Abaküs Yazılım
3. Hukuk Dairesi
Esas No: 2020/7370
Karar No: 2021/804
Karar Tarihi: 03.02.2021

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/7370 Esas 2021/804 Karar Sayılı İlamı

3. Hukuk Dairesi         2020/7370 E.  ,  2021/804 K.

    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 19. HUKUK DAİRESİ
    İLK DERECE
    MAHKEMESİ : İSTANBUL 10. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

    Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen maddi-manevi tazminat davasının yapılan yargılaması neticesinde davanın reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

    Y A R G I T A Y K A R A R I

    Davacı, Şişli"de bulunan davalı şirkete ait ... Hastanesi’ne 2011 yılı Ekim ayında bademcik ameliyatı olmak için başvurduğunu, ameliyatın başarısızlığı nedeniyle nefes alamadığını, yoğun bakıma alındığını ve hiç uyuşturulmadan boğazının yanlarının delindiğini, direnler takılarak ... Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiğini, daha sonra yakınlarının talebi üzerine ... Paşa Göğüs Hastalıkları Hastanesine sevk edildiğini, bu hastanede de boğazının yanları delinerek tedaviye edilmeye çalışıldığını, bu sırada çok acı çektiğini ve nefes alamadığını, tedavinin 4 gün sürdüğünü, daha sonra taburcu edildiğini, ancak taburcu olduktan 8 gün sonra komaya girdiğini, tekrardan ... Hastanesi Acil Servisine yatırıldığını, doktorların hastalığın teşhisini koyamadıklarını, daha sonra endoskopi çekilerek hastalığa teşhis konulabildiğini, yemek borusunun ilk ameliyat sırasında narkozcu tarafından delindiğini, ikinci ameliyatın 6 saat sürdüğünü, bu ameliyat sonrasında da nefes alamadığı ve 11 gün yoğun bakımda kaldığını, bu sürecin 20 gün devam ettiğini, sürekli bakıma muhtaç bir şekilde yaşadığını, şuur ve görme kaybı olması nedeniyle ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüğünü, burada tedavi edildiğini, direnin 20 gün sonra çıkarıldığını, tedavi süreci bittikten sonra ilk ameliyatı olduğu hastaneye giderek ameliyatı yapan doktor ile görüştüğünü, doktorun narkozcunun küçük hortum yerine büyük hortum taktığını ve bu nedenle hasar meydana geldiğini beyan ettiğini, davalı hastanenin kusurlu bir ameliyat yaptığını, ameliyat nedeniyle çok ciddi sağlık sorunlar yaşadığını, halen eski sağlığına kavuşamadığını, tek başına yaşayamaz hale geldiğini, bu zararların ruhen de yıprattığını, emekli olmasına rağmen moda tasarımcısı olarak piyasada değişik firmalara tasarım ve danışmanlık hizmeti verdiğini belirtilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00-TL maddi tazminat ile 95.000,00-TL manevi tazminatın ameliyat tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
    Davalı ...; anestezi uzmanı olduğunu, davacının ameliyatının basit bir bademcik ameliyatı olmadığını, hastaya rutin testlerin yapıldığını, operasyon ile bilgiler verildiğini, ... Hastanesi’nin anestezi uzmanının hasta olması nedeniyle kendisine o gün görev verildiğini, ameliyatın başlamasından sonra anestezi amacıyla gerekli ilaçların verildiğini, hastanın rahat nefes alması için lokal anesteziyle drenaj tüpü takıldığını, hastanın oksijenizasyonu normale döndükten sonra toraks ... ve akciğer filmi çekildiğini, daha sonra epikriz ve ... "leri ile ambulans ve doktor eşliğinde sevk edildiğini, hastanın bu süreçte karşılaştığı komplikasyonlar nedeniyle herhangi bir kusurunun olmadığını savunmuştur.
    Davalı ...; kulak burun boğaz doktoru olduğunu, davacının yapılan muayenesi sonunda bademcik üzerinde papillom adı verilen siğil olduğunun tespit edildiğini, bu hastalığın vücudun başka bölgelerinde de görülebileceğini, bu nedenle davacıya bu hususta soruyu yönelttiğini ve davacının da cinsel organında benzer bir siğilin tespit edildiğini bildirdiğini, bunun üzerine her iki bölgedeki hastalığın da aynı anda tedavi edilebileceğini söylediğini, davacının da uygun bulduğunu, hem kadın hastalıkları uzmanı hem de kendisi tarafından ameliyatın aynı anda gerçekleştirilmesinin kararlaştırıldığını, boğazından yapılacak ameliyat girişiminin usulüne uygun yapıldığını, davacının daha sonraki tedavi gördüğü hastanelerde sıkıntılı süreçler yaşadığının doğru olduğunu, anestezi işlemi ile ilgili kusuru olmadığını belirterek davanın reddini dilemiştir.
    Davalı hastane; davanın öncelikle husumet yönünden reddini, hastaya çekilen BTler sonucunda durumun göğüs hastalıkları konusunda uzman bir doktor tarafından değerlendirilmesi görüşüne varıldığından ve bu kadroda da hastanelerinde bir doktor bulunmadığından davacının ..."ya sevk edildiğini, tedavi sonrasında bir takım işlemler yaşamasının hastanenin sorumluluğunda olmadığını, hastanenin yapılan işlemlerde kusurunun olmadığını, somut olayda manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, zenginleşme saikiyle talep edilen bir miktar olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
    Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş; hüküm süresi içinde davacı tarafından istinaf edilmiştir.
    Bölge adliye mahkemesince; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK"nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacı tarafça temyiz edilmiştir.
    Dava, doktor hatasına dayalı maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup, davacı davalı hastanede davalı doktor ...’in boğazından siğil alma ameliyat işlemi sırasında diğer doktor davalı ...’nın anestezi uzman olarak anestezi işlemi hatası sebebiyle yemek borusunun yırtıldığını, bu sebeple akciğerinden ameliyat olmak zorunda kaldığını, çeşitli sıkıntılar yaşadığını belirterek, maddi ve manevi zararların tazminini istemiş, davalılar kusur ya da ihmalleri olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu 16.01.2015 tarihli ve İstanbul Üniversitesi’nden alınan 23.12.2015 tarihli rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
    Hemen belirtilmelidir ki, vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. O nedenle sağlık memuru ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastasının zarar görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özelliklerinin gözönünde tutulması, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılması ve en emin yolun seçilmesi gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir iş gören vekilden, (doktordan) tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, TBK.nın 510/1. maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Dosya içerisinde olayla ilgili mahkeme kanalıyla alınan Adli Tıp Kurumu raporunda ve İstanbul Üniveritesi’nden alınan raporda, yapılan teşhis ve tetkiklerin usulüne uygun olması nedeniyle doktora atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir. Davacı, alınan rapora ‘anestezi uzmanının ameliyat öncesi değerlendirme raporu, bilgilendirme onamı, yine amaliyat sırasındaki takip notunun dosyada mevcut olmadığını, yemek borusunun delindiğinin gizlenmesi nedeniyle ... Hastanesi’nde bu konuda müdahelede bulunulamadığını ve bu hususlarında kusurda etkili olduğunu’ belirterek itiraz etmiş ve mahkemeden konu ile ilgili yeniden bir rapor alınmasını istemiştir. Özellikle “anestezi uzmanının ameliyat öncesi değerlendirme raporu, bilgilendirme onamı, ameliyat sırasındaki takip notunun” da hastane tarafından tutulması ve dosya sunulmaması, bu hususun 23.12.2015 tarihli İstanbul Üniversitesi’nde alınan bilirkişi raporunun sonuç kısmının 1. bendinde “Davalı hastanenin mahkemenize sunduğu belgelerde hastanın ameliyat öncesi anestezi değerlendirmesi ve muayenesine ait belge bulunmamaktadır. Aynı şekilde hastanın gerek yapılacak cerrahi girişimler gerekse uygulanacak anestezi uygulaması konusunda bilgilendirilmiş ve onamının alınmış olduğuna dair belge yoktur. Anestezi sırasında tutulan anestezi kayıtlarının da dosya içeriğinde yer almadığı görülmektedir. Anestezi uygulamasına ait tüm bu belgelerin düzenlenmemiş olması veya düzenlenmesine rağmen dosyada yer almamış olması nedeniyle olayla ilgili değerlendirmemizin ifadelerden yansıyan bilgilerle yapıldığı göz önüne alınmalıdır.”şeklinde ifade ile yer aldığı anlaşılmaktadır. Sağlık memuru, hekim ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmesi gerektiği değerlendirildiğinde yukarıdaki açıklamalar ışığında davalıların sadece ağır kusurlarında değil hafif kusurlarından da sorumlu olabileceği dikkate alınarak, davacının iddiaları, davacının bilirkişi raporlarına yaptığı itirazları ve özellikle yukarıda bahsedilen anestezi uzmanının ameliyat öncesi değerlendirme raporu, bilgilendirme onamı, ameliyat sırasındaki takip notunun bulunmaması da değerlendirilip tartışılmak üzere üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak, konusunda uzman akademik kariyere sahip yeni bir bilirkişi kurulundan nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
    İlk derece mahkemesince, hekim hatası konusunda yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yapılıp karar verilmesi gerekirken, bu yönden eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, davacı tarafın temyiz itirazlarının kabulü gerekmiştir.
    İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK"nın 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, iş bu karara karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
    SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK"nın 373/1. maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun"un 371. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.02.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi