20. Hukuk Dairesi 2017/8110 E. , 2017/7804 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yerel mahkemece verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 11/04/2017 gün ve 2015/14053 E. – 2017/3109 K. sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiş, süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar; 29.08.2007 tarihli dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri ... ilçesi, ... köyü ... mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu ileri sürerek 4721 sayılı Türk Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir.
Mahkemece, kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve ... köyü, ... mevkiinde kain fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 21.04.2008 tarihli raporda (A) harfi ile işaretli 80.000 m²"lik taşınmazın davacılar adına verâset ilâmında belirlenen hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmiş; davalılar Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, hüküm Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 04.07.2011 tarih ve 2011/4548 E. - 8640 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında özetle; “Yörede yapılan kadastro çalışmalarında tescil harici bırakılan çekişmeli taşınmazın üzerinde ... Drenaj Kanalı bulunduğu ziraat bilirkişisi raporundan anlaşılmasına göre husumetin Hazine, Orman Yönetimi ve köy tüzel kişilerinin yanında ..."ye de yöneltilmesi gerektiği, taraf teşkilinin davanın görülebilme koşulu olduğu, bu nedenle, husumetin ..."ye yaygınlaştırılması gerektiği " belirtilmiştir.
Mahkemece Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu davanın kabulüne dair verilen karar, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 14.11.2013 tarih ve 2013/4083 E. - 10104 K. sayılı kararı ile bozulmuştur.
Hükmüne uyulan bozma kararında; ""Davalı Hazinenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi olduğu ve senetsizden iktisap edilebilecek taşınmaz sınırının sulu tarım arazisinde 40 dönümü geçemeyeceği şeklindeki temyiz itirazının yerinde olduğu, mahkemece davacılar açısından araştırma yapmakla yetinilerek murisleri adına yöntemince senetsizden kazanma araştırması yapılmadığı, davacılar dava konusu taşınmazı 1986 yılına kadar murislerinin kullandığını, murisin ölümü ile de kendileri tarafından zilyet edildiğini ileri sürdüklerine göre, 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen ikinci fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu ve ilgili kadastro müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak, gerektiğinde tespit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmesi, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi"" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece Yargıtay bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu; davanın kısmen kabulüne fen bilirkişinin 13/12/2012 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 41.901 m2"lik kısım ile (B) harfi ile gösterilen 31.726 m²"lik kısmın ayrı ayrı parsel numaraları verilmek suretiyle tarla vasfıyla
davacılar adına ..."in veraset ilâmındaki belirlenen hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davalılar Hazine, ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairenin 11/04/2017 gün ve 2015/14053 E. – 2017/3109 K. sayılı ilamıyla onanmış, davalı Hazine vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.
Dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 23.09.1969 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucunda tescile konu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak; hükmüne uyulan bozma ilamında 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40/100 dönüm kısıtlama araştırması yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtildiği ve çekişmeli taşınmazlar davacılara miras bırakanları ... oğlu ..."den ... intikal ettiği halde mahkemece anılan yasal düzenlemedeki sınırlamalar aşılarak karar verilmiştir.
Hükme dayanak yapılan ziraat bilirkişi ... tarafından düzenlenen 24.04.2015 tarihli ek raporda; tescile konu taşınmazın (A) ile işaretlenen 41.901m2 yüzölçümlü kesiminde çeltik ekimi yapıldığı, (B) ile işaretlenen 31.726m2 yüzöçümlü bölümünde ise soya tarımı yapıldığı ve kavak ağaçlarının bulunduğu, yola paralel olan ... ait drenaj kanalından biriken drenaj suyunun davaya konu taşınmazı ikiye bölen ..."ye ait drenaj kanalının yola yakın yerinde set kurmak suretiyle içeriye motopomp vasıtasıyla aktarıldığı ve burada biriken su ile çeltik tarlası olarak kullanılan kısma yine motopomp vasıtasıyla salma sulama ile çeltik tavalarına aktarıldığı, fen bilirkişi tarafından düzenlenen krokili raporda (A) ile işaretlenen 41.901m2 yüzöçümlü taşınmazda kanaldan yapılan sulama ile çeltik tarımı yapıldığından sulu tarım arazisi olduğu (B) ile işaretlenen 31.726 m2 yüzölçümlü taşınmazın ise kuru tarım arazisi olduğu belirtilmiştir. Nevar ki tescile konu (A) ve (B) ile işaretlenen taşınmazların ortasında ... ait drenaj kanalı, doğusunda ise ... ait sulama kanalı bulunduğu halde hükme dayanak anılan ziraat bilirkişi raporunda (B) ile işaretlenen taşınmazın hangi sebeple kuru tarım arazisi olduğu yönünde açıklama yapılmayıp soyut olarak kuru tarım arazisi olduğu belirtilmiştir.
5403 sayılı Kanunun 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi; tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklanmıştır.
Bu sebeple 3402 sayılı Kanunun 14/1 maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine istinaden aynı çalışma alanında sulu toprakta 40, kuru toprakta ise 100 dönüm taşınmaz verilebileceğinden mahkemece (A) ve (B) ile işaretlenen taşınmazların 5403 sayılı Kanunun 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümleri gözetilerek sulu veya kuru tarım arazisi olup olmadıkları araştırılmalı, oluşacak sonuca göre 3402 sayılı Kanunun 14/1 maddesindeki sınırlamalar gözetilerek karar verilmelidir.
Açıklanan bu durum davalı Hazine vekilinin karar düzeltme dilekçesi üzerine yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından Dairenin maddi yanılgıya dayalı onama ilamının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazine vekilinin karar düzeltme istemin kabulüyle, Dairenin 11/04/2017 gün ve 2015/14053 E. – 2017/3109 K. sayılı onama kararının kaldırılarak, yerel mahkemenin 10/06/2015 gün ve 2014/28 E. 7-2015/167 K. sayılı kararının BOZULMASINA 16/10/2017 gününde oy birliği ile karar verildi.