Abaküs Yazılım
7. Hukuk Dairesi
Esas No: 2021/5407
Karar No: 2022/6694
Karar Tarihi: 08.11.2022

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2021/5407 Esas 2022/6694 Karar Sayılı İlamı

7. Hukuk Dairesi         2021/5407 E.  ,  2022/6694 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 09/11/2012 gününde verilen dilekçe ile vasiyetnamenin iptali, birleştirilen dava davacıları vekili tarafından birleştirilen dava davalısı aleyhine 08/11/2012 gününde verilen dilekçe ile vasiyetnamenin iptali istenmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; asıl ve birleştirilen davanın reddine dair verilen 20/10/2020 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davacılar-birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 08/11/2022 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar-birleştirilen dava davacıları vekili Av. ... ve Av. ... ile karşı taraftan asıl davada davalı ... vekili Av. ... ve birleştirilen davada davalı ... vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen tarafların sözlü açıklamaları dinlendi. Açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    K A R A R
    Mahkemece, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılarak verilmiş olan karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 8.400,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin asıl dava davacılarından alınarak asıl dava davalısı ...'a verilmesine, 8.400,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin birleştirilen dava davacılarından alınarak birleştirilen dava davalısı ...'a verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/11/2022 tarihinde oy birliği/çokluğu ile karar verildi.
    KARŞI OY
    İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20/10/2020 tarihli kararının temyizi sonrasında, Dairemizce yapılan değerlendirme ile sayın çoğunluk tarafından, temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına dair karar tesis edilmekle, onamaya karşı itirazlarımız aşağıdaki şekilde karşı oy olarak açıklanmıştır.
    1-İlk derece mahkemesinde birleştirilerek görülen davalarda davacıların, davalı ... ... ... ve ... ... aleyhine vasiyetnamelerin ayrı ayrı iptaline dair davaların açıldığı, davaların mevcut dosyada birleştirildiği, ilk derece mahkemesinin 2017/373-2020/253 sayılı dosyasında toplanan deliller itibariyle vasiyetnamelerin iptali şartları oluşmadığı için asıl ve birleşen davaların reddine karar verildiği açıktır.
    Bu ilk kararın temyizi sonrasında dosyanın Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından temyizen incelendiği ve 2016/6243-2017/1491 sayılı ilam ile kararın bozulmasına karar verildiği görülmüştür.
    Yargıtay 3. Hukuk Dairesi vasiyetnamenin iptali yönünden TMK’nın 557. maddesi hükümlerini değerlendirmiş, davacılar vekilinin birden fazla iptal sebebi bildirdiği halde, bunlardan sadece “murisin fiil ehliyetinin olmadığı” iddiasının mahkemece değerlendirilmesi, diğer iptal sebeplerinin incelenmemesini değerlendirerek, eksik inceleme ile karar verilmesinden dolayı kararı bozduğu belirgindir.
    2-Mahkemece dosyanın karar düzeltme talebi olmadığı için 2017/373 numaralı yeni esasına kaydının yapıldığı, bozma ilamına uyulduğu, bozma doğrultusunda bazı incelemeler yapılarak bunun yanında tanıkların dinlendiği ve neticeten temyiz incelemesine konu olan son 20/10/2020 tarihli ikinci kararın tesis edildiği ve bu kararın davacılar vekilince temyiz konusu yapıldığı açık olmakla, tarafımızdan tespit edilen hususlar itibariyle karşı oyumuz açıklanmaya çalışılmıştır.
    3-İki ayrı vasiyetnamenin 10/04/2012 tarihinde birbirini takip eden yevmiye numaraları ile (06101 ve 06102) resmi olarak noterde düzenlendiği, ilk vasiyetname ile davalılardan ... isimli şahsa bir apartman dairesi, ikinci vasiyetname ile davalı ... isimli şahsa ise bankada bulunan mevduatın vasiyet edildiği belirgindir.
    Görünüş itibariyle bütün şekil şartlarına uygun gözüken vasiyetnameler usulünce açılıp okunmuş, davacıların süresinde mevcut iptal davalarını ayrı ayrı açtıkları ve bilahare dosyaların birleştirildiği sabittir.
