3. Hukuk Dairesi 2013/19528 E. , 2014/3736 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/03/2013
NUMARASI : 2012/597-2013/189
Taraflar arasında görülen istirdat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı vekili Av.F.. E.. E.. geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı vekili Av.T.. G.. geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00"e bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davada, davalı B.. B.. elemanlarınca düzenlenen 29.06.2004 tarihli tutanakta “okunmayan kurşun mühürlü pano açılarak kontrolde sayacın normal bağlı olduğu, ancak eksik tüketim kaydedildiği görüldüğü” şeklinde tespit yapıldığı, davalı kurumca sayaç değiştirilerek müvekkili hakkında geriye dönük olarak 114.562.20.-TL.tutarında tahakkuk yapıldığını, tahakkuk tutarının 19.10.2004 tarihinde ödediği, belirtilerek müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığının ve davalıya borçlu olmadığının tespitine ve ödeme tarihinden itibaren ödenen miktarın istirdadına karar verilmesi istenilmiştir.
Davalı vekili, dava konusu sayacın Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğü’ne gönderildiğini, burada düzenlenen raporda “sayaç mühürleri ile oynanmış, mekaniksel ve elektriksel muayeneye alınmadı” şeklinde tespit yapıldığını, bu itibarla davacıya mevzuat uyarınca tahakkuk yapıldığını, sayacın bağlantılarının normal olduğunu, ancak olayda sayacın içine müdahale edildiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemenin alınan raporlar ve ceza mahkemesinin beraat kararı uyarınca davacının kaçak elektrik kullandığının ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin hükmü, 19. Hukuk Dairesinin 26.04.2012 tarih ve 2011/11119-2012/7038 sayılı kararı ile; "Hükme esas alınan bilirkişi raporu ayrıntılı incelemeyi içermediği gibi Yargıtay denetimine de elverişli değildir. Davacı işyerindeki kurulu gücün zaman içerisinde arttığı görülmüştür. Bu durumda mahkemece yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, davacı işyerindeki kurulu gücün artış oranları ile sayaç değişiminden sonraki tüketim miktarındaki artış oranları da karşılaştırılmak suretiyle davacının kaçak kullanıp kullanmadığı hususları üzerinde durularak ve tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesi ile bozulmuş, yapılan yargılama sonucunda ise; "davacının kullanmakta olduğu sayaca müdahale ederek eksik tüketim kaydına neden olduğu, bu nedenle yapılan kaçak tüketim bedeli işlemi ve hesabının yerinde bulunduğu sonucuna varılarak davacının istirdat talebi yerinde bulunmayarak davanın reddine" karar verilmiştir.
Dava; kaçak elektrik kullanımı nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir.
HUMK"nun 275. maddesi (yeni HMK 266.) hükmüne göre, genel hayat tecrübesi ve kültürün sonucu olarak herkesin bilmesi gereken konularla hâkimlik mesleğinin gereği olarak hâkimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konular dışında kalan ve çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Kural olarak bilirkişi raporu hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir.
Bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HUMK. nun 281.maddesine göre, bilirkişi raporu Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir.
Somut olayda, gerek davacı, gerekse bilirkişi raporunda davacının satın aldığı makineleri üretime katmasından kaynaklı elektrik tüketimi artışının söz konusu olduğu ileri sürülmüş ise de davacının bu savunmasına ve bilirkişi kurulunun aynı doğrultudaki görüşüne mahkemece itibar edilmemiştir. Mahkeme, gerekçesinde ilk kurulu güç ile kaçak tespit tarihindeki güç arasında 3,5 kata yakın artışın makine ilavesinden kaynaklı olabileceği, ancak zabıt tarihinden ve sayaç değişiminden sonra da iki katı aşan artışın söz konusu olduğu, davacı tarafından kullanılan elektriğin eksik tüketim kaydettiğinin ve buna da sayaca yapılan müdahalenin yol açtığı ve dolayısı ile davacı abone hakkında kaçak tüketim nedeniyle işlem yapılmasının mevcut yasal düzenlemeye uygun olduğu ve yapılan kaçak tüketim bedeli hesabınının da doğru olduğu sonucuna varılmış ve aksine olan bilirkişi görüşüne katılmak mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Kaçak elektrik tutanağı tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13.maddesi hükmünde, dağıtım sistemine veya sayaçlara veya ölçü sistemine ya da tesisata müdahele ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketimi olarak tanımlanmıştır.
Hal böyle olunca, davacının eyleminin yönetmelik kapsamında kaçak elektrik kullanımı olarak değerlendirilmesinde ve bilirkişi raporuna itibar edilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, kaçak kullanım tarih aralığında yürürlükte bulunan tarife uyarınca kaçak kullanım miktarının ve bedelinin tespiti amacıyla, alanında uzman bilirkişiden gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, anılan yön gözetilmeden eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.100 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.