23. Hukuk Dairesi 2015/187 E. , 2015/7192 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 23/10/2014
NUMARASI : 2013/283-2014/543
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında 01.01.2012–31.12.2012 tarihlerini kapsayan özel güvenlik hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında 15 güvenlik personeli ile birlikte müvekkili şirketin davalının işyeri birimlerinin güvenliğini sağladığını, sözleşmenin fesih şartlarının sözleşmede ayrıntılı olarak belirlendiğini, ancak davalının hiçbir gerekçe göstermeksizin 11.05.2012 tarihli yönetim kurulu kararı ile sözleşmeyi 01.06.2012 tarihinden itibaren haksız olarak feshettiğini, davalı şirket tarafından fesih şartları gereği yazılı bildirim yapılmadığını, müvekkilinin sözleşmenin yüklediği görevleri sözleşme kapsamında yerine getirdiğini, sözleşmenin süresinden önce sonlandırılması sebebiyle 6 aylık ücret alacaklarının kaldığını, sözleşmenin 7. maddesinde ücret konusunun kararlaştırıldığını, buna göre 15 güvenlik personeli için aylık 24.750,00 TL olmak üzere toplam 148.500,00 TL alacaklı bulunduklarını, bu alacakları için Ankara 16. İcra Müdürlüğü"nün 2013/5526 sayılı dosyası ile başlattıkları icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının çalışanlarının işi usul ve sözleşme ile talimatlara uygun yapmadıklarını, davacının denetim görevini ihmal ettiğini, bu konuda tutanak tutulmuş olduğunu, sözleşmenin karşılıklı mutabakat sağlanarak sona erdirildiğini, keyfiyetin 11.05.2012 tarihli yönetim kurulu kararı ile yazılı hale getirildiğini ve 30.05.2012 tarihinde de davacıya bildirildiğini, sözleşme feshinin iki tarafın rızası ile yapıldığını, sözleşmenin feshine davacının sebep olduğunu, davacının talebinin tamamının davacının kazancı olarak istenmiş ise de içersinde başka alacak kalemlerinin olduğunu, davacının yoksun kalınan kârını ispatlar hiç bir delili olmadığını, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini savunarak, davanın reddine ve davacı tarafın asıl alacağın %20"sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmenin bir yıl süreli olmasına rağmen her ne kadar davalı tarafça sözleşmenin karşılıklı mutabakat ile sonlandırıldığı savunulmuş ise de, bu konuda ispat aracı sunulmamış olması nedeniyle sözleşmenin davalı şirket tarafından tek taraflı irade beyanı ile sözleşmede belirtilen süre ve şekilde fesih ihbarı yapılmaması nedeniyle haksız olarak 01.06.2012 tarihinde feshedildiği, sözleşmeyi usulüne uygun feshetmeyen davalı tarafın, davacının zararını tazminle yükümlü olduğu, davacı tarafın talebinin bakiye sözleşme süresi kadar işçilerin 6 aylık ücret alacağının tahsiline yönelik olması nedeniyle davacı şirketin talebi ile bağlı kalınarak değerlendirme yapıldığı, davacının sözleşmesinin fesih edilmesi sebebiyle altı ay boyunca alacağı toplam 148.500,00 TL hâsılattan mahrum kaldığı, ancak bunun yanında bu işi yapmaması nedeniyle 119.627,70 TL personelden dolayı yapması gereken harcama ve ödemelerden tasarruf ettiği, her ne kadar bilirkişi tarafından davacı şirketin geçmiş 3 yıllık verilerine göre işletme hâsılatının ortalama % 9"u oranında faaliyet gideri yaptığı belirlenmiş ve bu miktarda davacı şirketin tasarruf ettiği miktar olarak değerlendirilmiş ise de, bu miktarın soyut bir kavram olup, her zaman aynı şekilde gerçekleşmesinin beklenemeyeceği nazara alınarak bu miktarın mahsubu doğru görülmediği, sonuç itibariyle davacı tarafın haksız feshi nedeniyle 28.872,30 TL zararının bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça takipte işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de davacı tarafından davalı borçlunun temerrüde düşürülmüş olduğu ispatlanamamış olması nedeniyle davacı vekilinin işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, itirazın iptali davasının kısmen kabulüne, tarafların icra inkâr ve kötüniyet tazminat taleplerinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.