3. Hukuk Dairesi 2013/18152 E. , 2014/1913 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BANDIRMA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/06/2013
NUMARASI : 2012/260-2013/241
Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile davalıların kardeş olduğunu, tarafların müşterek murisi S. A."ün sağlığında dava dışı Ş. D. isimli kişiye 560 ve 561 parseldeki taşınmazlarını harici sözleşme ile 7.000 TL"ye satmasına rağmen tapuyu devretmeden babaları S. A."ün vefat ettiğini, tapuyu alamayan dava dışı Ş. D."a 7.000 TL"nin davacı tarafından (tüm mirasçılar adına) ödendiğini (iade edildiğini), davalıların ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını belirterek taşınmazların rayiç değeri 25.000 TL"nin davalılardan miras hisselerine göre tahsilini talep etmiştir.
Bir kısım davalılar cevabında, davacının, murisin aldığı parayı dava dışı Ş. D."a ödediğini, müşterek olarak 2012 yılına kadar taşınmazları kullandıklarını, miktarın fazla olduğunu beyan etmişlerdir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 1973-2012 yılları arasında cari fiyat endeksi ve TÜİK"in verileri esas alınarak yapılan hesaplamada 7.000 TL"nin dava tarihindeki değeri 5.337 TL"nin davalıların miras payına göre 3.557 TL"nin davalılardan tahsiline karar verilmiş, hükmü davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından, tarafların murisi Salih Aygün tarafından dava dışı Ş. D."a harici sözleşme ile satış yaptığı 2 adet taşınmaz bedeli 7.000 TL"nın 1971 yılında tahsil edilmesine rağmen tapu devrini vermeden vefat etmesi nedeniyle mirasçı oğlu(davacı) tarafından dava dışı Şerafettin"e 01.10.1973 tarihinde 7.000 TL"nin iade edildiği, ödenen bedelin murisin diğer mirasçılarına rücu etmek amacıyla taşınmazların rayiç değerinin miras paylarına göre tahsiline yönelik 22.06.2012 tarihinde bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Enflasyon hesabına göre ödenen bedelin güncellenmesi amacıyla internet "Enflasyon Hesaplayıcısı"ndan elde edilen verilere göre 1973 yılında ödenen 7.000 TL"nin 2012 yılında 5.337 TL"ye ulaşabileceği açıklanmış ve bu belge hükme esas alınmıştır.
Davada, davacının 1973 yılında dava dışı kişiye ödediği 7.000 TL"nin davalı kardeşlerinden taşınmazların rayiç değerine göre rücuen tahsili talep edilmektedir.
Uyuşmazlık, 1973 yılında ödenen bedelin kendi kusuru ile zararın artmasına neden olan davacının uğradığı zararının davalılardan talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davacının, davalılara herhangi bir ihtarname çekmemesi nedeniyle zararın artmasına sebebiyet verdiği anlaşıldığına göre, yaklaşık 39 yıl sonra bu talepde bulunması nedeniyle ancak ödediği bedelin davalılardan rücuen tahsilini isteyebileceği düşünülmeden mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ancak temyiz eden davacının taraf sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 35,80 TL fazla alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2014 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
- KARŞI OY -
Davada, davacı ve davalıların müşterek murisi S. A. ile dava dışı Ş.D. arasında 1971 yılında düzenlenen harici satış sözleşmesi gereğince satılan tarlanın tapuda devrinin gerçekleşmemesi nedeniyle davacının kendi ve diğer mirasçı kardeşleri (davalılar) adına taşınmaz bedeli 7.000 TL"nin 1973 yılında alıcı Ş. D."a iade edilmesi nedeniyle ödenen bedelin taşınmazın rayiç değeri karşılığı 25.000 TL olarak davalı kardeşlerinden rücuen tahsili talep edilmektedir.
Davanın bu niteliğine göre BK"nun 61-66. (TBK"nun 78-82) maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanması gerekir. Sebepsiz zenginleşme, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından veya emeğinden yararlanma olarak tanımlanmıştır. Sebepsiz zenginleşme kurumunun temelinde haksız değer kaymalarının önlenmesi yatmaktadır.
Tarafların murisi S. A. ile dava dışı Ş. D.arasında düzenlenen tarla satış sözleşmesi 1971 tarihli harici satış sözleşmesine dayanmaktadır. TMK"nun 705, BK"nun 213(TBK"nun 237), Tapu Kanununun 26, Noterlik Kanununun 60.maddeleri gereğince ve HGK"nun 15.11.2000 tarih, 2000/13-1612 E.- 2000/1704 K.sayılı kararı ile taşınmazın devrine ilişkin sözleşme resmi şekilde yapılmadıkça geçersizdir.
Geçersiz satış sözleşmesi gereğince, diğerinin mal varlığına kayan değerlerin iadesi "Denkleştirici Adalet" düşüncesine dayanmaktadır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder.
Bu bakımdan, sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesine karar verilirken, taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekir.
Davacının, davalıların miras payına tekabül eden satış bedelinin 22.06.2012 dava tarihinde ulaştığı alım gününün uzman bilirkişi raporu ile çeşitli ekonomik etkenlerin, altın ve döviz kurlarındaki artışın maaş artış oranları, ÜFE artış oranı ve taşınmazın emsal değerleri dikkate alınarak bu değerlerin ortalaması sonucu oluşacak bedele hükmedilmesi gerekirken, mahkemece; internet "Enflasyon Hesaplayıcısı"ndan elde edilen verilere göre eksik inceleme sonucu hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, HUMK"nun 275.(HMK"nun 266) maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü gereğince bu konuda uzman bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesini de doğru bulmadığım için kararın bu nedenle bozulması görüşündeyim.
Yukarıda açıklanan gerekçeler göre onama kararına iştirak etmediğim hususundaki karşı oyum"dur. 11.02.2014