19. Hukuk Dairesi 2014/5867 E. , 2015/2847 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmiştir. Belli günde davacı vek. Av. ... gelmiş diğer davalı tarafından kimse gelmemiş olduğundan onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından yetiştirilen domates fidelerinin davalı şirkete teslim edildiğini, fatura bedelleri ödenmediğinden davalı aleyhine 16.12.2010 tarihli ihtarnamenin tebliğ edildiğini, davalı tarafın 21.12.2010 tarihli cevabi ihtarı ile fidelerin hastalıklı çıktığı ve süresinde ayıp ihbarında bulunulduğu hususunun belirtildiğini oysa satılan fidelerin "zirai karantina taşıma ve satış sertifikaları"ndan da anlaşılacağı üzere ayıplı olmadığını, kaldı ki, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını ileri sürerek ödenmeyen faturalar toplamı 194.954,50 TL"nin davalının temerrüt tarihi olan 29.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıdan alınan fidelerin seralara dikildiğini, düzenli bakıma rağmen hemen hastalandığını, toprağa bile hastalık bulaştığını, müvekkilinin çok fazla zarara uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkece yapılan yargılama, toplanan deliller neticesinde, davaya konu fidelerin hastalıklı olduğu ancak hastalığın mikrobiyolojik veya moleküler tanımlamalar ile tespit edilebileceği, laboratuvar analizleri sonucu ortaya çıkan ayıbın gizli ayıp nedeni ile TTK"da yer alan ayıp ihbarı sürelerinin dava konusu uyuşmazlığa uygulanamayacağı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, satıcının ayıba karşı tekeffülü hükümlerine dayanmaktadır. Taraflar tacir olduğundan somut olayda dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK"nun 25/3 ve 6098 sayılı BK"nun 198 vd.maddelerinin irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
6762 sayılı TTK"nun 25/3 maddesine göre; "Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkca belli ise alıcı 2 gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur. Diğer hallerde BK"nun 198.maddesinin 2.ve3. fıkraları tatbik olunur."
6098 sayılı BK"nun 200.maddesinde ise; "Alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı ayıbın kendisine vakdinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek mesuliyetten kurtulamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenlemeler karşısında 6762 sayılı TTK"nun 25/3 maddesinde öngörülen ayıp ihbar sürelerinden muaf tutulmak ancak ayıp konusunda alıcının iğfal edilmiş olması koşuluna bağlıdır. İğfal durumu kanıtlanmadıkça yasada öngörülen sürelerde ayıp ihbarında bulunulmadığı takdirde 6098 sayılı BK"nun 198/2 maddesi uyarınca; satılan, mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.
Somut olayda ayıbın gizli ayıp olduğu mahkemece kabul edilmiş, olayda iğfal bulunup bulunmadığı hususları üzerinde durulmamıştır. 6762 sayılı TTK"nun 25/3 md.yollamasıyla 6098 sayılı BK"nun 198/3 md.uyarınca ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde, başka bir anlatımla gizli ayıp durumunda satıcıya derhal ihbar edilme zorunluluğu bulunmaktadır. Aksi takdirde, satılan bu ayıp ile beraber kabul edilmiş addolunur.
Mahkemece belirtilen bu ilkeler gözetilmeden davalının 21.12.2010 tarihli cevabi ihtarnamesinde ayıp ihbarında bulunduğu yolundaki beyanları bakımından araştırma yapılmadan ve olayda iğfal bulunup bulunmadığı hususu incelenmeden gizli ayıp nedeniyle TTK"da yer alan ayıp ihbar sürelerinin dava konusu uyuşmazlığa uygulanamayacağı şeklindeki yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 1.100.00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.