10. Hukuk Dairesi 2015/23409 E. , 2018/319 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karaı tespit edildi.
İnceleme konusu davada; 10.08.2006 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralanan sigortalıya ödenen ilk peşin değerli gelir, geçici iş göremezlik ile tedavi giderinden oluşan kurum zararının bir kısmının ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2012/35 Esas, 2014/185 Karar sayılı, 13.03.2014 tarihli kararı ile hüküm altına alındığı, kararın Dairemizin 2014/14040 Esas, 2014/18977 Karar sayılı, 30.09.2014 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği, bakiye alacak için iş bu davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, mahkemece davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
HMK"nın "Belirsiz Alacak ve Tespit Davası" başlıklı 107.maddesinin 1 ve 2. fıkralarında " Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir " hükmü düzenlenmiştir
Aynı yasanın 26. ncı maddesinde " Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hakimin tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır" 33. ncü maddesinde "Hakim Türk hukukunu re"sen uygular" hükümleri yer almaktadır.
HMK m. 114/1-h bendine göre “davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması” dava şartıdır. Davacının dava konusunu talepte hukuki yararı bulunması gerekmekle birlikte dava çeşidini seçmesi de hukuki yarar kapsamı içerisinde midir? Koşullarının oluşmamasına, yani talep edilecek alacak tutarının, davanın açıldığı anda, tam ve kesin bir biçimde belirlenmesinin mümkün olmasına rağmen, bir dava, belirsiz alacak davası şeklinde açılmışsa, hukuki yarar dava şartı yokluğundan, usulden hemen reddedilmemeli; hâkim taleple bağlı olup (HMK m. 26) hukuki tavsifle bağlı bulunmadığı için (HMK m. 33), ortada örtülü bir kısmi dava da mevcut değilse (HMK m. 109), bir ara kararıyla, açılan davayı, tam bir eda davası (HMK m. 105) olarak nitelendirip görmeye devam etmelidir. (Prof. Dr. Süha Tanrıver, Türkiye Noterler Birliği Hukuk Dergisi, 2015-2, sh 9)
Somut olayda, davacı, daha önce açılıp kesinleşen rücu alacağı davasında bakiye alacağının tamamını talep etmiştir. Bakiye alacak miktarı, kesinleşen davada tam ve kesin olarak belirlenmiştir. Dava dilekçesinde anlatımı yapılan alacak, tam eda davasına konu edilmiş bir alacaktır ve davacının bu alacağını talep etmesinde hukuki yararı da vardır. Hâkim, dava dilekçesinde tanımı yapılan alacak ile bağlı olup davacının bu alacağını nitelemesi ile bağlı değildir. Hukuki nitelemede hata edilmesi ise hukuki yarar kapsamında değerlendirilemez.
Yukarıda yapılan maddi ve hukuki açıklamalar doğrultusunda mahkemece, davacının, tam bir eda davası açtığı kabul edilerek işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.01.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.