    4-Davacıların, miras bırakan ... İSİMLİ ŞAHSIN KANUNİ MİRASÇILARI OLDUKLARI ve mirasbırakanın da 26/04/2012 tarihinde vefat ettiği hususları mirasçılık belgesinden anlaşılmaktadır.
    Mirasbırakanın ağır kanser hastası olduğu, ölümünden yaklaşık 15 gün kadar önce bu vasiyetnameleri noterde bizzat düzenlediği, vasiyetnamenin düzenlenmesinden önce de hastanede yattığı ve vasiyetname günü olan 10/04/2012 tarihinden önce hastanede yattığı, çeşitli tedaviler gördüğü ve 10/04/2012 tarihinde hastaneden izin alınarak çıkış yapılıp tekrar aynı gün hastaneye dönüldüğü hususları dosyadaki belge ve bilgilerden anlaşılmaktadır.
    5-Bozmadan önceki safhada alınan raporlar itibariyle mirasbırakanın yatmış olduğu hastane dışında başka bir birimden sağlık raporunun alındığı (Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi) bu rapor kullanılarak vasiyetnamelerin tanzim edildiği ve bütün tıbbi belgeler itibariyle adli tıp kurumundan alınan raporlarda da mirasbırakanın akıl sağlığının yerinde olduğu fiil ehliyetine haiz olduğu tespiti sonrasında vasiyetnamenin iptali sebeplerinden birisinin bu şekilde aşıldığı görülmüştür.
    6-Mirasbırakanın tasarruf ehliyetinin bulunduğu tespitine dair ilk karar, Yargıtay denetiminden geçmiş ve yerinde bulunmuş ise de, esasen raporun alındığı tarihte mirasbırakanın hastanede yattığı ağır hasta olduğu ve vasiyetnameler düzenlendikten sonra tekrar tedavi gördüğü hastaneye geri döndüğü hususlarının yeterince tartışılmadığı, mirasbırakanın ağrı kesicilerle zorlukla durabildiği hususunun dikkate alınmadığı, mirasbırakanın İstanbul’un Avrupa yakasında yatmış olduğu hastaneye noter getirilebilecek iken veya avrupa yakasındaki bir notere gidilebilecek iken, hangi gerekçe ile meşakat içeren bir yolculuğun tercih edilip asya yakasına geçilmesi, oradaki bir hastaneden rapor alınması ve bir notere gidilmesi hususlarının tartışılmadığı, bu hususun davalılarca ayrı ayrı gerekçelendirilmediği vb. hususlarının hiçbir şekilde mahkemece tartışılmadığı dikkate alındığında esasen, ATK raporlarının sağlıklı verilere dayanılarak düzenlenmediği kanaati tarafımızda oluşmuştur.
    Bundan dolayı mirasbırakanın ehliyeti hususunun bizce yeniden araştırılması ve bütün dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmesinin gerekeceği kanaatindeyiz.
    Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bozma ilamında fiil ehliyeti dışında kalan hususlarla ilgili iddiaların değerlendirilmesi hususuna işaret etmiş olmakla, tarafların delillerinin toplandığı, özellikle tanıkların dinlendiği ve tanık anlatımlarına göre davanın sonuçlandığı görülmektedir.
    7-Özellikle davalı tanıklarının, mirasbırakanın son yıllarında davalılar ile yakınlıklarını açıkladıkları, onunla ilgilendiklerini belirttikleri anlaşılmakta ise de, esas konunun davalıların ayrı ayrı mirasbırakanın son yıllarında ve son anlarında onunla ilgilenip ilgilenmedikleri değil; mirasbırakanı etkileyerek, çevresini sararak, maddi ve manevi olarak baskı altına alıp, mal varlığı yönünden, istemediği bir sonuca ulaştırmak olup olmadığı noktasında toplamaktadır.
    8-Bizzat bazı davalı tanıklarının da belirttiği gibi, mirasbırakanın mirasçı olan davacı yakınları ile olan görüşmesinin engellendiği, sürekli başında bulunmak suretiyle yalnız kalması yani serbestçe çevre ile diyalog kurmasının önlendiği ve hatta vasiyetnamelerin düzenlenmesinin başlangıcında, yapılması aşamasında bizzat mirasbırakanın yanında yer aldıkları açıktır.
