13. Hukuk Dairesi 2017/7661 E. , 2019/1703 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan ..."in davacı üniversitede araştırma görevlisi iken 2457 Sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca yüksek lisans ve doktora eğitimi için Amerika"ya gönderildiğini, ancak üniversite yönetim kurulunun 18.12.1996 tarihli kararıyla ülkeye geri çağrıldığını, davalının geri dönmemesi üzerine Ekim 2000 tarihinde üniversite ile ilişiğinin kesildiğini belirterek 131.609.40 ABD doları ve (ıslahla) 10.016.448.000TL (10.016,44TL) eğitim giderinin %50 fazlası ve sarf tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 23.02.2006 tarihli kararla davanın kabulüne karar verilmiş; hükmün taraflarca temyizi üzerine, Yargıtay 18. HD’nin 2012/15077 Esas 2013/1224 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda 14.02.2014 tarihli kararla, davaya konu borcun ödenmiş olması davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiş; bu kez hükmün davalılar tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 18. HD’nin 2015/1742 Esas 2015/8873 Karar sayılı ilamı ile bozulmuş; yine bozmaya uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda 20.04.2017 tarihli kararla, davanın ikamesinden sonra borcun ödenilmesi nedeniyle asıl alacak yönünden davanın konusuz kaldığı yönündeki karar Yargıtay denetiminden geçmiş olup kesinleştiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı taraf davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden niza konusu 199.583,97TL üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.925,00TL ücreti vekaletin, davalılar ... ile ... 2.000,00TL ile sorumlu tutulmak kaydıyla davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; verilen bu hüküm, davalılarca temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ...’in yurt dışı eğitim için gönderildiğini ancak ülkeye geri dönmemesi nedeniyle, yapılan eğitim giderlerinin tahsilini istemiş; davalılar yargılama sırasında ödeme yaptığını belirtmiş; mahkemece, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İş bu karar, 28.05.2015 tarihli Yargıtay 18. HD’nin 2015/1742 Esas 2015/8873 Karar sayılı ilamı ile “Davalının borçlu olduğu miktar, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun değişikliği hükümlerine göre belirlenmiş olduğundan; taraflar yararına hükmedilecek vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin, dava tarihindeki haklılık miktarlarına göre tespiti gerekir. Bu sebeple; mahkemece, yargılama sırasında yürürlüğe giren 5535 Sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine ilişkin Yasanın yürürlüğe girmemiş olsaydı davaya konu miktarın red ve kabul edilecek miktarları bilirkişiye hesap ettirilip bu miktarlar üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren taraflar yararına vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle bozulmuş; bozmaya uyularak yapılan yargılamada ise 24.02.2017 tarihli bilirkişi raporu alınmak suretiyle hüküm tesis edilmiştir; ancak bozma ilamında belirtildiği gibi dava tarihindeki haklılık miktarlarının mahkemece tespitinin yapılmadığı, bu hususun kararda açık olmadığı, alınan bilirkişi raporunda belirtilen dava değerine göre hesaplama yapıldığı, bu anlamda mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozma ilamının gereği gibi yerine getirilmediği değerlendirilmiştir. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma kararları tarafları yönünden usulü kazanılmış hak oluşturur. Kaldı ki, mahkemenin 14.02.2014 tarihli kararına karşı yalnızca davalılar temyize gelmiştir. Bu durumda, davalıların 14.02.2014 tarihli karardaki kazanılmış haklarının da gözetilmesi gerekir. Bu nedenle, mahkemenin bozmaya uygun olarak yapacağı açık tespite göre, tarafların kazanılmış haklarının da gözetilmesi suretiyle, hüküm tesisi gerekirken, yanlış değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.