Abaküs Yazılım
Ceza Genel Kurulu
Esas No: 2015/169
Karar No: 2016/462

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2015/169 Esas 2016/462 Karar Sayılı İlamı

Ceza Genel Kurulu         2015/169 E.  ,  2016/462 K.

    "İçtihat Metni"

    Yargıtay Dairesi : 11. Ceza Dairesi
    Mahkemesi :Ağır Ceza

    Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan sanıklar ... ve ..., bu suça iştirakten sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucu, sanıklar ... ve ..."ın eylemlerinin görevi ihmal suçunu oluşturduğu kabul edilerek, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle haklarında açılan kamu davalarının 765 sayılı TCK"nun 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca ortadan kaldırılmasına, diğer sanıkların eylemlerinin ise 5237 sayılı TCK"nun 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle haklarında açılan kamu davalarının aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca düşmesine ilişkin, Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.12.2010 gün ve 149-400 sayılı hükmün katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 06.11.2012 gün ve 9424-18706 sayı ile;
    "Gümrük muayene memuru ve kolcu olan "memur" sanıklar ... ve ..."ın görevleri nedeniyle "sahte gümrük çıkış beyannamesi" düzenledikleri, bu suretle 5237 sayılı TCK"nun 204/2. (765 sayılı TCK.nun 339/1.) maddesinde tanımlanan "zincirleme biçimde memurun resmi belgede sahteciliği" suçunu işledikleri, memur olmayan diğer sanıkların ise bu suça "iştirak" ettikleri iddia olunarak dava açılmış olması karşısında; memur sanıklar açısından 4483 sayılı Yasa hükümleri uyarınca dava şartı olarak "soruşturma izni" alınması ve oluşacak duruma göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesinin gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi" isabetsizliğinden bozulmasına karar vermiştir.
    Yerel mahkeme ise 17.01.2013 gün ve 442-18 sayı ile;
    “...Mahkememizin bozulan 2005/149 esas, 2010/400 karar sayılı kararında, gümrük memuru olan sanıklar ... ve ..."in iddianamede belirtilen eylemin niteliğine göre suçlarının diğer sanıklar ile birlikte iştirak halinde sahtecilik suçunu işlediklerine dair açıklık ve kanıt olmaması nedeni ile 765 sayılı TCK"nun 230. maddesi kapsamında görevi ihmal suçunu oluşturduğu kabul edilerek dava 765 sayılı TCK"nun 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırılmış, bu nedenle 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca izin alınması yoluna gidilmemiştir.
    Bilindiği üzere TCK"nun 37. maddesinde belirtildiği şekilde sanıkların iştirak halinde suçu işlediklerinden bahsedebilmek için "söz konusu suçu işleme hususunda suçun işlenmesinden önce veya işlendiği sırada ortak bir irade ile hareket etmeleri ve suçun icrasında doğrudan doğruya etkili olan hareketleri ifa etmeleri, yani birlikte suç işleme iradesinin bulunması gerekli olmalıdır." Böyle bir halin varlığının tespiti halinde özel fail niteliği taşımayan kişi, kamu görevlisinin işlediği resmi belgede sahtecilik suçuna azmettiren veya iştirak eden kişi olarak TCK"nun 40. maddesi uyarınca sorumlu tutulabilir.
    Somut olayda gerek davaya dayanak 21.10.2005 tarihli iddianame içeriği, gerekse iddianamenin dayanağını oluşturan Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanlığında görevli Gümrük Müfettişi Rüfet Dağ tarafından düzenlenen 29.09.2005 tarih, 4 sayılı soruşturma raporu içeriği, sanıkların savunmaları, mahkememizce yapılan yargılama sonucu toplanan kanıtların değerlendirilmesi sonucu, gümrük memuru olan sanıklar ile memur olmayan diğer sanıklar arasında suça konu 26.11.1998 tarih 46388 nolu gümrük çıkış beyannamesinin sahte olarak düzenlenmesi konusunda suçun işlenmesinden önce veya suçun işlendiği sırada ortak bir irade ile hareket ettikleri, suçun icrasında doğrudan doğruya etkili olan hareketleri ifa ettiklerine dair bir kanıt bulunmadığından, memur olan sanıklar ... ile ..."in eylemleri suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK"nun 230. maddesi kapsamında görevi ihmal suçu olarak kabul edilmiş ve dava aynı Kanunun 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca yargılama sırasında dava zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca izin alınması yoluna gidilmemiştir.
    Nitekim aynı nitelikte 16.04.2007 tarihli iddianame ile mahkememizin 2007/125 esasına kayıtlı olarak açılan sahte gümrük çıkış beyannamesi düzenleme suçuna ilişkin davada aynı gerekçeler ile karar verilmiş, mahkememizin 2007/125 esas 2011/86 sayılı kararı Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanlığının 19.03.2012 tarih 2012/3418-3709 esas ve karar sayılı ilamı ile onanmış olup buna ilişkin karar ve Yargıtay 11. Ceza Dairesi Başkanlığının söz konusu ilamı dosyaya konulmuştur.
    Memur olan sanıklar ... ve ..."in eylemleri resmi belgede sahtecilik suçunu değil, görevi ihmal suçunu oluşturduğundan ve yargılama sırasında bu suça ait 765 sayılı TCK"nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan, 4483 sayılı Kanun uyarınca izin alınması yoluna gidilmemiş ve bu sanıklar hakkındaki dava, zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırılmıştır.
    Bu nedenle, diğer sanıkların eylemlerinin memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturması, 5237 sayılı TCK"nun 204/1. maddesinde yaptırıma bağlanan bu suça ait asli ve tali dava zamanaşımı süresinin aynı Kanunun 66/1-e, 67/4. maddeleri uyarınca 12 yıl olması, bu sürenin de 25.11.2010 tarihinde dolmuş olması nedeni ile haklarındaki davanın dava zamanaşımı nedeni ile düşürülmesine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir." gerekçesi ile ilk hükümde direnilmesine karar vermiştir.
    Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.12.2014 gün ve 239469 sayılı "onama" istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

