12. Hukuk Dairesi 2017/4583 E. , 2017/10393 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlular hakkında .... İcra Müdürlüğü’nün 2013/205 Esas sayılı dosyasında genel haciz yoluyla ilamsız takibe girişilmiştir.
Borçlu ..."ın icra mahkemesine başvurusunda, sair iddiaları yanında, takip dayanağının “tüketici kredi sözleşmesi” olduğu ve kendisinin de anılan sözleşmede kefil olarak yer aldığından “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun” uyarınca asıl kredi borçlusu hakkında takip yapılıp sonuç alınmadan kendisi hakkında takip yapılamayacağını ve de kefaletine dair yapılan işlemlerin geçerli olmadığından takibin iptalini talep ettiği, mahkemece, takibin dayanağının tüketici kredi sözleşmesi olması, borçlu ...’ın da sözleşmede kefil olarak yer alması nedeniyle ... hakkında takip yapılamayacağı gerekçesiyle takibin iptaline karar verildiği görülmektedir.
Somut olayda, Van 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/205 Esas sayılı dosyası ile .... İcra Müdürlüğü’nün 2013/206 Esas sayılı (ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip) dosyasında aynı alacak için aynı sözleşmeye dayalı olarak takip yapıldığı tarafların kabulündedir. Dolayısıyla Van 1. İcra Müdürlüğü’nün 2013/205 Esas sayılı dosyasında takibin dayanağı “16.09.2010 tarihli 2010-85 Nolu Sözleşme” (Genel Tarımsal Kredi Sözleşmesi) olup, ..."ın, adı geçen sözleşmede müteselsil kefil olarak yer aldığı anlaşılmıştır. Bir başka ifadeyle, mahkeme kabulünün aksine, takibin dayanağı sözleşme “tüketici kredi sözleşmesi” niteliğinde değildir. Diğer taraftan ..."ın, aynı zamanda, taşınmazlarını “16.09.2010 tarihli 2010-85 Nolu Sözleşme”deki borç için 17.09.2010 tarihli sözleşme ile ipotek verdiği anlaşılmaktadır.
İİK’nun 45. maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin borçlusu hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçilmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır. Hemen belirtelim ki, İİK’nun 45. maddesi borçlu için getirilmiş bir kural olup, kefiller hakkında (kefalet borcunun teminatı olarak ipotek tesis edilmediği takdirde) uygulanmaz. 6098 Sayılı TBK"nun 586. maddesi (mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 487. maddesinde) ise, “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle
yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir” Ancak, bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." hükmü düzenlenmiştir. Alacaklıların asıl kredi borçlusu ve müteselsil kefillere takip incelenmesinde takibe konu kredi borcunu ödemesi için 14.07.2011 ve 09.09.2011 tarihlerinde muacceliyat ihtarı çektiği ihtarı çektiği ihtarın sonuçsuz kaldığı alacaklının anılan madde uyarınca kredi sözleşmesinin müteselsil borçlusu olan şikayetçi hakkında asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden takip yapma hakkını kazandığı anlaşılmaktadır.
Borçlu ... hem “16.09.2010 tarihli 2010-85 Nolu Genel Tarımsal Kredi Sözleşmesi”nde müteselsil kefil olup hem de aynı sözleşmedeki borç için taşınmazlarını 17.09.2010 tarihli sözleşme ile ipotek verdiğinin anlaşılması karşısında, İİK’nun 45. maddesi uyarınca hakkında genel haciz yoluyla ilamsız takip yapılmasında herhangi bir yasal engel bulunmamaktadır. Bu nedenlerle, borçlu ..."ın kefil olarak imzaladığı “16.09.2010 tarihli 2010-85 Nolu Sözleşme” (Genel Tarımsal Kredi Sözleşmesi) “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun” kapsamında olmadığından, mahkemenin, yukarıda anılan gerekçe ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Öte yandan, ...’ın, mahkemede öne sürdüğü diğer itirazlar, borca itiraz mahiyetinde olup takibin şekline göre İİK"nun 62/1. maddesi uyarınca, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde icra müdürlüğüne yapılması gerekir. İcra müdürlüğü yerine, icra mahkemesine yapılan itiraz fuzuli olup bir hukuki sonuç doğurmaz.
O halde, mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçeler ile, borçlu ...’ın istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK"nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), harç alınmasına yer olmadığına, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.09.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.