19. Hukuk Dairesi 2017/2293 E. , 2019/834 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- KARAR -
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan emekli maaşı hesabından kredi kartı borcu nedeniyle yapılan kesintilerin haksız olduğunu belirterek, 5.072,13 TL"nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili banka ile davacı arasında imzalanan bireysel bankacılık hizmetleri sözleşmesi ve kredi kartı sözleşmesi hükümlerine göre rehin ve mahsup haklarının kullanıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, İİK"nın 83/a maddesi gereğince haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedilebileceğine dair yapılan anlaşmaların geçersiz olduğu, 28/02/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Yasanın 32/2-b maddesi ile hacze borçlu tarafından muvafakat verilmesi halinin kabul edildiği, taraflar arasında düzenlenen kredi kartı sözleşmesinin 06/07/2007 tarihli olup yasa değişikliğinden önce olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2015/18340 -2016/8130 E.K sayılı 03/05/2016 tarihli kararı ile “Taraflar arasındaki uyuşmazlık kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun 44/I maddesine göre, “Bu Kanunun uygulanması ile ilgili uyuşmazlıklarda kart hamilinin tüketici olması hâlinde 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 22 nci ve 23 üncü maddesi hükümleri uygulanır.” Mahkemelerin görevinin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerekir. Bu nedenle tüketici mahkemesinin görevli olduğu gözetilmeden anılan Kanun hükmüne aykırı şekilde genel mahkeme tarafından hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasında akdedilen Bireysel Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin 177. maddesi ile davacı, emekli maaşı dahil, tüm hak ve alacakları üzerinde Bankanın rehin ve mahsup hakkı olduğunu, Bankanın tahsil ve ahzu kabza yetkili olduğunu kabul ettiği, 5510 sayılı Yasanın 93.maddesine değişiklik getiren ve 28.02.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 sayılı Yasanın 32/2-b maddesi gereği, "Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir." Bu yasa İİK.nun 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiğinden takibin kesinleşmiş olması şartıyla 28.02.2009 tarihi ve sonrasında artık borçlunun 5510 sayılı Yasanın 93. maddesi kapsamındaki gelir, aylık ve ödeneklere ilişkin hacze muvafakati geçerli olacaktır. Bahsedilen yasal düzenlemelerin, haciz, icra takibi olmadan temlik ve taahhütnamelere göre emekli maaşı hesabından kredi kartı ödemeleri yapılmasına ilişkin durumlarda da kıyasen uygulanması gerekeceği, 28.02.2009 tarihinden sonraki yasal düzenleme ile emeklinin muvafakati ile emekli maaşı hesabından kesintinin mümkün bulunduğu, davacının dilekçesinde talep ettiği kesintilerin 28.02.2009 tarihinden sonraki döneme(2014 yılı mayıs, haziran, eylül, ekim ve kasım ayları) ait olduğu ve davacının davalı bankaya verdiği temlik ve taahhütnamelerin muvafakat niteliğinde gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 13/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.