    Yukarıda açıklandığı üzere noterde işlem yapılmak üzere mirasbırakan, hasta vaziyette vücudunda iki ayrı torba bulunduğu, sürekli ağrı kesici alarak durabildiği bir ortamdan aynı gün içinde İstanbul gibi metropol bir şehirde bir kıtadan bir kıtaya taşınması, notere gidilmesi, talep üzerine ilgisiz bir hastaneden rapor alınması ve birbirini takip eden iki vasiyetnamede çapraz olacak şekilde davalıların yakınlarının tanık olarak vasiyetnamelerde yer alması hususları ve nihayetinde tekrar avrupa yakasına geçilerek mirasbırakanın tedavi gördüğü hastaneye tekrar yatırılması eylemleri bir bütün olarak düşünüldüğünde bunların akıla, mantığa ve hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı açıkça ortaya çıkmaktadır.
    9-Bu açıklamalar gereğince mirasbırakanın hasta vaziyette iken bu durumundan faydalanarak hastane dışına çıkartılması ve tekrar geri getirilmesi sürecinde, saatler itibariyle büyük bir baskı altında olduğu, iradesinin örselendiği, vasiyetname yapmaya mecbur edildiği açık bulunmakla öncelikle vasiyetnamenin iptali sebepleri itibariyle yanıltıldığı, zorlandığı, tasarruf ehliyetinin baskı altına alındığı ve böylece TMK’nın 557. maddesi hükümleri gereğince iptal davası şartlarının oluştuğu hususu sabit olmakla, öncelikle bu yönden davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi yanlış olmuştur.
    10-TMK’nın 557. maddesinin son fıkrası itibariyle “Kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılması” yönünden de vasiyetnameler tartışmalıdır. Özellikle TMK’nın 536. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen konunun olayımızda yeterince tartışılmadığı ve bu yönden de vasiyetnamenin geçerli olmadığı hususu da açıktır.
    Çünkü ikinci fıkrada “bu kişilerin eşlerine” ibaresinin Yargıtay uygulamasında ve doktrinde farklı değerlendirildiği, bazı hallerde dar yorumlandığı bazen de geniş olarak yorumlandığı açıktır.
    Özellikle Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bu davalara baktığı sırada istikrar kazanmış içtihatlarında bu maddenin önceki ve yeni metinlerinin karşılaştırıldığı ve eşler tabirinin kardeşlerinin eşlerine şeklinde anlaşıldığı ve bundan dolayı bu tür vasiyetnamelerin geçersiz olduğunun açıklandığı belirtilmiş olup; buna göre davalılardan ... ... lehine düzenlenen vasiyetnamede tanık olan ...’ın alacaklının kardeşi olan ...’ın eşi olduğu açık olup nüfus kayıtları ile belirgin olup bu durumda vasiyetnamenin bu kısmının iptalinin gerekeceği TMK’nın 558/2 maddesi gereğince açık olmakla bu hususun dikkate alınmaması da bozma sebebidir.
