3. Hukuk Dairesi 2013/19641 E. , 2014/4128 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : KARAMAN AİLE MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/08/2013
NUMARASI : 2012/1037-2013/642
Taraflar arasında görülen yoksulluk nafakasının kaldırılması veya azaltılması davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde; davalı ile 30/11/2011 tarihinde boşandıklarını, boşanma ilamı ile davalı lehine aylık 300,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, davalının sigortalı bir işte çalıştığını gelirinin olduğunu, kendisinin yeniden evlendiğini ve kirada oturduğunu, hükmedilen nafakayı ödemekte zorlandığını belirterek ödemekle yükümlü olduğu aylık 300,00 TL yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, bunun söz konusu olmadığı durumda nafakanın aylık 50,00 TL"ye indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, davalının kendi isteği ile 300 TL yoksulluk nafakasını verdiğini, müvekkilinin çalışmaya yeni başlamadığını, evlilik sırasında ve sonrasında da çalıştığını, gelirinde bir artış olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davalı için hükmedilen aylık 300,00 TL yoksulluk nafakasının aylık 100,00 TL"ye indirilmesine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, yoksulluk nafakasının kaldırılması talebine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu"nun 176/4.maddesi hükmüne göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Bu hüküm gereğince mahkemece iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi ya da hakkaniyetin gerektirmesi gerekmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.10.1998 tarih ve 1998/2–656–688 sayılı kararında da kabul edildiği gibi yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanları yoksul kabul etmek gerekir.
Somut olayda; tarafların 30/11/2011 tarihinde boşandıkları, boşanma davasında davacının 300 TL yoksulluk nafakası ödemeyi kabul etmesi üzerine davalı lehine 300 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; tarafların 18.06.2010 yılında evlendikleri, davalının SGK kayıtlarına göre 2006 yılından beri sigortalı olarak çalıştığı, boşanma davasının yargılaması sırasında da sigortalı olarak çalışmaya devam ettiği ve gelirinin olduğu bu hususun ve davacı kocanın 300 TL nafaka ödeme yönündeki kabulü nazarı dikkate alınarak, mahkemece davalı lehine yoksulluk nafakasına hükmedildiği; boşanma davasının üzerinden henüz bir yıl geçmiş olduğu ve davalının yoksulluk nafakasının kaldırılmasını veya indirilmesini gerektirecek nitelikte sosyal ve ekonomik durumunda değişiklik olmadığı anlaşılmaktadır.
Tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının ekonomik durumunda herhangi bir kötüleşme bulunmadığı, davalının da ekonomik durumunda herhangi bir artış ve iyileşme bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.