ve 5451 numaralı senet ile 2.285,00 TL tutarında yem kredisi kullandırıldığı, davacının 31.10.2005 tarihi itibariyle idari takipte bulunan 9.803,00 TL borcundan 31.10.2005 tarihinde yapılan 381,73 TL fiili tahsilatın mahsubu sonrasında 9.421,61 TL borca karşılık 1.250,00 TL"lik kısım için 31.10.2005 tarih ve 6125 numaralı borç senedi karşılığı kredinin tahsili suretiyle 8.171,60 TL"lik borcu kaldığı, bu miktarın da 2006 yılında ödenmek üzere vadesi gelmeyen krediler hesaba alınmak suretiyle ortadan kaldırıldığı, böylece davacının 8.171,60 TL tutarında vadesi geçen borcununun bulunduğu ve bunun mevzuat dışı işlemlerle yenilendiği, davacı hakkında 20.08.2009 tarihinde icra takibi yapıldığı, davacının davalı kooperatife müracaatıyla, icra borcunun 2011 yılında ödenmek üzere ertelenmeye tabi tutulmasını talep ettiği, talebinin kabul edildiği, davacının 16.07.2012 tarihi itibariyle davalı kooperatiften 25.762,34 TL kredi kullandığı, davacının kefili olan....inceleme raporlarına göre, senetteki imzaların kendilerine ait olduğunu kabul ettikleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinin yürürlükte bulunduğu dönemde Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi iken
6335 sayılı Kanun"un 2. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun’un 5. maddesinde yapılan değişiklikle Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasında ilişki görev ilişkisi olarak değiştirilmiş ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Ancak, 6335 sayılı Yasa’nın 38. maddesi uyarınca 6102 sayılı TTK’na eklenen geçici 9. madde ile bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin, bu kanunun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalarda uygulanmayacağı, bu davaların açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir. Dava, 01.07.2012 tarihinden sonra açılmış olup, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu"nun 99. maddesi uyarınca ticari dava niteliğini haiz ise de, yargı çevresinde Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmamakta ise 6102 sayılı TTK"nın 5/4. maddesinde Asliye Hukuk Mahkemesi"nce davaya devam edilmesi ve görevsizlik kararı verilmemesi gerektiği açıkça öngörüldüğünden, bu davaya Asliye Hukuk Mahkemesi olarak bakılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Diğer yandan, davalının .....olduğu halde, gerekçeli karar başlığında hatalı yazılmış olması, HMK"nın 297/1-b madde hükmüne aykırı olmuş ise de, HMK"nın 304. maddesi uyarınca tarafların başvurusu üzerine veya re"sen düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Bu açıklamalara ve dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınması gereken harç peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.