    11- Yukarıda belirtildiği şekilde ortada iki ayrı kişiye iki ayrı mal varlığının vasiyet edilmesi şeklinde sanki birbirinden bağımsız vasiyetnameler varmış gibi bir durum yaratılmaya çalışılmış ise de, gerek ayrı ayrı açılan davaların birlikte dinlenmesi ve gerekse tanıkların davalılar itibariyle ortak olarak gösterilmesi ve dinlenilmesi eylemleri yanında, yukarıda belirtilen çok sayıdaki hakkaniyete aykırı eylemler sebebi ile davalıların esasen fikir ve eylem birliği içerisinde oldukları açıktır. Doktrinde doktor ... ...’ın Türk Hukukunda Resmi Vasiyetname isimli, 2020 tarihli doktora tezinin 301. maddesinde belirtildiği gibi “fakat aynı anda kanuna karşı hilenin de önüne geçilmesi zorunludur. Şöyle ki, her ne kadar fıkra lafzında sadece mirasbırakanın, vasiyetnameye iştirak eden memur ve tanığa yine aynı vasiyetname ile kazandırmada bulunmasını yasak getirilmiş ise de, aynı nitelikteki sonuca kanunun açıkça dolanılması yöntemiyle varılmasına mani olmak gerekmektedir. Örneğin mirasbırakan M’nin, N noterliğinde aynı tarihte ve ard ... veya çok yakın yevmiye numaralarıyla düzenlediği, TMK md. 544/1 uyarınca birbirlerini tamamlayan ve aynı anda geçerli kalabilecek içerikte iki resmi vasiyetnameden ilkinde, ikinci resmi vasiyetnamenin tanıklarına ve ikincisinde ise ilk resmi vasiyetnameye katılan tanıklara kazandırma yapması halinde, şekli yorumla bir kazandırma yasağından bahsedilmemekle birlikte, kanun koyucunun muradı ve fıkrasının muhafazasına çalıştığı normun konuma amacı bir bütün olarak gözetildiğinde, somut olayın özellikleri irdelenmek suretiyle söz konusu kazandırmaların da TMK md. 536/2 kapsamında kaldığı kabul edilerek vasiyetnamelerin bu kısımlarının iptalinden bahsedilebilir... Bu noktada şeklen bir aykırılık bulunmadığından vasiyetname içi olgularla bir sonuca varılması mümkün olamayacağından, yapılan kazandırmaların FIKRA KAPSAMINDA KALDIĞI HUSUSU KANIMIZCA VASİYETNAME DIŞI OLGULARLA İDDİA VE İSPAT EDİLEBİLİR.” denilerek yapılan açıklamaların esasen olayımızla tam bir örtüşme gösterdiği görülmektedir. Bundan dolayı hilenin her türlü delil ile ispatı mümkündür.
    12- Vasiyetnameler hususunda doktrinde genel olarak favor testamenti ilkesi doğrultusunda tercihin, maddi anlamda ölüme bağlı tasarrufun ayakta tutulmasından yana kullanılması gerekeceği açıklanmakta ise de, yukarıda belirtilen görüş doğrultusunda açık olan kanuna karşı hilenin korunmaması gerekeceği kanaatini bizde taşımaktayız.
    13- Vasiyetnameler incelendiğinde alacaklı ... ... ...’ın eşi olan ...’ın, diğer vasiyetname alacaklısı ...’e ait vasiyette şahit olduğu; vasiyet alacaklısı ...’in kardeşinin eşi olan ... ... ...’ın ise diğer alacaklı ...’e ait vasiyetnamede eşi ile birlikte yer aldığı ve böylece her iki alacaklının yakınlarının çapraz olarak birbirini takip eden vasiyetnamelerde şahit olarak yer aldıkları nüfus kayıtları ile sabittir.
    Alacaklılar arasındaki el ve işbirliği bu eylemden sabit olduğu gibi, alacaklıların, başkaca tarafsız tanık bulamadıkları, birbirlerinin yakınlarını vasiyetnamelerde tanık olarak kullandıkları ve hatta yukarıda belirtildiği gibi vasiyetname düzenlenirken alacaklıların bizzat bu sırada hazır bulundukları hususları dikkate alındığında her iki vasiyetnamenin TMK’nın 536/2 maddesi gereğince şekle aykırılıktan dolayı ayrı ayrı iptalinin gerekeceği açıktır.
    14-Bütün bu açıklamalar gereğince ağır hasta, çaresiz ve ağrılar içinde bulunan mirasbırakanın hastaneden davalılar tarafından çıkartılıp İstanbul’da çok uzak bir mesafeye götürülüp, hastalığından bahsedilmeksizin sanki normal bir insan gibi rapor almak, bu raporla birlikte yine uzakta bulunan bir notere gidilip, davalıların yakınları ile birlikte vasiyetnameler düzenlenmesi açıkça kanuna karşı hile niteliğinde, hukuka, ahlak ve adaba aykırı zincirleme bir eylem niteliğinde bulunmakla, davalıların haksız kazanç elde ettiğine yönelik fikir ve eylem birliklerinin hukukça korunamayacağı ilkesi esas alınarak vasiyetnamelerin iptali gerekirken, buna yönelik açılan davaların ayrı ayrı reddine karar verilmesi açık bir yanlışlık olmakla hükmün bozulması gerektiği kanaati ile, sayın çoğunluğun kararına muhalifim.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi