3. Hukuk Dairesi 2013/17656 E. , 2014/1842 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 13.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/04/2013
NUMARASI : 2011/348-2013/175
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ile davalı arasında 28/07/2009 tarihli satış sözleşmesi imzaladığını, söz konusu satış sözleşmesine göre davalının, M.. A. Mahallesi İ.Caddesi Merkez Cami Karşısı 2.kat sağdaki daireyi 126.000,00 TL bedelle müvekkiline sattığını ve 56.000,00 TL kapora bedelini de aldığını, bu bedelden 6.500,00 TL"nin müvekkiline haricen takiplerden önce iade edildiğini, icra mahkemesince iptal edilen takip esnasında ödenen miktarın da davalının borcundan mahsup edildiğini, davalının edimlerini yerine getirmediğini, aldığı bedeli de iade etmediğini, borçlu ile "Protokol ve Taahhütname" adlı belge imzalandığını, bu belgeye göre borçlunun kısmi ödeme yaptığını, kalan bakiyeyi ödemediğini bu duruma istinaden Ümraniye 2.İcra Müdürlüğünün 2010/5018 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediğini, süresinde itirazın iptali davası açılmadığını, kapora bedelini aldığına dair hiçbir açıklama ve dekontun olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
Mahkemece; davacı tarafça kendilerine ödenenlerin 40.000,00 TL"nin içinde olduğunun belirtildiği, bunun aksine dosyada belge olmadığı anlaşılarak açılan davanın kısmen kabulü ile asıl alacak olan 16.000,00 TL üzerinden takibin devamına, bu miktar için yapılan itirazın iptaline, karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, harici taşınmaz satım sözleşmesine istinaden ödenen bedelin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptâli, takibin devamı ve %40 icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.
Kural olarak kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin eda ettikten sonra bu yeminle bağlı olup, mahkemece de yemin çerçevesinde karar verilmesi zorunludur.
Somut olayda; davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili ile davalının dava konusu dairenin 126.000,00 TL bedelle satışı hususunda anlaştıklarını 56.000,00 TL kapora bedelinin ödendiğini; bu bedelden 6.500,00 TL"nin müvekkiline haricen takiplerden önce iade edildiğini, icra mahkemesince iptal edilen takip esnasında ödenen miktarın da davalının borcundan mahsup edildiğini belirterek 41.625,00 TL bakımından itirazın iptali talebiyle iş bu davanın açılmış olduğu; yapılan yargılama sırasında davalı tarafın yemin teklifini davacı tarafın kabul ederek yeminini -aynen- "...teminat senedinin 40.000 TL"sini ben gayrimenkul aldığım müteahhitten düştüm. Müteahhit ile davalının ilişkisine istinaden mahsup edildiği, benim şuan alacağım miktar 16.000 TL"dir. 16.000 TL"den avukatıma yapılan ödemeleri düşmedim bu hususta Allahım ve namusum adına yemin ederim, yeminde ısrar ediyorum" şeklinde eda ettiği anlaşılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin tetkikinden ise; alacaklı vekili ile borçlu arasında bila tarihli tahhütnamenin imzalandığı bu taahhütname uyarınca davalı borçlu tarafından muhtelif tarihlerde toplam 6.875 TL"nin davacı vekiline ödenmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece; yemin metni nazar-ı dikkate alınmak suretiyle, takipten önce davacı tarafa haricen ödenen meblağ ile birlikte müteahhitten düşülmüş olan ve davalı tarafından davacı avukatına ödenen miktarların dava dilekçesi ile talep edilen miktardan mahsubu yapıldıktan sonra hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.