    TÜRK MİLLETİ ADINA
    CEZA GENEL KURULU KARARI
    Sanıklar .... ve .....hakkında açılan kamu davalarının düşmesine ilişkin hükümler Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup, inceleme sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; kamu görevlisi olan sanıklar ... ile ... hakkında soruşturma izni alınmasından sonra tüm sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği"nin 27. maddesi uyarınca öncelikle dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun belirlenmesi gerekmektedir.
    Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.06.2012 gün ve 978-250 sayılı kararı başta olmak üzere bir çok kararında açıkça vurgulandığı gibi, yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir.
    İncelenen dosya kapsamından;
    Kamu görevlisi olan sanıklar ... ve ..."ın görevleri nedeniyle "sahte gümrük çıkış beyannamesi" düzenleyerek kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işledikleri, kamu görevlisi olmayan diğer sanıkların da bu suça iştirak ettikleri iddiası ile tüm sanıklar hakkında 21.10.2005 tarihinde kamu davası açıldığı, dosya kapsamına göre olayın iddianamede anlatıldığı gibi olduğu anlaşılmıştır.
    Buna göre, sanıklara isnat olunan eylemler, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK"nun 339/1 ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK"nun 204/2. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturacaktır.
    765 sayılı TCK"nun 339/1. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun yaptırımı üç yıldan on yıla kadar ağır hapis cezası olarak öngörülmüş olup, aynı Kanunun 102/3. maddesi uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı 10 yıl, 104/2. maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesintili dava zamanaşımı ise 15 yıldır.
    5237 sayılı TCK"nun 204/2. maddesinde düzenlenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunun yaptırımı üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüş olup, aynı Kanunun 66/1-d maddesi gereğince asli dava zamanaşımı 15 yıl, 67/4. maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesintili dava zamanaşımı ise 22 yıl 6 aydır.
    Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
    Daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 26.11.1998 tarihinde işledikleri suçla ilgili olarak, sanıkların lehine olan 765 sayılı TCK’nun 102/3 ve 104/2. maddeleri uyarınca 15 yıllık kesintili dava zamanaşımı süresinin, yerel mahkemece direnme hükmünün verildiği 17.01.2013 tarihinde dolmadığı ancak dosyanın henüz Ceza Genel Kuruluna intikal etmediği 26.11.2013 tarihinde dolduğu anlaşılmaktadır.
    Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle bozulmasına, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK’nun 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının 765 sayılı TCK’nun 102/3, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmelidir.
    SONUÇ:
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.01.2013 gün ve 442-18 sayılı direnme hükmünün, gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle BOZULMASINA,
    Ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, 1412 sayılı CMUK’nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesi uyarınca karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki kamu davalarının 765 sayılı TCK’nun 102/3, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca AYRI AYRI DÜŞMESİNE,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.11.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.


    Sayın kullanıcılarımız, siteden kaldırılmasını istediğiniz karar için veya isim düzeltmeleri için destek@ictihatlar.com.tr adresine mail göndererek bildirimde bulunabilirsiniz.

    Son Eklenen İçtihatlar   AYM Kararları   Danıştay Kararları   Uyuşmazlık M. Kararları   Ceza Genel Kurulu Kararları   1. Ceza Dairesi Kararları   2. Ceza Dairesi Kararları   3. Ceza Dairesi Kararları   4. Ceza Dairesi Kararları   5. Ceza Dairesi Kararları   6. Ceza Dairesi Kararları   7. Ceza Dairesi Kararları   8. Ceza Dairesi Kararları   9. Ceza Dairesi Kararları   10. Ceza Dairesi Kararları   11. Ceza Dairesi Kararları   12. Ceza Dairesi Kararları   13. Ceza Dairesi Kararları   14. Ceza Dairesi Kararları   15. Ceza Dairesi Kararları   16. Ceza Dairesi Kararları   17. Ceza Dairesi Kararları   18. Ceza Dairesi Kararları   19. Ceza Dairesi Kararları   20. Ceza Dairesi Kararları   21. Ceza Dairesi Kararları   22. Ceza Dairesi Kararları   23. Ceza Dairesi Kararları   Hukuk Genel Kurulu Kararları   1. Hukuk Dairesi Kararları   2. Hukuk Dairesi Kararları   3. Hukuk Dairesi Kararları   4. Hukuk Dairesi Kararları   5. Hukuk Dairesi Kararları   6. Hukuk Dairesi Kararları   7. Hukuk Dairesi Kararları   8. Hukuk Dairesi Kararları   9. Hukuk Dairesi Kararları   10. Hukuk Dairesi Kararları   11. Hukuk Dairesi Kararları   12. Hukuk Dairesi Kararları   13. Hukuk Dairesi Kararları   14. Hukuk Dairesi Kararları   15. Hukuk Dairesi Kararları   16. Hukuk Dairesi Kararları   17. Hukuk Dairesi Kararları   18. Hukuk Dairesi Kararları   19. Hukuk Dairesi Kararları   20. Hukuk Dairesi Kararları   21. Hukuk Dairesi Kararları   22. Hukuk Dairesi Kararları   23. Hukuk Dairesi Kararları   BAM Hukuk M. Kararları   Yerel Mah. Kararları  


    Avukat Web Sitesi